ISSN 1301-9945

DİKKAT ; BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMDEN  İZİN ALINMADAN KULLANMAYINIZ!
1

GÜRSEL YAYINEVİ SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

ÇORUMLU 2000 DERGİSİ İÇİNDEKİLERE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

1
 

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

239 SAYI 25 OCAK 2019
Mahmut Selim GÜRSEL 1
Selma GÜRSEL TUTMAÇ AŞI
Üzeyir Lokman ÇAYCI DESEN
İhsan TOMBUŞ DESTAN
Hasan Latif SARIYÜCE BİR DAMLA YAĞMUR
Adile TÜRKMEN DEĞMEZ
Ahmet CANBABA EMEKÇİ ÇOCUKLAR
Şükrü GÜLTEPE PINAR
Erol DUYGUN GEL
Rıza HARDAL EL GİBİ
Nihat İNCE GÖRDÜM
Metin DEMİRCİ TAŞ DÜŞÜRÜR KASIMLAR

 01  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi

TUTMAÇAŞI

MALZEMESİ: 2-3 porsiyon için,yarım kilo yeşil mercimek,1 su bardağı erişte,3 veya 5 diş sarımsak,bir bardak yoğur.

            Yeşil mercimek, erişte,sarımsaklı yoğurt ile yapılan bir aştır. Yeşil mercimek önceden kaynatılarak pişirilir,ilistirden süzülür. Ocakta su kaynatılınca mercimekler kaynar suya atılır,bir miktar erişte atılır. Erişte pişme kıvamında ocaktan alınarak servis yapılır. Servis tabaklarının üzerine sarımsaklı bol yoğur dökülerek yenilir

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  03 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  04 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
İhsan TOMBUŞ
İhsan TOMBUŞ Hayat Hikayesi
DESTAN
Bugün yalnız başıma sonsuz kırlara daldım,
Her dertten,her tasadan bir müddet uzak kaldım.
Dağlarda,ovalarda uzun uzun dolaştım,
Çiçeklere bezenmiş bir vadiye uzandım.
Yeryüzünde cennetin benzeri olsun diye,
Tanrı vermiş sonsuz bir güzellik bu vadiye.
İçimde biraz korku,yüreğimde heyecan
Bu kimsesiz ülkede gezerken hayran,hayran.
Gördüm bu kulübecik bir dere kenarında.
“İşte bir insan izi esrar diyarına”
Diyerek yavaş yavaş yaklaştık kulübeye,
Gördüm ki bir ihtiyar hep inleye inleye
Dua edip ağlıyor. Dedim “Merhaba baba,
Nedir bu ah-üzarın ?” Dedi. “Oğlum merhaba !
Anlatması çok uzun,benim derdim büyüktür.
Artık biçare canım vücuduma bir yüktür.
Neredeyse benim de ecel çanım çalacak,
Bu doymaz kara toprak elbet beni alacak.
Ne diye dert dökeyim artık son günlerimde,
Dedim benim dostumdur,bu kimsesiz yerimde”
Dedim:”Baba ! Derdini anlat ben de bileyim,
Ben de Ulu Tanrıdan sana deva dileyim!”
Şöyle beni bir süzdü,bir an geldik göz göze,
Derin bir ah çektikten sonra başladı söze.
“Büyük bir aslan varmış,çok eski bir zamanda
Bu kadar büyük aslan yaşamamış cihanda.
Tunus’a uzanırmış ayaklarından biri
Viyana’ya varırmış pençesinin diğeri.
Kafkas’la Mısır’daymış öteki ayakları,
Kuyruğunun yatağı olurmuş Arap diyarı.
Kendi Anadolu’da,İstanbul’daymış başı
Cüssesinin aksına pek de küçükmüş yaşı.
Bazen kızıp coşarmış,kükrermiş arı sıra,
Dünyayı titretirmiş arşa çıkan bu nara
Bir derin nefes alsı Akdeniz karışırmış,
Dağlar gibi dalgalarla yarışırmış.
Yelesini sallasa Karadeniz coşarmış,
Suları ta Moskof’un ülkesine taşarmış
Bıyıkları titrese alt üst olurmuş Balkan,
Pençesini oynatsa Tuta taşarmış al kan.
Kuyruğunu savurup nice tahtlar devirmiş,
Milyonlarca dinsizi Hak yoluna çevirmiş.
Ne yazık göremedim ben bu mesut günleri,
Yetişmiştim aslanın bir kemikle,bir deri.
Hiçbir şey kalmamıştı o koskoca aslandan
Etrafını sarmıştı aç köpekler her yandan.
Başına toplandılar akbabalar,kuzgunlar
Leşini yemek için çevirdiler oyunlar
Fakat ihtiyar aslan onlara karşı durdu
Bütün Ege Denizi tekrar taştı,kudurdu.
Baktılar ki zor ile ölmeyecek bu aslan,
Tilkiler tuzak kurdu,bin bir hile bin yalan.
Aslanı kandırarak sokuldular yanına,
Boğazından tuttular kıymak için canına.
İşte ben o aslanın koptuğu başının,
Aç kurtlar tarafından yenildiği naşının.
Görmeğe dayanamam diye kaçtım buraya,
Ardından zaman geçti,yıllar geçti araya.
İnsan yüzü görmezdim burada yaşıyordum.
Yıllardır o aslanın yasını taşıyordum.”
Dedim “baba boş yere yas tutup ağlıyorsun
Boş yere bu ihtiyar bağrını dağlıyorsun.
Evet doğru aslanın başı koptu o zaman
Lakin bu baş kopunca yine ölmedi aslan.
Gerçi başsız yaşayamaz hiçbir canlı cihanda
Fakat Tanrı isterse neler olmaz bir anda.
İşte o aslana da yarattı yeni bir baş
Bütün dünya sarsıldı,inledi tepe,dağ,taş.
Yeniden dizilmişti öldü sanılan aslan,
Çelikten bir ok gibi fırlamıştı yayından.
Düşmanın üzerine öyle bir saldırdı ki;
Elinden kurtulamadı ne aç kurt,ne de tilki.
Bu dinç baş,bu aslana çok yakıştı,çok uydu.
Narasını cihanda herkes yeniden durdu
Herkes bu genç aslandan tekrar korktu ve ürktü.
Çünkü onun dinç başı kahraman Atatürk’tü
16 Ağustos 1942

