ŞAİRLER ALFABETİK SOYADI DİZİNİNDE BUNMAKTADIR!

YIL 1  SAYI 09    10-Temmuz-2016

AFACAN Orhan
AKÖZ Mustafa
AKTAŞ Muhsin
BİLGİN Tülay
CANBABA Ahmet
ÇAVDAR Necati
ÇETEN Paşa
ÇETİN Ahmet
ÇOBAN Ayşe
DEMİR Salim
DUYGUN Erol
GÖKGÖZ Mustafa
GÜLTEPE Şükrü
GÜRSEL Mahmut Selim
HARDAL Rıza
İNCE Nihat
KARAKAŞ Sakin
KAYMAK Güner
KAYMAK Halil
KILIÇ Haydar
KILIÇ Yaşar
KUTBAŞ Ahmet
MANDIRALIOĞLU Kerim
ÖZBEKMEZ Hıfzı
SAĞIR Bekir
SARIYÜCE Hasan
TIĞLI Erhan
TOMBUŞ Şevke
TULUK Hasan
TÜRKMEN Cuma
 
 
 
 
 
 

 

 

 

01 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

AFACAN Orhan
1950 yılında İzmir Gaziemir’de dünyaya geldim. İlk Okulu Gaziemir’de, Orta Okulu Şirinyer Ortaokulunda okudum ve İzmir Namık Kemal Lisesi Edebiyat bölümümden ayrılarak tahsilimi tamamlayamadım.
Orta Okul yıllarında TSM nin bende oluşturduğu tutku ve istekle şiir yazmaya merak sardım. İzmirli bestekâr Yusun NALKESEN’in dillerde destan olan VEDA BUSESİ’nın sözlerini değiştire değiştire şiir yazma yeteneğimi geliştirdim. Bu ardada rahmetli Yusuf Nalkesenin öğretmenlik yaptığı Kemer’deki okuluna gider, yazdıklarımı gösterirdim. İyi olmasada devamlı yazdım.
1971 yılı askerliğimden sonra Emniyet Genel Müdürlüğünde Polis Memuru olarak mesleğe girdim ve çeşitli illerde görev yaptım. Doğu hizmeti dönüşü Ankara’da göreve başladım ve buradaki yıllarımda TRT sanatcıları ile tanışma sonucu Piyanist Erkan YÜKSEL bir şiirimi besteledi ve seslendirdi. TRT repartuvarında farklı besteciler tarafından beslenemiş sözlerim mevcuttur.
Sayın Bilge ÖZGEN, Feritt SIDAL ve Erdoğan BERKER ile Ankara’da tanıştığım ve yardımlarını gördüğüm bestecilerimizdirler.
Ankara’da yazdığım bazı şiirlerimi beğenilmiyor diye kimselere göstermedim. İzmir’e atanıp daha sonrada emekli olunca sanat dünyasından uzaklaştım ve şiir yazmaya ara verdim.2005/2006 yılında Hac’ca gittiğimde yazdığım 160 kıtalık dini şiirle tekrar şiir yazmaya başladım.
2008 yılında Gaziemir Belediyesi TSM korusuna katıldım ve Ertuğrul POYRAZ ile oluşan arkadaşlık sonucu Ankara’da kimseye vermediğim şiirlerimi kendisine vermeye başladım. Bir, iki derken ortak çalışmalarımız çoğalmaya başladı.
2008 Mayıs ayındaki Koromuzun final konserinde ortak çalışmamız olan MUTLULUK SÖZ VERDİ’Yİ seslendiren Ertuğrul POYRAZ yorumu ve bestemizle müzik dünyasında farklı ve iddialı olduğumuzu kabul ettirdiği dinleyicilerin aldığımız olumlu tepki ortaya çıkarmıştır.
Ertuğrul POYRAZ ile olan ortak çalışmamızdan dolayı ikimizi Saadettin KAYNAK ve Vecdi BİNGÖL ikilisine benzetmektedirler.
Toplumsal, siyası, milli, dini, sevgi konularında yazdığım şiirlerim internette sayısız sitelerde yer almakta, milli şiirlerimi’’ Mehmet AKİF ruhu yaşıyor’’diye ifade etmektedirler.
İnternet Gazeteciliğinde bir çok şiir köşem mevcuttur.Halen İzmir’de yaşamakta olup evli ve iki çocuk babasıyım.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info   yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Orhan AFACAN
"ASKER ’DİYORUZ YA O AŞK ERİDİR

