DİKKAT ! BU BİLGİ TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

 
TAKDİM
HAYAT HİKAYESİ
GEÇTİ BOR’UN PAZARI SÜR EŞEĞİN NİĞDEYE (DEDİRTMEYELİM)

 01

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

TAKDİM           

Bir kitabın doğması, o kitabı yazmaya kalkan kişinin amacına ve bilgi birikimine göre değerlendirilmesi uygun olarak görülmelidir.

            Elinizde bulunan bu çalışmanın sizlere ulaşması için günlerini veren bu çabası için şükranlarımı sunarken, bu çalışmada da benim ufacık bir katkımın da bulunması beni bahtiyar etmiştir.

            Bu çalışma ile sizlerde bazı bilgileri edinmiş ve faydalanmış olarak uzun yılların birikimlerinden aydınlanacağınızı göreceksiniz.

            Bilgi; yazılmadıkça kaybolmaya açık birikimlerdir. Her insan bir kitaptır; onu okumamız gereklidir.

            Tanımadığımız ve anlamadığımız kişiler hakkında nasıl kararlar veremezsek; bir çalışmayı da incelemeden, okumadan karar veremeyiz. 

Mahmut Selim GÜRSEL

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 

 

 

 

https://gurselyayin.com

 

 

 

 

 

 02

KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  Mahmut Selim GÜRSEL
 
GÜRSEL YAYINEVİ ve ÇORUMLU DERGİSİ SAHİBİ
 
1947  tarihinde babamın subay olarak bulunduğu Erzurum'da bir at arabasında doğum evine giderken doğmuşum. Babam  Eminsu Ali Rıza Gürsel,annem ise Fahriye hanımefendi idi. 
 
İlkokula İskenderun'da başladım. Ankara' da bitirdim. Ankara Yenimahalle  Ortaokulunun birinci  sömestrsinde  babamın  emekli olmasından dolayı 1960 yılında Çorum'a gelince Atatürk Ortaokuluna devam ettim. Babamın "oku da oğlum ceketimi satar  seni  okuturum" diyerek bana yaptığı nasihatleri ters tepki  yaptı. İlkokul sıralarında okuyarak pilot olmanın düşlerini kurardım. Bu hayalim gerçekleşmedi. Babamın baskısı karşısında babama okumuyorum diyerek okulu birinci sınıfta bıraktım. Marangoz çırağı olarak Azmi Başar ustanın yanına girdim.  Askere gidene kadar ustanın yanında çalıştım. 1967 tarihin de askerlik dönüşü, 28 Mart 1969 Ankara  Emniyet   Müdürlüğüne teknisyen  olarak göreve  başladım.  Ortaokulu dışarıdan 2 yılda bitirdim 09 Ekim 1972  tarihinde polis memuru olarak Ankara'da altıncı şube ve kara kollarda çalıştım. 16 Eylül  1973  tarihinde  Selma (Kurşuncu) Hanımefendi ile evlendim.  10 Temmuz 1978 yılında ayında naklen Çorum İl Halk Kütüphanesine Memur olarak geçtim.  Dışarıdan  Çorum Ticaret Lisesini iki yılda bitirdim. Kendi kendime Osmanlıcayı öğrenmeye uğraştım, Hat sanatı ile biraz ilgilendim 150 ye yakın Ser levham var, Çorum Güzel Sanatlar Galerisinde  ve Kütüphane salonlarında bu levhaları sergiledim.  03 Ağustos 1988 tarihinde İl Halk Kütüphanesi Müdür yardımcılığına atandım. 
 
1990  tarihinde ilk kitabım olan Dewey Onlu Tasnif isimli kütüphanelerdeki kitapların tasnifi yapılan kitabı 10 yıllık bir araştırma ve çalışma iye "Alfabetik Onlu Tasnif Fihristi (Dewey)" kitap haline getirip Kültür Bakanlığına sundum.   Kitabımdan Türkiye'deki bütün kütüphanelere  dağıtılmak  üzere 1000 adet satın aldılar.
 
 
Marangozluk,oymacılık, polis memurluğu,memurluk  ve  idarecilik yaptım. Her çalıştığım meslekte çeşitli önemli olaylar oldu ise de son çalıştığım kurumda  bence en önemli bir hatıramı anlatmak istiyorum: Kütüphanedeki çalışmalarım  ve " El  Yazması Kitapların Çorum'da kalması için verdiğim  çabalar neticesinde  Bitlis Tatvan’a tayin edilme olayım beni çok yıktı. Fakat bu  üzüntümün  boş olduğunu  zamanla  gördüm. Rabb’imin  izni  ile Hacca gitmek nasip oldu, iki kitap daha yayımladım ve elinizde bulunan bu derginin çıkmasına vesile oldum. Mesleklerin  insanlara sağladığı maddi avantaj olarak,evinizi geçindirecek,namerde muhtaç  etmeyecek  avantajından  başka,manevi olarak;sizin yaptığınız işlerle ilgili karşılaştığınız problemleri değerlendirirseniz avantajların neler olabileceğini hayat okulundan  öğrenmiş  oldum.
 