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  05SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Hasan Latif SARIYÜCE
Hasan Latif SARIYÜCE Hayat Hikayesi
BİR DAMLA YAĞMUR
Bir damla yağmur,
Sığdırır içire
Yeşil bir ağacı
Çiçekli bir çayırı.

Bir damla yağmur,
Gelişir uzaklardan
Başak kokularını
Yeşil yeşil uçan.

Bir damla yağmur,
Büyütür düşleri
Dallardan
Mavi mavi damlayan.

Bir damla yağmur,
Sürükler
Milyonlarca damlayı
Göğün yedinci katından.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi

DEĞMEZ
Geçte olsa seni tanıdım artık
O sahte aşkına kanmaya değmez.
Kalbimdeki sevgi düştü sonunda,
Yolunda kalıp ölmeye değmez.

Kör olsun gözlerim seni ararken,
Tutulsun dillerim seni anarken,
Kırılsın kollarım seni sorarken
Uğrunda ağlayıp,yanmaya değmez.

Bundan sonra kanmam bir daha,
Aşkın ateşiyle yanmam bir daha,
Kavuşmak için yalvarmam Allah’a
Bir daha kapını çalmaya değmez.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
EMEKÇİ KADINLAR
Uykusuz gecelerdir vardiyalar.
Günün aydınlığına kadar çalışılır.
Kadındır, erkektir
Omuz omuza emek,
Ekmek ve gül gibi yan yana.

Emek için
Yorgun düşer akşamlar.
Ana çocukları kucaklarda geceler.
Gün doğunca ayın telaşesi başlar.
Emek, ekmek getirmeli.
Mutluluk pusu kurmalı yolumuza,
Elinde bir demet
Kırmızı karanfille.

Kol kola yürü be dostum.
Emek zorluklarda ateşe döner.
Saf tutar
Yüreğinde sakladığın ne varsa.
Onlar ki kadınlarımız,
Bir köle gibi çalıştırılsalar da
Paydos düdükleri çoktan çaldı.

Göz ışıltılarınız
Yakamoz gibi düşüyor
Türkülere.

Kol kola kadın erkek.
Şimdi bütün güzellikler kucak açmakta size.
Ressamsınız, şairsiniz, mimarsınız, yazarsınız
Sokaklara açılan
 
Cümle kapısı gibi yüreğinize..
Tadılmamış duyguların
Alın terinden emeğe döneni.
Bir gül ve ekmek gibi.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Şükrü GÜLTEPE
Şükrü GÜLTEPE Hayat Hikayesi

PINAR
Pınar senin taşlarını kırarım
O yar gurbet ilde ben niderim
Bağırlarından içer kanarım
Ben de bu illerde durmaz giderim.

