YIL 10     SAYI 114    25 Ağustos 2008

ÇORUM ASFALT ŞANTİYESİ

 

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

DİKKAT ; BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMDEN  İZİN ALINMADAN KULLANMAYINIZ!

YAZARLARIMIZIN HAYAT HİKAYELERİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYARAK GİDİNİZ!

Aşağıdaki dizinler ile tıklayarak üye olmadan sayfalara girebilir ve inceleyebilirsiniz!1

 

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

 

Mahmut Selim GÜRSEL YER ALTINDA BİR DÜKKAN
Mahmut Selim GÜRSEL ÇALIŞTIĞINIZ YERDE MSN KULLANIRKEN DİKKAT EDİNİZ
Salim SAVCI BİZİM ÜLKEDE MASALA NASIL BAŞLANIR
Müslüm TUNABOYLU TEKNOLOJİYE NEDEN AYAK UYDURAMIYORUZ
Mustafa Nevruz SINACI AÇILIMLAR VE AÇMAZLAR
Atilla ALPAY SİGARA NASIL BIRAKILIR
Selma GÜRSEL TÜRLÜ
Halil KAYMAK BAŞA GİT NİYE GÜLMEZSİN SEVGİLİM
Hıfzı ÖZBEKMEZ CAN DOSTUMA
Erman YILDIRIM CİNAYET ZANLISININ İTİRAFLARI
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
YER ALTINDA BİR DÜKKAN
            Belediyelerin işi gücü vatandaşın malında mülküne katma değer katmak için uğraş vermekte :-) .
Yeni yerleşim yerlerinin imarı ile uğraşacaklarına birkaç kişinin çıkarı için, onlarca kişinin çıkarını hiçe saymaları bu dünyada bile Allah C.C. hoş göreceği bir davranış değildir.
            Neden böyle yapmak istenmekte onu da bilmek istersek onlara sormamız gerekir.
            Arif Bey de bir zamanlar aynı düşleri görünür yapmaya çalışmıştı.
            Dergimizde yayınlanan yazılar ve diğer itirazları da düşünerek bu icraattan vaz geçilmişti.
            Gelelim başlığı açmaya:
            1- Yer Altı Çarşısının yapılacağı yerin kotu  Çorum’un kanalizasyonunun kotunun çookkk altında olması burada yapılacak dükkanların sahipleri atık sularının nasıl tahliye edileceğini inceleyelim:.
            a) Dükkân sahipleri kova kova yukarıya taşırlar
            b) Bir kat daha aşağıya biriktirme havuzu yapılır,
            c) Fosseptik çukurlarında biriktiririz
            d) Nasıl olsa Çorum selden gidecek der akıbetlerini beklerler?
            e) Arasözle taşıtırlar
            f) Elektrik motoru ile tahliye ederler
            2-  Yel Altı Çarşısının dükkân sahipleri nasıl aydınlatacaklar?
            a) Kandil yakarlar
            b) Mum ile aydınlatırlar
            e) Elektrik yakarlar
            3- Yer Altı Çarşısı dükkân sahipleri nasıl havalandırma yapacaklar?
            a)Yelpaze ile
            b) birbirlerine üfürerek
            c) Klima ile
            4- Yer Altı Çarşısını kimler kiralayacaklar?     
a) Çok para verenler
b) Kendimiz oturacaksınız
            c) Sosyete Pazarı esnafına veririz
d) Uzaylılara kiraya vereceğiz.
            5- Yer Altı Çarşısının dükkân sahiplerin üstü ne olacak
            a) Beton olacak
            b) Asfalt olacak
            c) Miting alanı olacak
            d) Sana ne ne olursa olsun.
            Bu soruları daha da mizahi yönden çoğaltabilirim. Bu işi cıvıtmaktan başka bir şeye yaramaz.
            Demek istediğimiz; böyle bir işlemi yapsanız bile. Buranın aydınlaması, pis sularının tahliyesi, Temizlik giderlerinin dükkân sahiplerince karşılanması, Burayı koruyacak koruma görevlilerinin hizmet ücretlerinin verilmesi hem dükkan sahiplerini epey külfete sokacak. Bu külfet ise tüketici durumundaki Çorumlulara epey pahalıya yansıyacak.
            Buraya harcanacak para ile Melik Gazi tepesi İle Kandilkaya arasında genişçe bir köprü yaparak üzerine dükkânlar yaparsınız.
            Şunu da söylemede satırlarıma son vermek istemiyorum.
            Bir yıldır Çorum’a kurulan ve kadınlarımızın adeta alış için tiryaki olduklar “Sosyete Pazarı” esnafına bu dükkânları kiralarsınız. Böylece yukarıda bahsettiğim maliyetleri karşılamak için sattıkları mala bindirecekleri için fiyatları normal esnafın sattığı fiyatları da geçerek esnaf da rahatlamış olur.
 