1993 yılında Türkiye'deki bütün kütüphanelerde bulunan " El Yazması " kitapların Ankara Milli Kütüphanesine toplanma kararı veren Kültür Bakanlığına karşı Çorumlu hemşerilerimi haber dar ettim, mahalli radyodan ve gazeteler ile parti il Başkanlarını ile Millet Vekilimiz Adnan Türkoğlu ve Belediye Başkanımız rahmetli Turan Kılıççıolu'nun destekleri ve diğer kuruluşların da katkısı ile "El Yazma kitapları" Çorum'da kaldı. Açık öğretim için üniversite sınavlarına girip kazandım. İkinci sınıfta iken Çorum'a tam teşekküllü bilgisayar ortamında bir kütüphane kazandırmaktır. Yazma kitapların korunması ve Çorum'da kalması için yaptığım girişimim yüzünden 25 Nisan 1994 tarihinde Tatvan Bitlis'e Müdür olarak tayinim çıktı, tayin edildiğim yere gitmeyerek emekliliğimi istedim.
 
1994 Tarihinde nasip oldu eşimle birlikte Hacı olduk.
 
27 Mayıs 1998 tarihinde Çorum'da ilk Kültür Bakanlığından tescilli "Gürsel Yayınevi" tarafımdan açıldı. 
 
Yazı yazmaya beni  kimse  teşvik  etmedi   Kütüphane için hazırladığım  kitap beni  yazmaya teşvik etti. Yazılarım mahalli basında yayımlandı. Yazılarımdan dolayı bir ödül almadım; fakat kitapları ve bu dergi benim için en büyük ödüldür. 
 
Yayımlanmış çalışmalarım : 
 
" Alfabetik Onlu Tasnif Fihristi (Dewey) Haziran 1991 ", 
"Çorum 97 1997"
"Çorum'da Yatan Meşhur Yatırlar Haziran 1997- 2. basım 1998",
" Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih Ve Edebiyat Dergisi Temmuz 1998,
" Sarı Çiğdem Şiir Defteri  Mart 2002" ,  
“Çorum 2002” adlı basılmış çalışmalarım bulunmaktadır. 
"Menakıb-ı Koyun Baba 2004"
"Çorum Yemekleri 2004 Eşimin Çalışması"
"Hacım Ağustos 2007"
"Çorumlular ve Çorum'a Hizmet Edenler Temmuz 2008"
 
Bakanlığa sunulmuş;"Alfabetik Türk ve Yabancı Yazarlar Fihristi" ve "Ne Nerede Başlıklı Arama Fihristi" basım için  hazır  beklemektedir.  Yazılarım  daha çok araştırma dalı ile makale türüdür. Tiyatro çalışmalarım, şiir ve  hikaye denemelerim bulunmaktadır.   Şu  anda  dergimde yazılarım çıkıyor. Benim okuyucularıma  diyeceklerim  şudur ki. Doğru bildiğiniz konuları savunun. Bu  savunmanız  size belki tepkiler getirecektir. Bu  tepkileri inceleyerek doğru olup olmadığını araştırın. 
 
Saygılarımla. 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 

 

 

 

https://gurselyayin.com

 

 

 

 

 