Pınar başında gelinlik kızlar
Yanıyor yüreğim çalınır sazlar
Çiçekler açmıyor gelmiyor yazlar
Ben de bu illerde durmaz giderim.

Çağlayan sulara derdimi döktüm
Bağırdım,çağırdım özümü yordum
Hayale dalınca rüyamda gördüm
Ben de bu illerde durmaz giderim.

Kırılmış kanadı turnam uçmuyor
Yaralıdır kalbi ondan geçmiyor
Güzeller içinde paha yetmiyor
Ben de bu illerde durmaz giderim.

Pınarın başında ağlayıp durdum
Geçen yolculardan haberin sordum
GÜLTEPE söyleyip sineme vurdum
Ben de bu illerde durmaz giderim.
17.12.2000

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Erol DUYGUN
Erol DUYGUN Hayat Hikayesi

GEL
Abdest ile hemi de.
Yolculukta,gemide,
Cemaatle camide
Namaz kılacaksan gel.

Elin,dilin,bel ile;
Coşkun deli,sel ile,
Yunuslayın hal ile,
Temiz olacaksan gel.

Yürek,dilin,kol ile,
Halı,kilim,çul ile,
Kanın,canın,mal ile,
Cihat edeceksen gel.

Yürek,beyin,baş ile,
Arkadaş,dost,eş ile,
Bülbül gibi kuş ile,
Kulluk yapacaksan gel.
Haziran 1998

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
EL GİBİ GİBİ
Dostum sana bir hal oldu,
Ne duruyon eller gibi.
Evvel durgunca akıyordun,
Şimdi taşmış seller gibi.
Bendine sığmayıp taştın
Hattını safanı aştın
Deli coşlar gibi koştun
Yeni doğmuş taylar gibi.
Nereye gidiyon, dur hele!
Başıma getirdin bela
Sinsice yapıyon hile
Gade değen taşlar gibi.
Ağır otur batman dur derler
Yüksek aşağıyı gör derler
Bir alırsan ikisin ver derler
Çok kazançlı bir mal gibi.
Akmayıp karışıp coşsun
Gözünün üstünde kaşın
Ne belacı benim başım
Kar yağdıran kışlar gibi.
RIZA diyor söz uzatma
Size diyom Ayşe, Fatma.
Ağlayana tacın katma
Ne duruyor eller gibi.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Nihat İNCE
Nihat İNCE Hayat Hikayesi
GÖRDÜM
Kardeş kardeş gezenleri
Yurt lehinde yazanları
Çalıp söyleyen ozanları
Sevgi çadırında gördüm.

Oturup sohbet edenleri
Aynı yoldan gidenleri
Tatlı sözler diyenleri
Birlik meclisinde gördüm.

El ele tutuşup gezeni
Tatlı şerbeti ezeni
Üst üste iyilik dizenleri
İyilik bahçesinde gördüm.

İyilik yapan kişileri
Yağda bişen kişileri
Ana, bacı dişileri
Aile meclisinde gördüm.

NİHAT gibi yazanları
Sağlam temel kazanları
Dosta selam salanları
Güzel ülkemizde gördüm.
29/09/2007
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
TAŞ DÜŞÜRÜR KASIMLAR
Korkuyu kokuyla korkuttuk
Ölü bahar çiçekleri ağır ağır
Kalem kırma ustalarına
Bakır yüklü adımlarla
Cümbür cemaat yanlışa tırmandık
 
Büyük boyun kırma gününde
Yalanın yanlışa poz verdiği anda
Kör ve sağır jüriye rağmen
Yolcum çölden geldi bir eli deniz
Taş başa bir söz söyledi
Oradan geçmedi bunca yıl
 
Ayaklara ağırlık kulluklar
Törenlerde kurban kurban yürüdüler
Ve yolcum çölden geldi bir eli deniz
Ve bir kez ve ilk kez batıla diklendi

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

1
1
DİKKAT ; BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMDEN  İZİN ALINMADAN KULLANMAYINIZ!
1

GÜRSEL YAYINEVİ SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1

ÇORUMLU 2000 DERGİSİ İÇİNDEKİLERE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

1

 Hukuka, Yasalara, Telif  ve Kişilik Haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.1

Gizlilik şartları ve Telif Hakkı © 1998 Mahmut Selim GÜRSEL adına tüm hakları saklıdır. M.S.G. ÇORUM

1

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA KIYMETİ ARTAR!

240 SAYI 25 Şubat 2019 SAYIYA Gitmek İçin Tıklayınız!