DİKKAT ! BU BİLGİ TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR

SANAL KİTAPLARIMIZ DİZİNİNE DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

GÜRSEL YAYINEVİ SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

1

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

 

İÇİNDEKİLER
Mahmut Selim GÜRSEL TAKDİM
Hayat Hikayesi
BİR HAYAL
HAYAT SENDROM’U
BOMBA
TAKTİR
BAŞÖRTÜSÜNDE EVRENSELLİK OLMALI
YÜZYILLAR ARASI SAVAŞ
ÇORUM BARAJI
SALİM BEY KONAĞI
ZÜMRÜTTÜ ANKA KUŞU
ÇOCUKLARA ARMAĞAN
BEN HAYATTAN GEÇTİM
ŞEYMA
KÜFLÜ ŞİİRLERİM
AKIL
AZAP
BAYKUŞ

 

 

 



 

 
Çalışma TELİF ESERİDİR izin almadan kullanmayınız!
Hazırlayan Mahmut Selim GÜRSEL
corumlu2000@gmail.com
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.

 01

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

KİTAP ismi  Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

TAKDİM           

Bir kitabın doğması, o kitabı yazmaya kalkan kişinin amacına ve bilgi birikimine göre değerlendirilmesi uygun olarak görülmelidir.

            Elinizde bulunan bu çalışmanın sizlere ulaşması için günlerini veren bu çabası için şükranlarımı sunarken, bu çalışmada da benim ufacık bir katkımın da bulunması beni bahtiyar etmiştir.

            Bu çalışma ile sizlerde bazı bilgileri edinmiş ve faydalanmış olarak uzun yılların birikimlerinden aydınlanacağınızı göreceksiniz.

            Bilgi; yazılmadıkça kaybolmaya açık birikimlerdir. Her insan bir kitaptır; onu okumamız gereklidir.

            Tanımadığımız ve anlamadığımız kişiler hakkında nasıl kararlar veremezsek; bir çalışmayı da incelemeden, okumadan karar veremeyiz. 

Mahmut Selim GÜRSEL  

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 02

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

Tülay BİLGİN

1974 Çorum doğdu.
Tanyeri İlkokulunu okuduktan sonra çeşitli sanat dallarını öğrendi. Isparta da on yıl hayatını devam ettirdi. 2003’te tekrar Çorum’a yerleşti.
Açık öğretim ile bu zaman zarfında Orta Okulu, Liseyi bitirdi.
1990 yılında evlendi; üç çocuk annesidir.
Şiirleri ve hikâyeleri bulunmaktadır. 2008den bu tarafa düzenli yazı yazıyor.Çorum’da çeşitli dergi ve gazetede şiir ve yazıları yayınlandı. Çeşitli yarışmalara katıldı.
Yayınevimizin sanal yayınlanmış dergilerinde yazıları bulunmaktadır.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 03