 ‘’Asker ‘’diyoruz ya O aşk eridir
Vatan, millet onda tek sevgilidir.
Gönlünde şehitlik hep hayalidir.
‘’İlk Hedef Akdeniz’’ can ilkesidir.
 
Batıya yön verdi neden Cin Seddi.
Meziyet sahibi her ırkın ceddi.
Bildiren kimdir hep zalime haddi
’İlk Hedef Akdeniz’’ ön cümlesidir...
 
Kıyamet ipucu gizemindedir
Ay, yıldız başı, Vatan kalbidir.
Yurtta sulh, cihanda sulh öz dilidir.
İlk Hedef Akdeniz’ ’hep dilindedir.
 
İlk hedef Akdeniz, son hedef doğu
Bize kaldı yani hedefin çoğu.
Harcamalıyız artık varı, yoğu
’İlk Hedef Akdeniz’ ’gayretindedir
 
Mevlit, Malazgirt, Fetih, Çanakkale.
İzmir’indir dini, milli ihale.
Fikrini temizle, başla ikmale
‘’İlk Hedef Akdeniz,’’ görev senindir.
 
İlk Hedefe tek limansın İzmir.
Sana ‘’kavur’’ diyen utansın İzmir.
Herkes zamanında uyansın İzmir
‘’İlk Hedef Akdeniz ‘’seherindedir
 
Ey İzmir! bağrında tarihi demle.
Çok Yakındır İlk Hedefe İlk hamle.
Sonu zafer olan müjdeli cümle
‘’İlk Hedef Akdeniz’ ’son zaferindir.

Mehti Resul İsa bizi ağırlar.
Muhammedi nurla dolsun bağırlar.
Ey bakar Ama’lar, kalbi sağırlar.
İlk Hedef Akdeniz Roma içindir
 
‘’Hak nurunu ‘’elbet tamamlayacak.
Beklediğin gibi değildir ancak.
Kalplerde tekbirler, elde al sancak
‘’İlk Hedef Akdeniz’’ içine sindir.
 
Dağılsın tespihin, düşsün imame
Her tane bir ilme, farklı âleme.
Mehdilik verilir, ‘’Mehdiyim’’deme
’İlk Hedef Akdeniz’’kimine kindir.
 
‘’ İlk hedef Akdeniz’’ hadise şifre.
Viyana Sevdası yanlış deşifre.
Doğrumu düşürmek Kaderi cebre
İlk Hedef Akdeniz çok yerindedir.
 
Söyleyene değil, söyletene bak.
Vatanı Sevmeyi öğretene bak.
Artık kıskançlığı, inandı bırak
’İlk Hedef Akdeniz’’hedef kesindir.
 
İlime, İrfanla maya çalarak
Atalarında öz güven alarak.
Fetihten çok daha güçlü olarak
’İlk Hedef Akdeniz’ geleceğindir.
 
Akdeniz'e diktim bende gözümü.
Hasreti yakıyor nasıl özümü.
Mısralara serdim hasret közümü
’İlk Hedef Akdeniz’’hayalimdedir.
 
Hendek Savaşındaki bir mucize
Nasıl nasip oldu, olacak bize.
Çağlarda, Tarihte gelecek dize.
İLK HEDEF AKDENİZ’’ söz Nebi’mize.