Çorum’un Otantik Çöplük Çarşısı Yok Ediliyor
http://copluk.buadresim.com

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
ÇALIŞTIĞINIZ YERDE MSN KULLANIRKEN DİKKAT EDİNİZ!
Firmanızı ben bilemem. fakat bazı çalışılan yerlerde masanızda bulunan ve işiniz icabı kullanmanız gereken Internet’te buluna ve sizin iletişim için şahsınızın kullandığı MSN (mesajlaşma yazılımları sağlayan) iş için kullanmak mecburi ancak işyerlerinde bu servislerin ve bazı sitelerin neden bloklandığını anlamak zor değil: İşverenler mesai saatleri içerisinde işlerine odaklanmasını ve işlerini yapmasını istiyor. Bazı firmalar bunu kendi filtreleme yöntemleri ile çözmeye çalışsa da elbette iş yerlerinde bilgisayarı kişisel işler için kullanılmasının önüne geçmek zor.
Normalde de düşünülürse personelin işleri aksattığı, MSN yazışmalarına cevap vermeleri ve bu sıralar adeta bir mantar gibi biten kişisel “blog” hazırlama ve bazı siteleri inceleme alışkanlığı insanları esiri almaş gözükmekte. Yalnız burada dikkat edilecek olan işverenin size ve firmanızın bilgilerini blog sahiplerine verdiğinizi de iki kere düşünmenizin gerekliliğini bilmelisiniz.
Mesai saatlerinde iş yapamaz hale gelmenin yanında bilgisayarı kişisel amaçlar için kullanmanın daha tehlikeli yanları da var: İş ile ilgili bilgileri tehlikeye atmak gibi:
"Çalıştığım yerde hızlı bir Internet var, filan siteden şu programı çekip evde kurayım" diyerek indirdiğiniz dosyanın virüslü olması ihtimalinin çok yüksek olduğu ve sizin bu indirdiğiniz dosya ile çalıştığınız yerdeki sistemin tüm hayati Excel, Word dosyalarının kullanılmaz hale getirdiğinizi düşünün?
Ya da; Yüklediğiniz, yazılımın içinde Truva atının yani casus yazılım bularak iş yerindeki bilgisayar bulaşması sonucu iş yerinin çevrimiçi banka şifreleri o program ile ele geçtiğinde ne olur?
Veyahut da, sizin kişisel mailinize gelen bir e-postayı açıp sisteme "arka kapı" yerleştiren bir yazılımı yanlışlıkla çalıştırıp sistem güvenliğini tehlikeye attığınızı da düşünün?
İşinizden olma; atılma haricinde ayrıca başınız çeşitli maddi ve cezai belaya girebilir.
Siz siz olun; başkasının bilgisayarında bilhassa çalıştığınız iş yerinde yapacağınız yukarıdaki bahsi geçen ufacık bir hata bütün kariyerinizi, iş geleceğinizi ne hale getirebilir?
Esas konu şu: İş yerinde bilgisayarı kişisel işler için kullanırsanız, tazminatsız işten atılabilirsiniz. 
Aşağıdaki karar da size bir ihtar olarak sunmama kızmayınız.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 5.2.2007 Tarih ve E.2006/30107, K.2007/2011 sayılı kararı şöyle:
4857 sayılı İş Kanunu'na göre de bu işten tazminatsız atılmak için geçerli bir sebep olarak kabul ediliyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 03