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR HAYAL

Yüreğimdeki deryaya
Daldım futursuzca
 
İnin-ce derine
Vurgun yedim yeniden
 
Al kan olup yüreğimden
Süzüldün her dem
 
Bir hayal ruhumdan
Döküldü aklımdan
 
Bir ruk ellerimden
Kaydı geceden
 
Bir kül dumansız
Poyraz götürdü seherden

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 04

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

  HAYAT SENDROM’U
Kadınlar kocalarının kıymetini bilirler ve hep Allah başımızdan eksik etmesin diye dualar ederler.
Evin emekçisi kadın bilumum tüm işlerden anlar.
Yemekçisi
Bulaşıkçısı
Süpürgecisi
Çamaşırcısı
 Ütücüsü
Çaycısı
Meyvecisi
Bilumum tamirat işleri
Çocuk bakımı
Çocuk eğitimi
Yıllık temizlik bakım ve onarım
Pazar alış verişi
İç işlerinden sorumlu aile bakanı(tabii ki sözü geçiyorsa)
Erkeğin zaman bulamaması sebebiyle büyük ebeveynlerin işleri de kadına yıkılır. Kendi annesi, babası, kayın valide kayın pederi derken günün rekortmeni kadın her işi yoluna koyar.
Bunların birçoğunu, günlük yapmak zorunda olan kadın yoğun bir çaba sonunda işlerini yoluna koyarak akşama güzel bir sofra hazırlar. Üzerini değiştirir evin hizmetçisi gitmiş yerine hanfendisi gelmiştir.
Akşam yemeğinde buluşan aile bireylerinin ilk Sendrom’u başlar.
Çocuklardan biri de olsa, damak tadına uygun sofrada yemek bulamaz ve sofraya oturmak istemez.
Babanın çabasıyla zorla yemek yedirilir.
Yemeklerin birçoğuna kusur bulunur. Akşam yemeğinde kadının ilk sarsıntısını yaşar.
Büyük bir maraton sonunda yine hayata devam eder moral verir etrafına gülücükler dağıtır, pozitif sulara yelken açar.
Evin reisi akşama kadar çalışmıştır. Dışarıya çıkıp hava almak ister. Evde sıkılan çocuklar başlar kavga etmeye. Şefkatli yüreğiyle bir sabreder ikincisinde ses denemesiyle herkesi muma çevirir.
Gece reis eve gelir ve kadın harpten çıkmışçasına dinlenmek ister. Birazda eşine nazlanır söylenir.
Akşama kadar ne yaptın da birde dırdır ediyorsun der.
Kadının bütün hayalleri yıkılmıştır. Beğeni ve takdir için gayret eden kadının Uzun koşu maratonunun sonunda şikeyle madalyası elinden alınmıştır.
Yedi şiddetindeki deprem önceleri yıkmaz. Zaman aşımıyla devreleri yanar. İşlevini kaybeder. Bir daha eski halini almaz. Takdir ve beğeniyi karşımızdaki insanlara sunmak çok kolay bir teşekkür ve bir gülümseme yıkımı önler.

 

 
BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 05

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BOMBA
 
Bu ayaklı bomba
Aman sakın yaklaşma
 
Geziyor, hali hazırda
Pimine sakın dokunma
 
Barutla dolmuş içi
Sanki dokunsan patlayacak ruhu
 
Hep uzağında dur
Tehlike var yakınında
 
Patlamaya hazır ayaklı bomba

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 06

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

TAKTİR
 
Sevgi ve mutluluk kitli bir hazine
Saklanmış ruhların derinliğine
 
Arayan bulur demiş atalarımız
Hazineler zor bulunur, kıymetli olur
 
Mutluluk olmayınca
Sağlığın paranın anlamı yok
 
Mutsuzluğun adresi, çok açık çok
Her gören dalar, gözü karanlık
 
Hazinen anahtarı çok kolay
Tanrıyla olan diyaloglarımız
 
Mutluluğun sebebi bizde tartışmasız
Sevgi saygı takdir bunları yaparsan gerisi kolay gelir.

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 07

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BAŞÖRTÜSÜNDE EVRENSELLİK OLMALI
Başörtüsünde evrensellik olmalı. İslam kötü söze kötü görüntüye izin vermemiştir.
Başörtüsü kaygılarını dile getiren insanlara hak veriyorum. Tam olarak kendilerini ifade edemediklerini düşünüyorum. Bütün kapıları kapatmaları, açık kapı bırakmamaları da durumu ortak bir noktada buluşturmuyor.
Başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşayım:
Bir gün hastaneye gittiğimde gördüğüm manzara içler acısıydı.
Gizlilik esastır ilamda  ama gel gör ki kollar sıvanmış ayakta terlik bir garip görüntü . Bu ki mescitle karıştırmış olacak hastaneyi. Başörtüsü maksadının dışına çıkmış elemanlar. Yazmalı çaycılar. Çok özür diliyorum. Bir işyerinde hizmetli bile olsa kurallara uymak, belli bir renkte düzgün bir şekilde takılmak zorundadır. İslam’da bunu emreder zaten. Durum böyle olunca başörtüsü kaygılarının yersiz olmadığını bende savunuyorum. Bu kaygılarımızın düzgün bir şekilde kanunlaştırıldığında herkesin uyacağına da çok iyi inanıyorum.
Üniversite de baş bağlama tekniğine gelince:
Baş bağlama biçimi çok suiistimale uğrayabilineceğinden tarihte gördüğümüz gibi. Tedbir almak istedi “Birileri” anlamak için, biraz geriye gittiğiniz zaman ne demek istediğini anlayacaksınız. Bundan sekiz sene önce üniversite kapısı herkese açıktı.
Özgür bir şekilde okulunu okuyan gençler, tefrite düştü. Takvayı yaşamaya kalktı, tekrar aynısı olmasın diye “Birileri” bu yasa tasarısı ön tedbirdi radikal kesim ayağa kaldırdı.
Bir düşünün, sağduyuyla hareket etmek gerektiğini savunuyorum. Hak vereceksiniz, kanunun tasarısının neden çıkartıldığını anlayacağız.
Eleştiriler dikkate alınırsa olumlu olacağına inanıyorum. Kanun, kapsamlı elden geçirilir düzeltilir iki tarafın kaygıları göz önünde bulundurulursa, ortaya düzgün bir kanun çıkacaktır.
Uzlaşmak için iki tarafın ortak noktası bulunması için iki kesimin kendini ortak uyum içinde toplumsal refaha katkıda buluna cağını unutmaması gerekiyor. Her iki tarafta aşırılıktan uzak sade ve anlayışlı bir düşünce ufkuna yelken açmamız gerekiyor. Milletimizin refahı için şart olduğunu kabullenmesi ve uygulama da yine kendimizin rahat edeceğini unutmadan evrensel bir hayat çizgisi yakalamamız dileğiyle.
Hoş gören, Hoş görülür !"