 03KİTAP BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GEÇTİ BOR’UN PAZARI SÜR EŞEĞİN NİĞDEYE (DEDİRTMEYELİM)
Meşhur bir atasözünü başlık yapmamdaki gaye; başka bir meta için söylenmiş olduğunu var saysak da atalarımız bu günleri sanki görmüşlerde söylemişler demek geliyor içimden. İnşallah bu Atasözümüz ileriki yıllarda gerçekleşmez.
BOR MADENİNİN TANIMI:
Sembolü B olan periyodik sistemde üçüncü grupta yer alan ve yarı metal karakterli kimyasal bir eleman olup öbür elementler arasında metal olmayan tek elementtir.
Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,82 olan, İyon şarjı 3 tür. İki stabi, iki radyoaktif izotopu bulunmaktadır. Bu elementi Sir Humphry Davis Joseph Gay-Lussac ve Louis Thenand tarafından aynı anda bulmuşlardır. (1)
TARİHTE BİLİNİRLİĞİ
Tarihte ilk olarak 4000 yıl önce Babilliler Uzak Doğudan boraks ithal etmiş ve bunu altın işletmeciliğinde de kullanmışlardır.
Mısırlıların da boru, mumyalamada, tıpta ve metalürji uygulamalarında kullandıkları bilinmektedir. İlk boraks işletmeciliği Tibet Göllerinden elde edilmiştir. Boraks; koyunlara bağlanan torbalarda Himalayalar dan Hindistan'a getirilirmiş. Eski Yunanlılar ve Romalılar boratları temizlik maddesi olarak kullanmışlar. İlaç olarak ilk kez Arap doktorlar tarafından M.S. 875 yılında kullanıldığı sanılmaktadır. Borik Asit 1700'lü yılların başında borakstan yapılmış, 1800'lü yılların başında ise elementer bor elde edilmiştir .(2)
TÜRKİYE BOR YATAKLARININ TARİHÇESİ
Ülkemizde bor cevherlerinin varlığının bilinmesi Romalılara kadar uzanmakta ise de ilk verimli bor madenciliğine 1861 yılında Balıkesir-Susurluk Sultançayırı pandermit yataklarında Fransız “Companie Industriel Des Mazures” firması tarafından başlanmış, daha sonra 1887 yılında İngiliz-İtalyan ortak şirketi “Cove-Hanson” tarafından sürdürülmüştür. Bu firma daha sonra “Borax Consolidated Limited” şirketine dönüştürülmüştür. Özet olarak, Ülkemizde bor cevherleri Osmanlı Devletinin son yılları ile Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancı firmalar tarafından işletilmiştir.
Ülkemizde 1930’lu yıllara kadar gerek Osmanlı dönemi ve gerekse Cumhuriyet döneminde doğal kaynaklarımızın tespitine yönelik bilimsel çalışmaların yapıldığını söylemek mümkün değildir. Bu durumun ortadan kaldırılması amacıyla 1935 yılında maden aramalarını yapmak üzere MTA, madencilik, enerji üretimi ve dağıtımı yapmak üzere de Etibank (Eti Holding A.Ş.) kurulmuştur. O zamanki adı ile Etibank’ın 2805 sayılı Kuruluş Kanunu’nun 5. maddesinde MTA ekonomik değere haiz sahaları ilgili Bakanlık kanalıyla Eti Holding A.Ş'NE devretmeye, Eti Holding A.Ş’de bu kaynakları işletmeye zorunlu kılınmıştır. 1970’li yıllara kadar ülkemizde bor cevheri üretim ve ihracatı büyük oranda İngiliz kökenli Borax Consolidated Limited şirketinin elinde ve kontrolünde kalmıştır. Ancak ülkemiz bor cevherlerinin dünya piyasasındaki gerçek değerine ulaşabilmesi amacıyla 1978 yılında bor cevherleri 2172 sayılı Kanunla devletleştirilmiş ve böylelikle dünyada en büyük bor üreticileri ABD’de US Borax ile Türkiye’de Eti Holding A.Ş. olmuştur.
Bu aşamadan, yani bor cevherlerinin 1978'de devletleştirilerek Eti Holding A.Ş.’ne devredilmesinden sonra, Eti Holding A.Ş. tarafından yapılan toplam 500 milyon US$'a yakın yatırım neticesinde, 1978 yılında cevher bazında toplam 660 milyon ton olan bor rezervi, günümüzde cevher bazında 2 milyar tonun üzerine, Dünya bor üretiminde ülkemizin payı da; 1975'de %11'den günümüzde %31 seviyesine çıkartılmıştır. 1978’de 83 milyon US$ olan ülkemizin bor ihracat gelirleri günümüzde 250 milyon US$/yıl seviyelerine yükseltilmiştir.
 "2172 sayılı Devletçe İşletilecek Madenler Hakkındaki Kanun"a dayanarak, bu kanunun 2. maddesinde yeralan "bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi devlet eliyle yapılır" denilmektedir. Bu konuları daha iyi incelemek isteyen okurlarımıza Mayıs 1970 Madencilik dergisi ile;IV. Bey Yıllık Kalkınma Planı İhtisas Komisyonu Raporu’nu salık veririz. (3)**
NELER YAZILDI:
Bor için son yıllarda çeşitli bilgiler ile birlikte bazı araştırmalara ağırlık verildi. Bizim ulusal basından izlediğimiz kadarı ile bir sürü makale, incilimi ve Internet sayfaları yayınlanmış bulunmaktadır. Aşağıda ve yukarıda birçok bilgi bu sitelerden alınmış olup, bizlere oldukça ilginç bilgiler vermektedir. Bu bilgileri kendime göre düzenleyerek sizlere sunmak beni biraz düşündürdü ise de benim merak ettiğim konuyu okuyucularımızın da merak ettiği ve bilgi akımının eksikliği ile bu madenin nasıl ve ne kadar ülkemizde bulunduğunu sunulması gerekliliğini düşündüm. Aklımın erdiği kadar bu bilgilerin bazıları benim bilgim dışında olmasına rağmen beni düşündürmek, incelemek için sizlerle birlikte olmamı, sizlerinde bildiklerini bu dosya ile ilerletebileceğinizi düşünmekteyim.
Ülkemiz “Kasım Krizi” diye yaşadığımız ekonomik krizin ardından, krizden çıkış yollarından birisi olarak dünya toplam rezervlerinin %70'ine sahip olduğu beyan edilmekte ve bor madenlerinin özelleştirilmesi gündeme getirilmişti.
Dönemin hükümetin içinde olan Sayın Şükrü Sina Gürel başta olmak üzere bir kaç bakanın da bilinçli direnişi sonucu bor madenlerinin özelleştirilmesiyle ilgili dosya rafa kaldırıldı. Şimdilik unutulması ve olayın küllenmesi için beklemeye alınmış görülmektedir.
Bu önlemin hemen arkasından halen bilinmeyen nedenlerle “Şubat Krizi” gündeme geldi. Sonraları ise “Erken Seçim” geldi 47. hükümet ortakları ile beraber tarihe karışmış, 48. hükümet ise “Kıbrıs Dayatması” ile birlikte “Saddam Krizi” içinde üç buçuk ay çalıştıktan sonra Mart 2003 seçim yenilemesinin sonucunda Sayın AK Parti Başkanı seçimi kazanmış, Sayın Gül’ün istifası ile 14 Mart 2003 tarihinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık teskeresini alarak kabinede çok az bir değişiklikle devam edecek. Güven oylaması sonuncunda ise “İkinci Teskerenin” B.M. Meclise gelip gelmeyeceğini yaşarsak göreceğiz.
Ülkemiz bir kaç milyar dolar bulabilmek için her şeyi yapabilecek bir duruma sürüklenmiş gibi gösterilmektedir ve ABD “Irak Savaşına” girmemiz için bizi para ile satın almaya çalışmaktadır. Ülkemiz maalesef sıkıntılı günler yaşamaktadır, teskere gelse de, gelmese de daha çok sıkıntıların hedefi durumundadır. Üzülerek anladığımız kadarı ile çok kısa bir süre sonra bor madenlerinin özelleştirme yoluyla yabancı sermayeye satışı yeniden gündeme getirilecektir. Korkarız bu kez ülkenin içine düşürüldüğü ağır ekonomik buhran nedeniyle hiç kimse bu özelleştirme işlemine karşı direnmeyecektir. Evet; ortada kriz var, kriz senaryoları var. Fakat özelleştirilmek istenecek bor madeni imtiyazının olmamasını dilerim. Yoksa konu başlığını yaptığımız “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” denilmemesi için hepimizin uyanık olması gerekmektedir.
Aşağıda listelediğimiz “Bor kullanıcıları”, Türkiye’den ham madde olarak alınıp işlenen “Bor miktarını” Devletin verdiği kıstaslar içinde sizlere sunmaya çalışacağız. DÜNYA BOR İŞLENMESİ VE ÜRETİCİLERİ başlığı altındaki bölümde ise Türk bor madeni ile gelirler elde etmektedirler. Ekonomik bir değer olan ve yatırımını çabucak amorti etmesi görülen bu Allah vergisi madeni biz zenginleştirerek satalım.
Hamının tonunu 400 $ a vereceğimize işleyerek bu paranın daha çoğunun ülkemize gelmesini sağlayalım.
Yine aşağıda ETİ Holdingin kendi istatistiklerinde bu konu ile bilgiler bulacaksınız.
Geçenlerde TV’de bir bilen Türkiye’ye 2002 tarihinde 60’ın üzerinde Bor ile ilgili araştırma yapmak için ülkemize giriş yaptığını beyan etti. Okuduklarımızdan Yüzlerce bilim adamının "Geleceğin Petrolü" diye tanıttığı, bilişim sektörüne, uzay teknolojisinden, nükleer teknolojiden savaş sanayiine kadar pek çok alanda hammadde durumuna geldiği gözüken bor madeni Türkiye’nin geleceği değil midir?
Ülkemizin bir bulunmaz zenginliğin öneminin lütfen farkına varmalıyız, bu günümüzün ve yarınımızın daha iyi değerlendirmemizi sağlayacaktır. Geçtiğimiz yüzyılın ve bu günlerin vazgeçilmez silahı olan petrolün ilk 25 yıl içerisinde, belki de daha yakın zamanda bor’un aynı statüde ve önemde olacağını görememek körlükten başka bir şey değil midir?
Dikkat edelim; 9 trilyon dolarlık madenimizi bir iki milyar dolara devir etmeyelim.
Amacımın Türkiye’mizin ve bu ülkenin geleceğini etkileyecek bir olayı sizlere bildirmeye kendimi görevli gördüm. Bu konu ile ilgili aldığım bütün bilgileri sizlerle paylaşmak istememi de çok görmemenizi talep etmekteyim. Sizlerde dikkatli olarak incelerseniz kaygılarımın gerçekliğini görmüş olursunuz.
 