 
Orhan AFACAN
BİN CANLA SEVİYORUM TÜRKİYE’Mİ-

Bin canla seviyorum Türkiye’mi
Dirilir, dirilir de ölürüm ben
Çok özel yaratmış Hak bedenimi
Ancak Türkiye’mle örtünürüm ben.
Sakarya nehrinden Dicle, Fırat'a
Sağanak, sağanak dökülürüm ben.
Âliyle kardeştir Ökkeş, Rıfat’a
Zengin nüfus, zengin bir kültürüm ben-
İstanbul aşkıyla Fatih olurum.
Dağları Çağlara götürürüm ben
Kocatepe’de mevzii bulurum
‘’Akdeniz’i ilk hedef’ ’görürüm ben.
Söğütlü Osman’ım, kayı boyundan
Kur’an’ aşkıyla büyütülürüm ben.
Çekinmem, korkmam en kötü oyundan
Düşmanın gözünde iz sürürüm ben
Toprağa tohumdur alın terlerim—
Zemzem kadar bereketli, gürüm ben
Resulün ‘’aguş’ açtığı askerim
Ezelden beridir hür, özgürüm ben...
Dört mevsimde çiçek acar bahçemde
Dostluğa, sevgiye gömülürüm ben.
Laz,Kürt,İstanbul kokusu lehçemde
Aruz, aruz kalbe örülürüm ben
Cephede kahraman, devlette memur
Okulda öğrenci görülürüm ben
Çalışmamla olur vatanım mamur
Takdirde edilir, övülürüm ben.
Misafir perverim, ikramım boldur
Bir lokma ekmeği bölüşürüm ben.
Mevlana’yla, Yunus gittiğim yoldur.
Yaratılmışı hep hoşgörümüm ben
   
Orhan AFACAN
ASKER YARİ

Asker Yâri olunca gurur duyup oynadın
Başımın tacı deyini, ay yıldızı bağladın.
Davul, zurna eşliğinde askere yolladın
Dönecektir inşallah sağ salim bu Mehmedin.

Sacından yollamışsın aşkla sakla diyorsun
Nefes alış veriş ye öpüp, kokla diyorsun
Günleri sayıyorum hep şafakla diyorsun
Dönecektir inşallah sağ salim bu Mehmedin.
 
Adın yazılı künye taktığın bileğimde
Bir Vatana bir sana yer var yüreğimde
Sana dönme arzusu benim her dileğimde
Dönecektir inşallah sağ salim bu Mehmedin.

 


 

Orhan AFACAN
ADIMIN OKUNUŞU

Orhan, Osman, Ömer bunlar bir simge
Adımın Okunuşu Mehmetçiktir.
Destanım dolu tarih denen belge
Gözüm pek, göğsüm çevik, başım diktir.
 
Ben Mehmetçiğim, kendimden eminim.
Düşmana korkuyum, dosta güvenim.
Vatanı canından çok, çok sevenim.
Vatan Mehmet, Mehmet Vatan demektir.

Sevmeyi öğretti hep bana atam.
Çıkar için değil sevgim gerçektir.
Haksızlığa hiç mi hiç katlanamam
Ömrümce mücadelem sürecektir.
 
Gönlümde, önümde oldu hep ümit.
Dünüme, yarına tarih şahittir.
Doğdum, yaşarım, öleceğim yiğit
Adım Mehmetçik, soyadım ŞEHİTTİR.
 
   
Orhan AFACAN
TAŞ ATAN ÇOCUKLAR

Sanki oyundasın taş atan çocuk
Cahil mi, cesur mu sonra görürsün
Seni kimler böyle oynatan çocuk
Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün
 
Sökülen kaldırım, ayaklarındır
Ölünceye kadar bir kötürümsün
Kundaklanan dükkân yarınlarındır
Vicdanında yargılanan cürümsün
 
Elinde molotof, yuzünde maske
Neden bir gizliliğe bürünürsün
Yıllarca sonra, desen bile keşke
Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

Senin yaşıtlarda taso salgını
Yahut bir iple topaç çevirirsin.
Oyun sandığın işlerin çılgını
Çamı hedeflerken, can devirirsin

Hapiste mi geçsin ergenlik çağı
Ordada sarmalar pisliğin ağı.
Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
Harf harf, cümle cümle sen sökülürsün.
 
Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
Müslümansın, Müslüman görünürsün.
 

Benimde devletle sorunlarım var
Yapamam bunu aramızda duvar.
Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
Davanı hukuk ile sürdürürsün.
 
Hadis ;vatan aşkından iman doğar
İmansızı, iman her zaman boğar
Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
Kendini ellerinle öldürürsün.
 
Bir taş konuyu nereye götürdü
Kalkınmamızı dereye götürdü
İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
Devamlı boş çareye bürünürsün..
 
Araya girmesin etnik tefrika
İşte Ortadoğu, işte Afrika
Global siyasetler binbir entrika
Ne yapsan hep mata düşürülürsün
 
Sömürgecidir her zaman Avrupa
Sanma takdir edilir, övülürsün
Şimdi demokrası elinde sopa
O sopayla da bir gün dövülürsün

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

02 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

AKÖZ Mustafa 1956 Şair
            1956 yılında Çorum Mecitözü İlçesi Bayındır Köyünde dünyaya geldi.
            İlk ve orta tahsilini Mecitözü ve Çorum’da tamamladı.
            Aşıklık ve şiir denemelerine,halen yaşamış olduğu hayatın tatlı ve acı gerçekliğinden etkilenerek başlamıştır. Şiirlerinde mertlik ve duygusallık üzerine yazmaktadır.
            Şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmıştır. 2000 tarihinde yayınlanmış “Sitem” isimli bir şiir kitabı vardır.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı
 
 
Mustafa AKÖZ
SİTEM

Yazılanlar gelirmiş insan başına,
Kimler okur yazımızı bizim.
Ölmeden koydular musalla taşına
Kikler kaldırır ölümüz bizim.
 
Ana, baba, yavrularım var bir de,
Hani yavrum bizim vatanımız nerde?
Hasret koymuşlar bizi vatana yurda,
Kim anlar yavrum derdimiz bizim.
 
Hep çile, hep acı gördük her zaman,
Diyelim gurbet elde ömür tamam.
Hangi eş, hangi dost, hangi imam,
Kaldır yavrum ölümüz bizim.
 
Okunmuyor anlımdaki kara yazım,
Hiç kimseye değil Felek’tir sözüm.
Acıyı, çileyi çek MUSTAFA AKÖZ’ÜM
Hangi tabip dindirir acımız bizim.
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

03 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

AKTAŞ Muhsin 1966  <Şair>
1966 yılında Giresun’un Espiye ilçesinin Akkaya köyünde doğdu, İlkokulu köyünde okudu, Orta ve Lise’yi güç şartlar altında Bursa İHL de bitirdi. Bir Süre Açık Öğretime devam etti. Öğrenimini yarıda bırakıp, satış ve pazarlama sektörüne girdi.
On yıla yakın bir süre İzmir’de yaşadı, Şu an Bursa’da, bir fabrikada üst düzey yöneticisi olarak yaşamını devam ettirmektedir.
Şair ve yazar evli olup, dünya güzeli 3 kız çocuğu babasıdır.
Daha çok serbest şiirler yazmakla beraber, halk şiiri ve hece tarzında şiirlerde yazmaktadır.
Internet’te Yazarımız http://corumlu.com , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir
 
 
Muhsin AKTAŞ
ANADOLU’M

Binlerce yiğidin bağrında gizli
Sıralanmış dağlar nazlımı nazlı
Âşıklar ozanlar elleri sazlı
Yanlarına beni sal Anadolu’m