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Salım SAVCI
Salim SAVCI Hayat Hikayesi
BİZİM ÜLKEDE MASALA NASIL BAŞLANIR?
21 ders, yardımcı ders, kaynak kitabından sonra, (47) yaşımdan sonra (24) adet öyküler, fıkralar, söyleşiler, denemeler yazmıştım.
2006 yılından itibaren de, okul öncesi çocukların başucu kitapları olan masal yazdım. Adını da:
Bana bir masal anlatır mısınız? Koydum.
Kitapta: 232 masal vardır. Kitap 420 sayfadır. Birinci hamura basılmıştır. Mukavva kaplı renkli bir kapağa sahiptir.
 
Bu kitabımı okuyanlardan, beni görmeye gelenler var. Çoğunun sorduğu şey: Bizim ülkede masal giriş bölümüdür. Şimdi onlara aşağıda açıklayacağım iki örneğin fotokopisini veriyorum. Kız, erkek olan bu çocuklardan:
-Çok teşekkür ederim! Sözünü istiyorum. Dünyalar benim oluyor.
Bu arada sevgili hemşerim Muzaffer Gündoğan’dan masal yazmasını, denemesini bekliyorum. Çünkü öykü okuyan azalıyor? Masal arayan çok. Onlar okumasalar da masalları okutmasını biliyorlar.

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 04

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Müslüm TUNABOYLU
Müslüm TUNABOYLU Hayat Hikayesi
TEKNOLOJİYE  NEDEN  AYAK  UYDURAMIYORUZ?
Günümüzün kuşağı her nedense gelişen teknolojiye rağmen bürokrasiden vatandaşı kurtaramıyor yada kurtarmak istemiyor.Bu sorumuza bürokrasinin her kademesinde görev alanlar  yanıt verebilirler.Belki ufak gibi gözükse de banim.yaşımdakiler için büyük bir sorundur.
Hemen her konutta sabit başta olmak üzere çoğunlukla cep telefonu bulunmaktadır.Cep telefonlar için düşünmüyorum amma sabit telefonlara değinmeden edemeyeceğim.
Hemen her ay muntazam elimize ulaşan sabit telefon faturaları şimdi bizi terk ettiler.Biz ,yani sabit telefon aboneleri bundan böyle sabit telefon faturasından mahrum bırakıldık.Hani eskilerin bir deyimi hemen buracıkta aklıma geldi.Nedir diye belki merak edersiniz.”İPİN UCU KİMİN ELİNDE İSE” deyimi çok geniş bir açılımı gerektirir.Ben açılım için okurlarımı kendi düşünleri ile baş başa bırakmayı yeğliyorum.
Abone olurken yani bir sabit telefona kavuşurken 39 yıl önce PTT ile bir sözleşme yaparak sözleşmenin altına bir imza attık.Tabi bu sözleşme şimdi  kurumun elinde olmalı,eğer yok ise kurum kendine göre yorumladığı bir sözleşmeyi imzalaması için abonmanına imzalatması gerekmez mi.Hani eskiler   yazılı sözleşmeleri değerlendirirken “SÖZÜM SENET EFENDİ” deyimini kullanırlardı.Belki o dönemde böyle bir deyim etkili yada tepkili olabiliyordu amma günümüzde geçmişte ki uygulamalara bir sünger çekildiğine tanık oluyoruz.Aklımda kaldığına göre sözleşmede kiminle yada nere ile görüşme yaptığım,görüşmenin kaç dakika yada saniye sürdüğünü belirten açıklamalar vardı.Bunların tümü yok olmuş,sözleşmelerde sorumluluk yalnızca abonmana yüklenmiş,kurumun sorumluluğu ortadan kaldırılmış.İşte onun için diyorum ki :İpi ve teli elinde bulunduran kişi yada kuruluş istediği gibi abonmanından yazılı bir belge almadan onun haklarını eylemi ile ortadan kaldırabilir mi?Kurum bu yetkiyi nereden ve nasıl alabiliyor diye bir soru yöneltmek gerekiyor.Hani biz bir hukuk devleti idik.Kişinin hukuku nerede kaldı.Aklımıza geldiği gibi işlem yapmaya başlarsak  yolculuğu birlikte ne kadar sürdürebiliriz.?
Koyu biraz dağıtmaya başladık,ininizle tekrar başa dönmek istiyorum.Eski adı ile PTT’nin dağıtım bölümünde çalışan bir görevli zarfı bana uzatırken,hocam kapı numaranı değiştir,yoksa zarflar yada yazılar eline zamanında gelmez mağdur olursun dedi.Görevlinin uyarısına uyarak ilgili kuruma giderek ilgi memura kapı numaram değişti,onu düzeltmek için sizi rahatsız ediyorum dedim.Görevli kişi bana senin söylemenle kapı numarasını düzeltemeyiz.Düzeltmemiz için sizin BELEDİYE DEN kapı numaralarının değiştirildiğini gösteren bir belgeyi bize ulaştırman gerekiyor dedi. Bakın bana bu yaşta ne gibi görevler yükleniyor.38 yıl bana ikamet görevi yapan konutumun numarası bulunduğum sokakta bir arsanın hala arsa olarak kalması  ve buraya bir numara vermek için bulunduğum sokaktaki tüm kapı numaraları değişti. Bu konutlarda oturan yurttaşlar hemen her gün aynı sorunu yaşıyorlar.Bir gurup görevli  konutlara yeni numara verirken kendilerine çok sayıda yurttaşın mağdur olacağını,halbuki halen arsa olan yere bir BİLA NO verilmesiyle sorunun çözümleneceğini 38 yıllık haberleşmeye yeniden başlamanın zor olacağını anlattım ancak verilen emri yerine getirdiklerini söylediler.Bence yapacak bir eylem kalmamıştı
Saygı değer okurlarım,
Açılım yaptığımız iki konu  kişisel gibi görünse de aslında toplumsal bir konudur..
Yetkililer, bürokrasiyi azalttıklarını iddia ederken görevliler yapılan açıklamaları ya duymazdan geliyorlar, yada vatandaşa biraz asfaltta yürü diyorlar. Ben kısaca böyle bir yorum yapabiliyorum.