INTERNETTEN ALINAN YAZILAR: 06.05.2001
 
TÜRKİYE'DE BOR MADENİ RAFİNE SANAYİİNİN, ÖZEL SEKTÖRE TEŞVİK VERİLEREK KURULMASI SAĞLANMALIDIR.   
Yazınızda "Sanayicilerimiz isterlerse Etiholding'in ürettiği bor ürünlerine dayalı her türlü yatırıma girebilirler. Onları engelleyen hiç bir husus yoktur. Türkiye'nin bor üç ürünlerine dayalı yüksek teknoloji gerektiren yatırımları yapabilecek gerçek sanayicilere ihtiyacı vardır. Madenin üzerindeki toprağı sıyırıp, açığa çıkan bor cevherini bir kırıcıdan - elekten geçirip yıkadıktan sonra satmaya soyunmak sanayicilik olmasa gerek." diyorsunuz. Diğer taraftan Bor Ltd. Şti. adında bir firma Eti Holdingi US Borax firmasına hammadde (tinkal) satmakla, buna karşın yerli üreticiye satmamak ile,diğer bir deyimle yıllardır oyunlarını bozmak ile uğraştığımız monopolun oyununa gelmekle suçluyor. Bu işin doğrusu nedir? Bor Ltd. forumda yazdığınız gibi "rafine" adı altında, aslında cevheri yıkayıp satan bir firma mıdır? web sitelerinde (www.boraxtr.com) bahsettikleri fabrika yıkama fabrikası mıdır? Cevabınız için şimdiden teşekkürler.
Diğer yandan Eti Holding kendi yayınlarında dünya talebinin %35 ini karşılamasına karşın, hasılat olarak sadece %21 ini alabildiğini (US Borax ın 1/3 ü, US Borax dünya talebinin %45 ini üretmesine karşın hasılatın %60 ini alıyormuş) itiraf ediyor, ve bunu rafine bor yerine ham cevher olarak satmak zorunda kalmasına bağlıyor. Aynı zamanda diğer şahıs ve kuruluşların altından cevher olarak satma endişesinden iç piyasaya cevher vermiyor ! Yani bir anlamda, yurdumuz için zararlı olacağı düşüncesi ile başkasına yaptırmadığı bir şeyi kendisi yapıyor. Anlamak gerçekten zor. Acaba ben mi yanlış yorumluyorum? Bu konuda nereden bilgi alabilirim? (yine Eti Holdingin 1998 raporlarında ürettiği ham borun %50 sini rafine ettiği, kalanını ham olarak sattığı gözükmekte)
Eğer yorumum doğru ise önerim çok basit (ki bunu herkes düşünebilir sanırım), şeker pancarına, tütüne, buğdaya, vs. ye verilen teşvikler (ki alınan bir çok ürün imha ediliyor) bor madeni rafine sanayiine (nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum, ama Eti Holding biliyordur herhalde) verilmeli. ANCAK! bu kesinlikle devletin olmamalı, özel sektör teşvik edilmeli. Eti Holding sadece denetleyici, belki de pazarlayıcı olmalı. Maalesef devletin (büyük ihtimalle siyasetten dolayı ) üretim işinde ne harikalar yarattığını uzun yıllarca gördük !...
Bu arada Eti Holdingin ham bor satışı yasaklansa ne olur?
Türkiye yılda 100 milyon dolar az ihracattan (birkaç yıl, rafine tesisleri kurulana kadar) batmaz herhalde? Hatta dünya talebinin %17.5 i kısılınca fiyatlar da bayağı bir yükselmez mi?
Saygılarımla
Sinan Arıca Makina Müh. (ODTU 1984) MTA Genel Müdürlüğü Web sitesi http://www.mta.gov.tr
 