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 08

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

YÜZYILLAR ARASI SAVAŞ
            Tarihin yeni bir yüzyılla karşılaşması hiçte sıcak olmadı. Asırlar arasında soğuk rüzgârlar esiyor.1930 lar ve 2000 lerin arasında kara kediler girmişe benziyor. Tarihin şimdiki zamanla buluşması en çok 1930 luları etkiliyor. Sıcak samimi, iyi niyetin ön planda olduğu samimi dostlukların kurulduğu zaman dilimi geride kaldı. Şimdiki zamana ayak uydurmakta o kadar kolay değil. Nesil çatışması konmuştu adı.
Sıcak insan ilişkilerinin, soğuk kişisel çıkarlara bırakmakta olduğu asır kendini tarta bilecek miydi? Otuzlu kuşak, yeni nesile hesap soruyor, bu gidiş nereye? Nesil çatışması, yerini nesil savaşına bıraktı.
Bu zaman tünelinde sabrın azaldığı, anlayışın hoşgörünün tükendiği bu dönem insana yeni bir zihin yakıtı icat ediyor. Bu asırda; bu yakıtı hemen hemen kullanmayan yok gibi.(İstisnalar hariç)istesek te istemesek te o tünele girdik bir kere. İkili ilişkilerin resmileştiği, kişisel çıkarların ön plana çıktığı, sosyal statünün yükselmesi, yaşam standartlarının mükemmelleşmesi insanları birbirinden uzaklaştırdı. Zihin yakıtımız ister istemez hep mükemmellik oldu. Maneviyatın buz gibi erimeye devam ettiği bu asır bize tokat gibi çarptı. Psikolojik sorunlar gençlerde çığ gibi büyüdü. Hedef kitlenmesi, mükemmeliyetçilik gibi sorunlar doğdu. Bunlar asrın acı gerçekleri. Bize kültürümüzü kaybettiren ne? Teknolojimi, Yeni bir yüzyıl olması mı? Yoksa kültürümüzü taşıyamadığımız mı?
Bu asırlar arası çatışmada bir birini anlayan ve hoş görünün hâkim olduğu bir asır olması. Her iki neslinde, birbirini anlaması dileğiyle. Nesil çatışması değil de, nesiller arası diyalog olsa daha güzel olmaz mı? Bu savaşın barışla bitmesi müreffeh bir hayat diliyorum.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 09