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mustafa Nevruz SINACI
Mustafa Nevruz SINACI Hayat Hikayesi
AÇILIMLAR VE AÇMAZLAR
Her ne kadar hükümet, ‘Akan kanlar dursun; Analar ağlamasın’ gerekçesiyle cürmünü cemaate mâl-etmeye; ‘milli birlik ve kardeşlik’ yalanı ile de, suç teşkil eden eylemini devlet politikası göstermeye çalışıyorsa da nafile. Çünkü olay bir komplo, baskı ve dayatma eseri.
Bakınız!..Yunan Savunma Bakanlığı’na yakınlığı ile bilinen, Amina&Asfalia dergisi yazarı ve strateji uzmanı Dimitris Patsules, Derginin 2009 yılı Temmuz sayısında; “ABD’nin, PKK’yı baskı aracı olarak kullandığını ve tamamıyla yok etmeyeceğini, Güneydoğu Anadolu bölgesinin uzun vadede, ABD ve İsrail’in desteğiyle oluşturulacak ‘Büyük Kürdistan’a dâhil edilmesinin planlandığı”nı yazıyor.Makale şöyle:
“ABD askerinin 2010’da Irak'tan çıkması ve bölgede istikrar sağlanması çerçevesinde, PKK ile TC hükümeti müzakereye başlama kararına yöneldi. Şimdiye kadar PKK'ya katlanan ve onu Türkiye'ye karşı baskı unsuru ve sorun aracı olarak kullanan Washington, Afganistan-Pakistan cephesinde ihtiyaçların artmasıyla ABD ordusunun Irak'ta kalamayacağını anladı ve 2007’de politika değiştirerek Ankara ile PKK 'nın tehdit unsuru olarak kalmaması konusunda bir anlaşma yaptı. Karşılığında İsrail'den sonra Amerika'nın Orta Doğu'daki en sadık müttefiki olarak K. Irak'taki Kürt hükümetini tanımasını ve Irak'ın istikrarına yardımcı olmasını istedi.
Sonuçta, Bağdat ve Kuzey Irak Kürt hükümeti, PKK'ya cephe aldı. Örgüt kaçış yolu, eğitim-ikmal ve yeniden organize için üs olarak kullanacağı güvenli bir yer kalmadığı için Türkiye'nin güneydoğusunda eylemlerini sürdüremeyecek. PKK şimdi zor durumda. Çünkü ABD Irak'a istikrar kazandırmak istiyor. Kürtler ise var olan ‘devletlerini’ koruma peşinde...
Amerika ve İsrail, Orta Doğu'da ‘Büyük Kürdistan’ın kurulmasını öngörmekte ve 12 milyon Kürt'ün yaşadığı Türkiye’nin G. Doğusunun bu devlete dâhil edilmesini istemektedir. Bu stratejinin uzun vadede Türkiye'nin çöküşüne neden olacağı unutulmamalı!..”
KRİTİK HAFTA:
Yazar, Ekim sayısındaki "Kürt Meselesindeki Gelişmeler" başlıklı makalesinde: "Kürt meselesi kritik haftaya girmiştir. 25 yıl süren savaştan sonra ilk kez çözüm imkânı, TC’nin bütünlüğünü kurtarma çabalarıyla birlikte görünmektedir. Esasında Washington isterse, bir gecede PKK'yı yok edebilir veya Irak kuvvetlerince temizlenmelerini sağlayabilir. Ancak, ABD şu aşamada PKK'yı yok etmeyi değil, bir süre daha kullanmayı planlamaktadır.. .
Ayrıca, ABD ve AB'nin PKK'ya karşı Türkiye'ye sağladığı yardımlar karşılıksız değil. PKK izole edilmeden siyasi çözüm bulunması talebi ağırlıklıdır. Erdoğan’ın Kürtler için geniş özgürlükleri kapsayan planlar hazırlaması ABD-AB isteğidir. Sonuçta, kaybeden Türkiye’dir. Çünkü çete savaşının bedeli askeri galibiyet değil, hükümetle müzakere ve siyasi bir çözümün kabul ettirilmesi idi. Bu itibarla PKK, hedefine ulaşmayı başarmıştır.
Türkiye ve Kürtler arasında gerçek savaş, artık siyasi arenada sürecektir. Ancak bunun devamı, öngörülen çete harekâtlı baskı manivelası ile mümkündür. Şimdi Erdoğan, Kürtlere mümkün olduğunca az şey vermeye ve PKK'yı silahsızlandırmaya çalışmakta, oysa Kürtlerin amacı özlü haklar ile siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamda kendi kaderlerini tayin edebilmedir.
Generaller ve milliyetçi partilerin, Kürtlere serbestiler verilmesine tepkileri mesnetsiz değildir. Her ne kadar, DTP ve PKK'nın askeri sorumlusu Murat Karayılan, federe devlete dair taleplerini terk ederek, Türkiye'yi bölmeyecek bir çözümü kabul ediyor gözükse de; Türk liderler Kürtlerin gelecekte ülkeyi bölmenin ön şartlarını yarattığını, bunun sonucu olarak da, sonuçta bir Kürt devletinin kurulacağını bilmektedirler. İşte bu, İsrail ve ABD'nin hedefidir."
Yunanlı strateji uzmanı D.Patsules olanları böyle açıklıyor. Atina Büyükelçiliğimizin bir tekzip’i var mı? Hayır. Hükümetten tepki, reddiye? Yok. Öyleyse hükümetin “demokratik açılım”ının her ne kadar içeriği belli değilse de, birtakım “ayrıcalık ve serbestiler” kapsadığı tahmin edilen projenin uygulamaya konulması halinde, Dimitris Patsules’un ifade ettiği gibi, bunun uzun vadede Türkiye’nin lehine gelişmeler yaratmayacağı çok açık.
(Kaynak: Amina&Asfalia, Sinan Sungur, Odatv.com Kasım-2009)
http://mustafanevruzsinaci.blogspot.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 
 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Atilla ALPAY