BİR BAŞKA ANADOLU MUCİZESİ YAŞANIYOR VE BOR MİNERALİ İLETİŞİM ÇAĞININ GÖZBEBEĞİ OLUYOR
Türkiye yaklaşık 2.5 milyar tonluk bor rezerviyle zengin bir ülkedir. Ham haldeyken tonu 400 dolar olan bor mineralinin değeri, işlenerek süper iletken hale dönüştüğünde kat be kat artacaktır. "Bilim adamları, tahmin edilenden çok daha yüksek derecelerde bile, neredeyse hiç dirençle karşılaşmadan elektrik taşıyabilen metal bir bileşim tesbit etti.
Dünya bilim çevrelerini şaşırtan bu bileşimin, özellikle süper hızlı bilgisayarların üretiminde kullanılabileceği belirtildi. Çok daha hızlı bilgisayarların yapımında, oksijen içeren maddelerle çalışmanın zor olduğu yerlerde, magnezyum-bor bileşiminin kullanılmaya başlanacağı haberi üzerine, Nortwestern Üniversitesi'nden Profesör John Rowell; bilim adamlarının  düşük sıcaklıklı maddeler üzerinde daha fazla çalıştığını hatırlatarak, bunların yerine magnezyum-bor bileşiminin kullanılmasının daha hızlı çalıştığını hatırlatarak, bunların yerine magnezyum-bor bileşiminin kullanılmasının daha avantajlı olacağını söyledi.Rowell'a göre magnezyum-bor yüksek ısıdaki iletkenliği sayesinde bilgisayar bileşenlerinin 4 kat daha hızlı çalışmasını sağlayabilir..." BOR MİNERALİ STRATEJİK BİR ZENGİNLİKTİR
Deterjan sanayiinden uzay teknolojisine kadar yüzlerce değişik alanda kullanılan bor minerali, petrol ve doğalgaz kadar büyük bir stratejik öneme sahip.20 yüzyılda sınırların çizilmesinde temel unsur olan petrol Orta Doğu için nasıl bir lütufsa, bor da Anadolu için bir lütuftur.
Bir ton borun 400 dolar değerinde olduğu ve Türkiye'nin yaklaşık 2.5 milyar ton bora sahip olduğu göz önüne alındığında, bu emsalsiz cevherin Türkiye için ne derece büyük bir zenginlik kaynağı olduğu daha iyi anlaşılır. Toplam 1 trilyon dolardan fazla olan bu rakam ülkemizin toplam 106 milyar dolar olan dış borcunun yaklaşık 10 katına denk değerdedir. Amerikan uzay mekiği Challenger'ın infilakından geriye sadece Türk borlarından imal edilen kabin kesiminin kaldığı düşünülecek olursa borun uzay teknolojisi için ne denli hayati bir madde olduğu da anlaşılabilir. Tüm dünyayı kontrol etme gayretinde olan ABD'nin dünya bor rezervlerindeki payının sadece % 13 olduğunu da düşünürsek, ABD-Türkiye ilişkilerinin seyrinde bor mineralinin çok önemli bir rol oynadığını rahatlıkla görebiliriz.
Bor minerali, sanayide alternatifi olmayan, vazgeçilmez bir zenginlik.Dünyada  bor minerali bakımından en zengin ülke ise Türkiye.Ülkemiz  dünya toplam bor rezervinin % 70'ine sahip.Bor'un bir çeşidi olan tinkal Eskişehir'in Kırka  bölgesinde yoğun olarak bulunuyor.Kolemanit cevheri de Kütahya-Emet,Balıkesir-Bigadiç ve Bursa-Kestelek bölgelerinde yer alıyor. Türkiye'nin 1999 yılındaki tabii boratlar toptan ihracatı 121 milyon dolar olarak gerçekleşti...Türkiye 1999 yılında toplam 30 sanayileşmiş ülkeye bor ve kimyasalları ihraç etti. Bor madenlerinin ruhsat ve saha işletme hakları  01.10.1978 tarih ve 2172 sayı ve 10.06.1983 tarih ve  2840 sayılı kanunlar gereğince ETİ Holding Anonim  Şirketi'ne ait. "Devletçe  İşletilecek Madenler Hakkında Kanun"la ,2172 sayılı kanunun 2.maddesinde yer alan "bor tuzları,uranyum ve toryum madenlerinin  aranması ve işletilmesi devlet eliyle yapılır" ibaresi gereği bor sahaları ve bor türevleri işletmelerinin özelleştirilmesi mümkün değil. ETİ Holding'in aniden özelleştirme kapsamına alınması, bünyesinde bulunan  yüksek kar marjlı bor işletmeleri nedeniyle,yurt  dışından pek çok değişik çevrenin  ilgisini çekti.Birer dev sanayi ülkesi olan batı dünyasının,sanayilerini ayakta tutabilmek için  muhtaç oldukları bor madenine Türkiye'deki bor işletmelerinin özelleştirilmesi  yoluyla ulaşabilmeleri ihtimalinin ortaya çıkması  pek çok soruyu da beraberinde getirdi.Bor işletmelerinin, yurtdışından gelen baskılar sonucu özelleştirme  kapsamına alındığı,yapılacak ihalenin kuralına uygun olmayacağına dair söylentiler de hala  gündemdedir.
 