Pir Sultan Abdallar Yunus’u veli
Özünü dokumuş erenler eli
Tevazuu görsen sanırsın deli
Dergâhına beni al Anadolu’m

Mevlana’dan edep öğrendi yurdum
Karacaoğlan’dan cesaret gördüm
Gece gündüz senle hayaller kurdum
Sorma yüreğime dal Anadolu’m

Tarlanda çalışır gelini kızı
Yaylada meleşir koyun ve kuzu
Gurbet elde hasret yürekte sızı
Gururla gönlümde kal Anadolu’m
 

Al bayrak gönünde asılı dursun
Gözü olan hain bakıp kudursun
Bir yanda memolar bir yanda Dursun
Cümlemize vatan ol Anadolu’m

Türk, Türkmen, Yörükler, bir tarafta Laz
Kürt, Arap, Arnavut diğeri Çerkez
Kardeşçe yaşarız kimlik fark etmez
Kalplerde tutuştuk gel Anadolu’m

Halkın kurban olur dağ ve taşına
Mevla’m dert vermesin vakur başına
MİZABİ can verir damla yaşına
Asma nur yüzünü gül Anadolu’m

   
Muhsin AKTAŞ
BİTMELİ BU LANET TERÖR

Çapulcunun kurşunu yürekleri dağladı
Mehmetlerin anası çırpınarak ağladı
Gitti on beş gencimiz halk sözünü bağladı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Terör denen bu lanet birçok genci yok etti
Vatan sağ olsun diyen son sabrını tüketti
Yapılan bunca vahşet artık canlara yetti
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Her gün şehit verirken dayanmaz bunca yürek
Artık en acilinden buna bir çözüm gerek
Yağlanmakta evlerde paslanan kazma kürek
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

İster büyük komutan ister cumhurun başı
Birlik olup kesmeli sele dönen bu yaşı
Daha sözü kalmadı millet dikmekte kaşı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Bu işin üstesinden gelir bizim ordumuz
Ayıklayıp gidelim varsa çürük kurdumuz
Mizabi der soysuza peşkeş olmaz yurdumuz
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
05.10.2008 1.15

   
Muhsin AKTAŞ
BİTMELİ BU LANET TERÖR

Çapulcunun kurşunu yürekleri dağladı
Mehmetlerin anası çırpınarak ağladı
Gitti on beş gencimiz halk sözünü bağladı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
 
Terör denen bu lanet birçok genci yok etti
Vatan sağ olsun diyen son sabrını tüketti
Yapılan bunca vahşet artık canlara yetti
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
 
Her gün şehit verirken dayanmaz bunca yürek
Artık en acilinden buna bir çözüm gerek
Yağlanmakta evlerde paslanan kazma kürek
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
 
İster büyük komutan ister cumhurun başı
Birlik olup kesmeli sele dönen bu yaşı
Daha sözü kalmadı millet dikmekte kaşı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
 
Bu işin üstesinden gelir bizim ordumuz
Ayıklayıp gidelim varsa çürük kurdumuz
Mizabi der soysuza peşkeş olmaz yurdumuz
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
05.10.2008 1.15
 
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

04 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BİLGİN Tülay

1974 Çorum doğdu.
Tanyeri İlkokulunu okuduktan sonra çeşitli sanat dallarını öğrendi. Isparta da on yıl hayatını devam ettirdi. 2003’te tekrar Çorum’a yerleşti.
Açık öğretim ile bu zaman zarfında Orta Okulu, Liseyi bitirdi.
1990 yılında evlendi; üç çocuk annesidir.
Şiirleri ve hikâyeleri bulunmaktadır. 2008den bu tarafa düzenli yazı yazıyor.Çorum’da çeşitli dergi ve gazetede şiir ve yazıları yayınlandı. Çeşitli yarışmalara katıldı. 2009 Üniversite Açık öğretime devam ediyor
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  yayınlandı.
 