Atilla ALPAY Hayat Hikayesi
SİGARA NASIL BIRAKILIR? 
1-sigara birden ve aniden bırakılır. Yardımcı ilaçlara ihtiyaç yoktur. Tüm kutsal bildikleriniz üzerine yemin ediniz ve çevrenizi şahit tutunuz.
2-Son bir SİGARA veya kahve içip işi duygusallaştırmayınız. Ayağa kalkıp paketinizi hızla buruşturup bir yere fırlatarak bu işi bitirin ve bulunduğunuz yerdeki bir pencereyi açıp derin bir nefes alın.bunu yeni hayatınızın ilk soluğu olarak kabul ediniz.
3-Paket, kibrit,çakmak tabla gibi nesneleri derhal bulunduğunuz yerden ebediyen kaybediniz. Sigara içilmez veya “no smoking” gibi levhalar veya tablolar satın alarak her yere asınız.
4-Sigara içilen her yerden uzak durunuz. Bulunduğunuz yerde içen kişiler varsa onları protesto etmeye derhal başlayabilirsiniz.
5-En az on beş gün kahve içmeyiniz. Çayla veya bitki çayları ile yetininiz.
6-Sigara arzusu gelince bir bardak su içiniz, tespih çekiniz, çiklet çiğneyiniz Çorum leblebisi yiyiniz.
7-Stresten uzak durunuz. Günde bir saat yürüyünüz. Bisiklete bininiz spor yapınız. Alkol de sigaranın ikiz kardeşidir onu da terk ediniz.
8-Uykunuzu aksatmayınız. Beyniniz ancak uykuda oksijenle beslenmektedir. Yaşantınızı yeniden düzene sokacak prensip kararları alınız. Artık bütün HÜCRELERLNİZE artık taze kan ve oksijen gideceğinden hızla dirileşmeye ve canlanmaya başlayacak buna kendiniz de hayret edecek ve hatta güzelleşeceksiniz.
9-Kahveler, egzozlar, parfümler hepimiz için tehlikelidir. Temiz hava soluyunuz. Sık banyo yapıp derinizin gözeneklerini açık tutunuz.
10-Mutlaka kan veriniz. Bu vücudun atamadığı zift ve nikotinin sürekli damarlar içinde dolaşmasını önler ve vücudunuz da yeni ve taze kan yaparak sizi sağlığınıza kavuşturur.
11-Beslenme alışkanlıklarınızı değişiriniz. Yeşil bitkilerle beslenerek kendinize YENİ beslenme ve yaşama rejimleri tatbik ediniz. Rafine yiyeceklerden kaçının. Kara un veya kepekli undan mamul ekmeği tercih ediniz. En ideal ekmek Çorum yufkasıdır. Tuzu da az kullanın. İçinde gıda boyaları ve kimyasal tatlandırıcılar ile e sınıfı maddeler bulunan hiç bir maddeyi evinize sokmayınız. Mutlaka zeytinyağı kullanınız ağır salçalı yemekleri ve kızartmaları terk ediniz. Fazla et, konserveler ve aşırı tuz, ağır baharatlar ve bol turşu yemek kalp-damar sağlığınıza ve tansiyon düzeninize zararlıdır. Yeşil sebze ve meyve tüketimini artırınız. Her hafta bir kere mutlaka balık yiyiniz. Izgara ve haşlama yapmak en iyisidir.
12-Yaşınız kırkın üzerindeyse günde bir aspirin mutlaka için mideniz rahatsızsa bağırsakta çözünenini tercih edin aspirinin çok çeşitleri vardır. Eczacınıza danışabilirisiniz.
13-Kolalı içecekleri hayatınızdan uzaklaştırıp yerine süt, ayran, hoşaf ve kompostoları yerleştiriniz.
14-Bütün bunları hayatınıza tatbik ettiğiniz ilk birkaç gün içinde beyninizdeki sigara şalteri kapanmış olacağından artık korkmayınız iradeli sağlıklı ve inançlı bir insansanız bir daha başlamanız asla mümkün olmayacaktır.
15-Günde ortalama bir paket sigaradan yılda en az 350 milyon, on yılda yine en az  3.5 milyar kardasınız. Bununla neler yapacağınızı bir hesap ediniz. Fakat esas kazancınız sağlığımız ve çevrenize verdiğiniz zarardan geri dönmüş olmanızdır.
16-Bununla da teselli bulamadınızsa – ülkemizde – her gün sizin gibi sigara içen 21 milyon aktif içicinin net 21 milyon doları yakıp akşama kadar dumanını havaya savurduğunu düşünün.pasif içicilerle beraber 51 milyon insanımızın meydana getirdiği savurganlığın boyutları sizi hiç ürpertmiyor mu? Hele içtiğiniz Amerikan sigarası ise yaktığınız her bir sigaranın mermi, bomba, kurşun olarak Filistin’e, Irak’a, Afganistan’a gittiğini yoksa BİLMLMİYOR MUSUNUZ?
17-Artık temiz kokan pırıl pırıl ve yepyeni ve sağlıklı bir insansınız. Vücudunuzun yenileme mekanizmaları tam güç çalışmakta, birikmiş zehirler dışarı atılmakta, akciğer hücreleri yeni bronşlar üretmekte, tıkalı damarlar yeni kılcallarla kalbinizdeki koroner sisteminizi takviye etmekteler.
18-Bulunduğunuz yerdeki Yeşilay teşkilatının konferanslarını ve film gösterilerini izleyiniz sergilerini geziniz. Sigarayı bıraktığına çok daha memnun olacaksınız. Hatta bir Yeşilay gönüllüsü olarak; içki sigara ve madde bağımlıları ile mücadele eden hayırsever toplum gönüllüleri kervanına sizde katılın.
19-Sigarayı bıraktığınız bu tarihi yeni bir başlangıç kabul ediniz ve biliniz ki  biyolojik ömrünüz 22 yıl daha uzamıştır. Sizi tebrik eder yeni hayatınızda ve ömrünüzde sağlık ve afiyet başarı ve mutluluklar dileriz.
Saygılarımızla!