BOR TÜRK EKONOMİSİNİN VAZGEÇİLMEZİDİR
Özelleştirilmek istenen ETİ Holding 2000 yılında 30 trilyon liralık harcamayla,83.8 trilyon lirası iç satış,147.1 trilyon lirası dış satış olmak üzere toplam 231 trilyon liralık hasılat elde etmiştir. Yılda 700 bin ton ham,350 bin ton rafine bor ürünleri satışı gerçekleştiren ETİ Holding'in küçük bir teknoloji yenileme operasyonuyla mevcut üretimini ve satışını kat be kat artırabileceği söylenmektedir. Bor madenlerinin özelleştirilmesiyle, bu büyük ulusal servet yabancı sermayenin eline geçecektir. Dünyadaki diğer örneklerde olduğu gibi yabancı sermaye bu stratejik maddeyi işlemek için kaynağında tesis kurmak yerine kendi ülkesine götürerek işleyecek ve Türkiye kendi elleriyle kendi servetini gelişmiş sanayii ülkelerine teslim etmiş olacaktır. (***)http://hendese.cjb.net/
 
YAĞMALATTIRMAYALIM!!!
Stratejik değere sahip Bor mineralleri doğada yaklaşık 230 çeşittir. Bunlardan ticari değere sahip olanları ise boraks(tinkal),kernit (razorit), kolemanit, uleksit, propertit, pandermit ve bor asittir. Ülkemiz yaklaşık 2,5 milyar ton bor rezervleriyle Dünya bor rezervlerinin %64 ne sahiptir. Gerikalan %14 ü A.B.D %22 si ise Rusya, Kazakistan, Çin, Peru, Arjantin ve Şili de bulunmaktadır. Türkiye dışındaki ülkelerde bulunan bor, dünyanın ihtiyacını en fazla 60 yıl karşılayabilecek durumdadır. Türkiye’nin ise en az 400 yıllık rezervi bulunmaktadır.
Bor minarelleri, önceleri ilaç, inşaat, boya, telstil, deterjan, sabun, ısıya dayanıklı cam, emaye, fiberglas, seramik, elektrik, izolasyon, tarımda kullanılan kimyasal maddelerin üretimi için kullanılmaktaydı. Günümüzde bunlara ek olarak enerji depolamada, su arıtma işlerinde, atık temizleme işlemlerinde, otomobillerde hava yastığı ve hidrolik fren imalinde, bilgisayar teknolojisinde, otomotiv ve silah teknolojisinde, jet ve roket yakıtlarında, atom enerjisi denetim rodlarında, çelik güçlendirmede, ısı ve radyasyondan koruyucu lehavalar, yanmayı geciktirici malzeme ile son derece hafif ve dayanıklı malzemenin imali gibi alanlardada kullanılmasıyla bor minerallerin önemi gün geçtikçe artmaktadır.
Ülkemizde Eti Holding 'e ait bir kuruluş olan Etibor A.Ş. ne bağlı  Eskişehir Kırka Bor işletmesi, Balıkesir Bigadiç Bor işletmesi , Kütahya Emet Bor işletmesi ve Bursa Kestel Bor işletmesinde bor çıkarılmakta Bandırma Bor ve Asit Fabrikasında işlenmektedir.Bor yeraltında değil açık işletmelerden çıkarıldığı için  elde etme maliyeti diğer madenlere göre daha düşüktür.
Anadolu topraklarında bor ilk kez 1861 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. Bor üretimi 1970 li yıllara kadar büyük ölçüde yabancıların elindeydi. Bor minarelleri, kamu yararı ve ulusal çıkarları korumak adına 4 Ekim 1978 yılında 2172 sayılı yasa ile Bülent Ecevit in başbakanlığı sırasında devletleştirldi,  ve Etibank a devredildi. Bugün ise Bülen Ecevit in başbakanlığındaki hükümetin Bor madenlerini özelleştirmeye çalışması kaygıyla izlenmektedir. (****)Kaynak: Suay KARAMAN  Jeoloji Müh.(TÜMÖD genel saymanı-Mayıs 2001)
 