Tülay BİLGİN
ÇOCUKLARA ARMAĞAN

Savaştan hemen sonra,
Vatanımız kurtulunca.
Savaştan kalan,
Çocuklar bayram yaptılar.
 
Acıların izleri,
Kimi şehit, kimi gazi,
Öksüz, yetim çocuklar.
Hepsi bayram yaptılar.
 
Yaralı nesiller yerine,
Cesur nesillere,
Önce vatan,
Sonra bayram hediye!
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

05 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

CANBABA Ahmet 1941-  <Ressam-Şair>
1941-Kalecik doğumluyum. 7 yaşında Ankara’ya geldim. İlk orta ve liseden sonra 1960 senesinde yedek subay öğretmen olarak askerliğimi Merzifon’un Bulak köyünde öğretmen olarak yaptım. Sonra teknik eleman olarak Önce Devlet sular idaresi, Antalya Ferrokrom ve Karpit Fabrikası, Ankara da Na-Ce mak sanayi, Özmak, Alaçam müşavirlik, Tüstaş, Tümaş, UBM, ve En son Güriş makine sanayinde Kostürüktör Ressam ve Dizaynır olarak çalıştım.
1983 senesinde emekli oldum. İlk şiire Öğrencilik dönemimde Sanat okulu son sınıfta iken başladım. Sene 1960 ilk şiirim Ajans Türk Antolojisinde ve İsa Kayacan’ın çıkardığı Ece dergisinde yayınlandı. Öğretmenlik devresi şiiri geliştirmem açısında bana çok büyük imkanlar verdi. İlk şiir kitabımı da 1967 senesinde “Sarhoş Dünya” olarak yayınladım.
Emekli olduktan sonra mesleğimle ilgili olarak proje bürosu açtım. Daha sonra Konur Sokakta önce lokanta daha sonra da kitap üzerine iş yeri açarak 1989 'a kadar işletmecilik yaptım. 1989'dan Sonra ailecek İstanbul’a yerleştik. İstanbul’da 1994 senesine kadar kaldık. 1993 senesinde büyük kızım evlenerek Almanya’ya yerleşti. Küçük kızımın da tayini tekrar Ankara’ya çıkınca 1994 senesinde tekrar Ankara’da yaşamımızı sürdürdük.1999 senesinde “Yeşilin Gözyazşları” şiir kitabı, 2003 senesi “Cennette Seninleyim” Hikaye Kitabı, 2005 senesi “Yaratanla Sohbet”  şiir kitabımıedebiyat dünyasına kazandırdım. 2003 senesinde öğretmen olan ikici kızımı da evlendirdikten sonra kendimi kültüre adadım. Halen kültürle iç içe emekliliğimin tadını çıkarmaya çalışıyorum.Internet’te Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih Ve Edebiyat Dergisi yazar ailesindenim.
 
 

Ahmet CANBABA
NE ZOR İMİŞ

Söyle vatandaşım doğru değil mi
Girişimiz ne zor imiş A.B ye
Kutsal saydığımız şeylerden ödün
Verişimiz ne zor imiş A.B ye

Öneriler yanlış ,karışık çözüm
Önce kolum gidecek, sonra gözüm.
Bizlere gelişi kolayda, bizim.
Varışımız ne zor imiş A.B ye

Başka devletler öz, bizler elde bir
Uygulanmış bizlere şiddet, cebir
Karambola getirip‘te binde bir
Vuruşumuz ne zor imiş A.B ye
 

Hangi devletler çıkacak arkayı
Almasak ta olur A.B markayı
Onlardayken ipin ucu hırkayı
Örüşümüz ne zor imiş A.B ye
 
Hatalarının oluyor aması
Ara bulur,gönderirler Toması
Çifte standartlar uygulaması
Soruşumuz ne zor imiş A.B ye
 
CANBABA der demek dolmamış çilem.
Susturuyorlar etsek iki kelam.
Peki ağam, peki paşam deyip de selam
Duruşumuz ne zor imiş A.B

   
Ahmet CANBABA
AYDINLIK OLSUN

Bir mum yakıp karanlığa ilk adım
Atalım yolumuz aydınlık olsun
Gücümüzü mutlu birlikteliğe
Katalım yolumuz aydınlık olsun.