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi
 TÜRLÜ
3 orta boy patlıcan
3 orta boy kabak
2 büyük patates
1 avuç haşlanmış taze fasulye
3-4 dometes
1 baş orta boy soğan
1 baş sarımsak
250 gram kuşbaşı et
Bir fincan bardağı zeytinyağı
3-5 acı yeşil biber
 
            Patlıcan,kabak ve patatesler soyulur. Bunlar normal olarak doğranırlar. Hemen bol su ile bir iki kere yıkanırlar. Patlıcanların karası akar. Yıkanan kapta suda bekletilirler
            Başka bir kapta taze fasulyeler hafifçe su ile kaynatılarak süzülür. İstenirse haşlanmadan da konulur.
            Tencereye soğan doğranır, bir fincanı zeytinyağı, kuşbaşı ve soğanla birlikte kuşbaşı et biraz tuz serpilerek kavrulurken domateslerin kabuğu soyularak dörde bölünür. Biberlerde yıkanarak küçük olarak doğranır.
            Kavrulan soğan ve etin üzerine bir kaşığa yakın salça konulur ve karıştırılır. Süzdüğümüz sebzeler tencereye alınır en üste de biber ve domatesler konulur, bir miktar sıcak su konulur ve soyduğumuz sarımsaklar ile haşladığımız fasulyeleri de üzerine serpilerek tencerenin kapağı kapatılır. Bir taşım kaynayan türlü kısık ateşte yirmi dakika daha pişirilir ve on beş dakika kadar kapağı açılmadan tencerede bekletilir. Bu süreden sonra tabaklara konularak afiyetle yenilir