21. YÜZYILIN PETROLÜ
Bu köşede ısrarla vurgulamaya çalıştığımız iki konu var:
50 sene sonra tükeneceği düşünülen petrolün son kırıntıları üzerinde söz sahibi olmak ve enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için verilen kavga; başta Amerika olmak üzere Batı'nın, petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip ülkeleri kontrolleri altında tutmak için giriştikleri türlü baskılar ve kirli oyunlar.
Türkiye'nin bilinçli olarak borç batağına itilmesi ile uluslararası sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet eden IMF ve Dünya Bankası'nın dayatma politikalarına karşı savunmasız kalması; verimsizlik, hantallık, zarar ediyor olma gibi sözde gerekçelerle KİT'lerin peşkeş çekilmeleri, özelleştirilmeleri.
Her iki konu ile de doğrudan bağlantılı bu haftaki tartışmamız ise Türkiye'nin elinde tuttuğu ve geleceğin petrolü olarak anılan bor madeni üzerine oynanan oyunlar.
IMF'nin bor madenlerinin özelleştirilmesi konusunda Türkiye'ye dayatmada bulunduğunu, IMF'ye verilen taahhütler arasında Eti Holding AŞ'nin özelleştirilmesinin de bulunduğunu, Eti Holding AŞ'nin bağlı ortaklıklarından Eti Bor AŞ'nin de özelleştirme kapsamına alındığını, geçen sene hükümetin bor madenlerini Eti Holding kapsamı dışına çıkarıp ayrı bir bor madenleri genel müdürlüğü KİT'i oluşturarak özelleştirmeden kurtarmaya çalıştığını belirterek konumuza girelim.
21'inci yüzyılın petrolü olarak tanımlanan bor madeninin önemini ABD'nin kavraması yeni değil. İlk olarak 1950 yılında, yüksek enerji yakıtı ile çalışacak uzun menzilli savaş başlıkları taşıyan ABD füzelerinde bor yakıtı kullanılması düşünüldü. 1951 yılında ABD, bor madenleri ve bileşikleri ''stratejik madde'' olarak nitelendirilerek ihracatta kontrole tabi tuttu. Yakıt üretimi için sekiz fabrika kurdu. Türkiye'yi ve Avrupa ülkelerini de içine alacak şekilde bir anlaşma yapıldı ve sosyalist ülkelere bor satışı yasaklandı. ABD yönetimi, Amerika dışındaki bor madenleri için stratejik bir stok oluşturmaya karar verdi. Türkiye'den 68.000 ton bor madeni alarak ABD'de depoladı. Petrolün 50 sene sonra tükeneceğini hesaplayan ABD, alternatif enerji kaynağı olarak gördüğü bor yakıtı ile çalışan otomobiller üretti.
Şimdi hiç şüphesiz gözler Türkiye üzerinde. Çünkü Türkiye, parasal değeri 800 milyar dolar olarak hesap edilen bir bor denizi içinde yüzüyor. 200 milyar dolarlık borç yükünü çevirebilmek için IMF'nin her dediğine kafa sallayan Türkiye, bor konusunda da IMF'nin dayatmalarına boyun eğecek mi? Dünya talebini yüzlerce yıl karşılamaya yetecek miktarda bor madeni rezervini elinde tutan Türkiye ruhsatları devretmeden bor madenlerinin işlenmesi konusunda özel sektörle işbirliğine gitmek gibi daha akılcı bir yol mu izleyecek?
Kaynak: Dostmail/2002
 
TEKNİK BİLİNİRLİĞİ:
Bor, biri amorf ve altısı kristalin polimorf olmak üzere, çeşitli allotropik formlarda bulunur. Alfa ve beta rombohedral formlar en çok çalışılmış olan kristalin polimorflarıdır. Alfa rombohedral strüktür 1200 °C'nin üzerinde bozulur ve 1500 °C'de beta rombohedral form oluşur. Amorf form yaklaşık 1000 °C'nin üzerinde beta rombohedrale dönüşür ve her türlü saf bor ergime noktasının üzerinde ısıtılıp tekrar kristalleştirildiğinde beta rombohedral forma dönüşür.
Bor elementinin kimyasal özellikleri morfolojisine ve tane büyüklüğüne bağlıdır. Mikron ebadındaki amorf bor kolaylıkla ve bazen şiddetli olarak reaksiyona girerken kristalin bor kolay reaksiyona girmez. Bor yüksek sıcaklıkta su ile reaksiyona girerek borik asit ve diğer ürünleri oluşturur. Mineral asitleri ile reaksiyonu, konsantrasyona ve sıcaklığa bağlı olarak yavaş veya patlama şeklinde olabilir ve ana ürün olarak borik asit oluşur.
Bor elementinin fiziksel özellikleri:
Özellik             Değeri
Atom ağırlığı  10.811±0.005 veya 0.007
Ergime noktası           2190+20 °C
Kaynama noktası        3660  °C
Isıl genleşme katsayısı(25-1050 °C arası, 1 °C için)  5x106-7x106
Knoop sertliği 2100-2580 HK
Mohs sertliği (elmas-15)         11
Vickers sertliği           5000 HV
Bor Mineralleri:
KRİSTAL SUYU İÇEREN BORATLAR
Kernit (razorit)    :Na2B407.4H2O
Tinkalkonit    :Na2B407.5H2O
Boraks (Tinkal)   :Na2B407.10H2O
Sborgit     :NaB508.5H2O
Eakwrit    :Na4B10017.7H2O
Probertit    :NaCaB509.5H2O
Üleksit     :NaCaB509.H2O
Nobleit     :CaB6O10.4H2O
Gowerit    :CaB6O10.5H2O
Florovit    :CaB2O4.4H2O
Kolemanit    :Ca2B6O11.5H2O
Meyerhofferit    :Ca2B6O11.7H2O
İnyoit     :Ca2B6O11. 13H2O
Preseit(pandermit)   :Ca4B10O19.7H2O
Tercit     :Ca4B10O19.2H2O
Ginorit     :Ca2B14O23.8H2O
Pinnoit     :MgB2O4.3H2O
Kaliborit    :HKMg2B12O21.9H2O
Kurnakavit    :Mg2B6O11.15H2O
İnderit     :Mg2B6O11.15H2O
Predorazhenskit   :Mg3B10O18.4 1/2H2O
Hidroborasit    :CaMgB6O11.6H2O
İnderborit    :CaMgB6O11.11H2O
Larderellit    :(NH4)2B10O16.4H2O
Ammonioborit    :(NH4)3B15O20.(OH)8.4H2O
Veatçit     :SrB6O10.2H2O
p-Veatçit    :(Sr, Ca) B6O10.2H2O
 