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

ÇORUM BARAJI

Çorum’da şöyle bir geziye çıkalım dedik. Uzun zamandır da gitmiyordum. Barajı gezmeye gittik, baraj çok güzel dolmuş. Bu küçük gölü görünce susuzluk korkumuz kalmadı. Etrafında gezdik gün batımını seyrettik. Harika bir Dinlenme spor alanı Çorum için önemli bir bölge.
Bir taraftan da kanallara gözümüz takıldı. Kanalları toprak doldurmuş. Barajda gırtlağına kadar dolu bu yağmurlarla taşması an meselesi. Türkiye’de sellerin birinci kaynağı su kanallarının kapalı olması ya da yok edilmesi.  Kâinatın bir dengesi var. Dere yataklarına su gelmeyecek diye bir şey mi var. Su olmadığında o bölgeleri farklı amaçlarla kullanıyorlar, ya da kapatıyorlar. Sellerin can aldığı şu günlerde. Su baskının tedbiri kanalları acilen açmaktır diye düşünüyorum. Yoksa yağmurların barajı taşırması an meselesi. Hayat örnekler veriyor.
İnsanlara ben geliyorum diye önce ayak seslerini gönderiyor.
BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 10

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

SALİM BEY KONAĞI

Bin sekiz yüzlü yılların sonu bin dokuz yüzlü yılların başı. Çorum’un hatırı sayılan beylerinden Salim Bey Konağının büyük bir avlusu vardı, avlunun içinde büyük bir havuz etrafında özenle dikilmiş çiçeklerle bir cennet bahçesi gibiydi. Çorumun tek ana caddesiydi buda konağın bulunduğu cadde idi. O zamanlar ekin tüccarlığı yapıyordu Çorumun yerli halkı. Çorumun ekin pazarı da bu cadde üzerinde idi. Develere yüklenmiş ekinler getirilir konağın duvarının hemen yanına yığın yapılırdı. Develerin sırtından ekinler indirilince yükü boşaltılmış hayvanlar dinlendirilirdi. Salim Bey Çorumun önde gelen sözcülerindendi misafirleri hiç eksik olmazdı. Konakta bir gün bir tatlı telaşa başladı. İsmet İnönü Çorum’a geliyordu ve Salim beyin misafiri olacaktı.
Hemen hazırlıklar başladı konakta çalışanlar çoktu. Konağın arabacısı, dadısı, hizmetlileri herkesi bir tatlı telaşa almıştı. İsmet Bey Konağa teşrif ettiler. O zamanlar Çorum yeni yeni büyüyordu. Siyaset önemliydi. Şimdinin milletvekili statüsündeydi Salim Bey. İnönü’yle Önemli meseleler görüşüldü, yenildi içildi. O gün bir telaşa daha vardı konakta. Doğum bekleniyordu. İnönü doğan kız bebeğinin ismini ismet konulması istemişti. Bebeğe ismet adı verildi.
Bu misafirlik önemli kararlar alındıktan sonra At arabasıyla Çorum’u gezen İnönü o zaman Çorum’un Anadolu'da önemli şehirlerden biri olacağını vurgulamıştı. Salim beyin kızı Şükran Hanım bu evde başlayan hayat öyküsünü küçük anekdot’larla anlattı.
Milli Bayramlarda sokaklara meşale yakılırdı. Atlı süvarilerin tören geçiti çok güzel olurdu. Atların geçit gösterisinde nal seslerindeki ritim görülmeye değerdi. Meşaleler eşliğinde çok güzel bir görsellik oluştururdu. Şimdi o günleri çok özlüyorum. Bu konaktan nişanlanıp Yakın tanıdığı aynı zamanda akrabası olan eşinin konağa gelin gittiğini anlattı. Hatıralar canlanırken bizde o anıları yaşar gibi olduk. Konak ikinci bir kere el değiştirdi ve yine Salim İsminde bir zatı muhterem aldı şu anda onun torunları işletmeciliğini yapıyorlar.
BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

11

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

ZÜMRÜTTÜ ANKA KUŞU

Sen, zümrüttü Anka kuşu.
Bir efsane,
Kaf dağının prensesi!
Asilliğinle,
Sevdiklerini büyüleyen bir esinti;
Ateş küllerinden dirilen,
Zümrüttü Anka kuşu.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 12

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

ÇOCUKLARA ARMAĞAN

Savaştan hemen sonra,
Vatanımız kurtulunca.
Savaştan kalan,
Çocuklar bayram yaptılar.
 
Acıların izleri,
Kimi şehit, kimi gazi,
Öksüz, yetim çocuklar.
Hepsi bayram yaptılar.
 
Yaralı nesiller yerine,
Cesur nesillere,
Önce vatan,
Sonra bayram hediye!

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 13

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BEN HAYATTAN GEÇTİM.