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Halil KAYMAK
Halil KAYMAK Hayat Hikayesi
BAŞA GİT NİYE GÜLMEZSİN SEVGİLİM
Derdi gamımı artırdın,
Yedin ömrümü bitirdin
Yar sana hediye getirdim
Niye almazsın sevdiğim?
Geri mi aldın sözünü
Bırak artık şu nazını
Görem dedim gül yüzünü
Niye gülmezsin sevgilim?
Baktım tersine gidiyon
Dinle sana ben ne diyom
Gizli gizli el ediyom
Niye gelmedin sevdiğim?
İnsan bilmeli haddin
Kim sevmez ahtı bütünü
Sevilmişken kıymetini
Niye bilmezsin sevdiğim?
Gönül sever birisini
Hep boş verir gerisini
Sen KAYMAKTAN iyisini
İnan bulamazsın sevdiğim!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Hıfzı ÖZBEKMEZ
Hıfzı ÖZBEKMEZ Hayat Hikayesi
CAN DOSTUMA
Gülüşü var cihan değer
Ne güzel insanmış meğer
Ver desin canımı eğer
Canım kurban can dostuma
Dostluk için verir canı
Damarında akar kanı
Sevgidir dini imanı
Canım kurban can dostuma
Hiç sormaz o nasıl niçin
Hep çalışır dostluk için
Ona can dost ol
mak için
Canım kurban can dostuma
Benden menfaat beklemez
Derdime hiç dert eklemez
Dostundan ayrılıp gitmez
Canım kurban can dostuma
İnsan gibi insan imiş
Dostluğa çok önem vermiş
Latifiyi o çok sevmiş
Canım kurban can dostuma