BİLEŞİK BORATLAR (HİDROKSİL VE/VEYA DİĞER TUZLAR İLE)
Teepleit    :Na2B. (OH) 4Cl
Bandilit    :CuB. (OH) 4Cl
Hilgardit    :Ca2BO8.(OH) 4Cl
Borasit     :Mg3B7O13Cl
Fluoborit    :Mg3(BO3)
Hambergit    :Be2(OH, F) BO3
Suseksit    :MnBO3H
Szaybelit    :(Mg, Mn)BO3H
Roveit     :Ca2Mn22+((OH)4 (B4O7(OH)2)
Seamanit    :Mn32+(OH) (B (OH)4 (PO4)
Viserit     :Mn4B2O5 (OH, Cl) 4
Lüneburgit    :Mg3 (PO4)2B2O3.8H2O
Kahnit     :Ca2BAs
Sulfoborit    :Mg3SO4B2O4 (OH)2.4H2O
 
BORİK ASİT
Sassolit (doğal borik asit)  :B(OH)3
 
SUSUZ BORATLAR
Jenemejevit    :Al6BO15.(OH)3
Kotoit     :Mg3B2O8
Nordenskiöldine   :CaSnB2O6
Rodozoit    :CsB12Be4Al4O28
Varvikit    :(Mg, Fe) 3TiB2O8
Ludvigit    :(Mg, Fe2+) 2Fe2+BO5
Paygeit    :(Fe2+, Mg) 2Fe3+BO5
Pinakiolit    :Mg3Mn2+Mn23+B2O10
Hulsit     :(Fe2+Mg2+, Fe3+, Sn4+) 3BO3O2
BOROFLUORİTLER
Avagadrit     :(K, Cs) BF4
Ferruksit     :NaBF4
BOROSİLİKAT MİNERALLERİ
Akzinit grubu    :(Ca, Mn, Fe, Mg) 3Al2BSi4O15 (OH)
Bakerit     :Ca4B4(BO4) (SiO4)3 (OH) 3H2O
Kapelenit    :(Ba, Ca, Ce, Na)3 (V, Ce, La) 6 (BO3)6 Si3O9
Karyoserit    :Melanoseritin toryumca zengin türüdür.
Danburit    :CaB2Si2O8
Datolit     :CaBSiO4OH
Dumortiyerit    :Al 7O3 (BO3) (SiO4) 3
Grandidiyerit    :(Mg, Fe) Al3 BSiO9
Homilit     :(Ca, Fe) 3B2Si2O10
Hovlit     :Ca2B5SiO9 (OH)5
Hyalotekit    :(Pb, Ca, Ba) 4 BSi6O17 (OH, F)
Kornerupin    :Mg3Al6 (Sr, Al, B) 5O21 (OH)
Manondonit    :LiAl4 (AlBSi2O10) (OH)8
Melanoserit    :Ce4CaBSiO12 (OH)
Safirin     :Mg3, 5Al9Si, 5O2
Searlesit    :NaBSi2O6H2O
Serendibit    :Ca4(Mg, Fe,Al)6 (Al, Fe)9 (Si,Al)6 3O4
Turmalin grubu mineraller
Tritom     :(Ce, La, YTh5(Si, B)3 (O, OH, F)13
İdokreyz (Vezüvyanit)   :Ca10Mg2Al4 (Si4)5 (Si2O7)2 (OH) 4
            Ben; bu sayıya kadar sizlere derleyerek yayınladığım bor araştırmam burada sona ermektedir.
Gittikçe BOR tartışmaları artık küllenmiş olarak ülke gündeminden çıkartılmış bulunmaktadır.
Bu gerçekler bilinmekte, her ne hikmetse bu işle uğraşanlar usanmış gözükmektedirler.
Biz kendi üzerimize yaptığımızı düşünerek çalışmamızı bitiriyoruz. Halen birçok Internet siteleri bu konu ile binlerce sayfa döküman bulunmaktadır. Ilgilenenler arama motorlarına bor diye yazınca bu sayfalar karşılarına çıkar. Onlar da konuyu kendilerine göre irdelerler.
Saygılarımla!
Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih Ve Edebiyat Dergisi Sayı: 49-50-51
 

 

 

 

 

https://gurselyayin.com

 

 

 

 

 

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

DİKKAT ! BU BİLGİ TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR
 
Gizlilik şartları ve Telif Hakkı © 1998 Mahmut Selim GÜRSEL adına tüm hakları saklıdır. M.S.G. ÇORUM
 Hukuka, Yasalara, Telif  ve Kişilik Haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.