Ben hayattan geçtim.
Hayat benden geçmedi!
Ölüm bana helalde,
Azrail gelmedi!
Kastım cana değil.
Tene degen toprağa.
O zaman kavuşur cana.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 14

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

ŞEYMA

İstanbullu bir kız tanıdım
Güzel mi güzel, biraz nazlı, biraz edalı
 
Aydan ışık yüzü, güleç gözü.
İstanbullu bir kız tanıdım
 
Kız kulesinde oturur saçlarını rüzgar götürür
Uzaklara dalmış bakar, güneş yüzünde açar
 
Şehla bakışlım, sevda tokalım
Salında gez, İstanbula eş
 
Yüreği gül gül, açar
Bülbüller hayran hayran bakar
 
Bir bahçedeki; sevenleri hep var
Şakısın bülbüller, namesini kendi besteler
 
Yağdı yağmur açtı gül, Gül bağında bülbül
Mutluluk bestesiyle güldür

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

15

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

KÜFLÜ ŞİİRLERİM

Yeşildir salkım yaprakları
Dökülür incinmiş gözyaşları
Meyvede verse, gönülsüz
Gölgesinde uyutmaz fütursuz
 
Olgunlaştıkça düşer daldan
Dibinde oturup ta aldanma
Tatsız tuzsuz bir garip yemiş
Küf tutmuş kelimelerin dili
 
Şiir kara toprağa düşmüş
Örtüyor güneş üstünü
Derdi içinde söylemiyor sırrını
Nerde benim o sözü efkârım
 
Nerde o benim küflü şiir sandığım
Saklasan da yüreğin çırpınıyor
Saklamasan da gönlün yanıyor
Nerde benim küf tutmuş şiir sayfalarım
 
Nerde hayat ağacımın salkım yaprakları
Nerde o yüreği harman yeri
Nerde o topladığı tüm sam yelleri
Nerde benim o başak sarısı vezin şiirlerim
 
Toplayıp hüzün-e dair her rengi
Yanık harman yerindeki buğday tozu
Temmuzun yakan güneşi
Hepsini topladım, şiir destemin yok bereketi
 
Aslında küf yüreğimde
Yıllanmış mahzen zifiri gecede
Üzerlik otu astım gönül kapıma
Küflü çömlek sakla beni bu satırlarda

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 16

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

AKIL

Akıllara kilit vurulmuş,
Kimse kullanmıyor.
Kullanana deli demişler.
Kullanmayana velii demişler.
Kilitmi? problem.
Yoksa bahanesimi!
Kilitleri açmak için,
Bu kadar çilingirci varken,
Bu inat niye?
Akıl - akıl -akıl,
Kimse sana başvurmaz mı.
Kimse seni saymaz mı.
Aklın; kilidi nefis,
O da her işi bitirmiş.
Akıl -akıl -akıl, nerdesin.
Kilitleri kim! kırıpta sana gelsin.
Varsa babayiğit odur aklını kullanan.
Akıl buya,ardına saklanan.
Çık Babayiğit; aklınla yaşa.
Hazine sende, boşa sağda solda arama....

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

 17

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

AZAP

Dünya'da,

Varmı?

Benden,

Başka!

Hasta,

Can!

Bilemem!

Bildiğim,

Tek gercek,

Ölüm!

Şifa,

Getirecek.....

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BİR SONRA Kİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

   18

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

BAYKUŞ

Baykuş'lar öter, bacada.
Matem var yuvada.
Ölümün yüzü; çeşit çeşit
Öter baş ucunda.
Yuvadan sesler gelir.
Sesler boş, kafa karıştırıyor.
Harabelere konar, baykuşlar.
Yalnız yaşarlar.
Her ölünün arkasından yas tutarlar.
Gece yaşar, gece avlanırlar.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN KULLANMAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ Sayfaya dönmek için tıklayınız

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

DİKKAT ! BU BİLGİ TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR

SANAL KİTAPLARIMIZ DİZİNİNE DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

GÜRSEL YAYINEVİ SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

1

 
 Hukuka, Yasalara, Telif  ve Kişilik Haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.

1

Gizlilik şartları ve Telif Hakkı © 1998 Mahmut Selim GÜRSEL adına tüm hakları saklıdır. M.S.G. ÇORUM