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!
Erman YILDIRIM
Erman YILDIRIM Hayat Hikayesi
CİNAYET ZANLISININ İTİRAFLARI
Bir ihbarı değerlendirdi polis
Köşe başında yakalanmıştım
İki elimi sırtıma sardılar
Sonra doğru merkeze!
Telsizlerden anons edildi:
“Yakaladık katili!”
Öncesini sorarsanız hâkim bey
Anlatıyım,
İçmiştim kafam iyiydi
Sonra yanıma pos bıyıklı bir adam geldi
Dedi dertliyim dertli
Dedim anlat derdini dinleyeyim
Cebimde beş kuruş para yok
Çocuk evde hasta
Na’apıyım nedeyim kime gidiyim?
Bilemiyorum.
Üstelik evde hiç bir şey yok
“Aylardır uzun aç dişlerle
Dişliyoruz memelerimizi.”
Kafam bir milyondu
O anda hakim bey işte o anda
Adamın kocaman elleri ceketimin cebindeydi
Cüzdanımı yürütmüştü
Dedim ya kafam kaf dağında
Dedim üzülme yaparız bir şeyler
Attım ellerimi pantolonumun cebine
Çıkardım cebimden sıcak yüzlü paraları
Tutuşturdum eline.
Git dedim git doyur bebelerini
Aç kalmasın çocuklar.
Hakim bey hakim bey
İki saat kadar zaman geçmişti
Meyhanenin önünden geçiyordum
Birden karşımda
Kocaman elleriyle kadeh tutan adam gördüm
Girdim meyhaneden içeri
Gittim yanına
Kocamam elleriyle baktı bana
Aldım ayağımın altına. yermisin yemez misin?
Sonra,
Sonrasını sorarsanız hakim bey
Önce anlattığım gibi doğru merkeze
Suçluyum,
Razıyım suçuma asın beni.
 

 

YAZARLARIMIZIN HAYAT HİKAYELERİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYARAK GİDİNİZ!
 

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

DİKKAT ; BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMDEN  İZİN ALINMADAN KULLANMAYINIZ!
YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN GARANTİSİ ALTINDADIR!

Hazırlayan  Mahmut Selim GÜRSEL yazışma adresi  corumlu2000@gmail.com

 Hukuka, Yasalara, Telif  ve Kişilik Haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
Gizlilik şartları ve Telif Hakkı © 1998 Mahmut Selim GÜRSEL adına tüm hakları saklıdır. M.S.G. ÇORUM

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

115 SAYI 25 Eylül 2008 SAYIYA Gitmek İçin Tıklayınız!