Vatanımın hançer sokmuş bağrına
Hesap soramamak gider ağrıma
Neyimiz var neyimiz yok uğruna
Satalım yolumuz aydınlık olsun

Hasret kalarak özlenip yeniden
Tehlikelerden gizlenip yeniden
Tohum gibi filizlenip yeniden
Bitelim yolumuz aydınlık olsun.

Yurdumuzda askeriz bu seferde
Çare bulacağız bilinen derde
Fabrika bacası gibi her yerde
 

   
Ahmet CANBABA
DOKUNUR  

Karar uygulamaz yasa delinir
Ayak yanlış gider başa dokunur
Kirli geçmişinden rakam alınır
Ağzından dört çıksa beşe dokunur
 
Suyun yol alırken durgundan farkı
Kendine yön verir beslerken arkı
Lafla çevirirsen olmayan çarkı
Verdiğin her nefes boşa dokunur
 
Aşkın sentezinde genç kız eğitmiş
Sosyete çarkında ahlak öğütmüş
Silikon taktırıp göğüs büyütmüş
Kucaklasan meme döşe dokunur

Ölüm nehirleri İran’a akar
Sırada Suriye Türkiye’de var
Karşısına dipsiz bir kuyu çıkar
Afganistan Irak Buş’a dokunur
 
Çirkinliğe dürüstlüğü yap katık
Sinsice çevrende birikmiş atık
Var mı insan gibi başka yaratık
İçini deşince dışa dokunur
 
Ali dibo gibi halkı soyuyor
Şeytanca iş yapıp gözü boyuyor
Haram lokma ile karnı doyuyor
Yok insanlık onda dişe dokunur

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

06 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇAVADAR Nacati
          09 Eylül 1955 Çorum, Alaca doğumlu İlkokulu; Alaca'nın Küçük Hırka Köyünde, 
          Ortaokulu; Alacada okudu. Lise Eğitimi: Ankara Muhabere Okulun daki Elektronik Astsubay Hazırlama ok. Lisans eğitimi:Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Yazıları, araştırmaları, röportajları ve şiirleri Akit,Yeni Dönem, Tutanak, Vakit, Anayurt gazeteleri ile Cuma ve Anadolu Gençlik,Ses, Nida, İzlenimlerle Anadolu gibi bir çok dergilerle yurt içinde ve dışında bir çok Internet sitelerinde yayınlandı-yayınlanıyor..Ayrıca bir çok makalesi yurt içinde ve dışında yayınlanan gazete ve dergilerde konuk yazar olarak yayınlandı. 1999 dan bu yana sürekli olarak Anayurt (Eski ismi Vakit) gazetesinde köşe yazarlığı yapmakta. Avustralya da yayın yapan bir radyoda canlı olarak haftalık Türkiye gündemi ile ilgili yorumları verilmekte. "
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Necati ÇAVDAR
ELBET ŞEHİDİM

Çanakkale geçilmez dedin geçemediler
Göğsündeki imanla boğdun elbet şehidim
Bu mukaddes vatana kefen biçemediler
Sen ölmedin yeniden doğdun elbet şehidim
Adım adım yaklaştı toprağıma kefere
Boğazı geçmek için çıkmış güya sefere
Gücü yetmez bilmez mi senin gibi nefere
Ateş olup üstüne yağdın elbet şehidim
Dünyayı dar eyledin Anza’ğa İngiliz’e
İmanınla getirdin azgın düşmanı dize
Aslan gibi kükredin sürgün ettin denize
Önlerinde aşılmaz dağdın elbet şehidim
Cennette yerin hazır peygamber gölgesinde
Sahabe evliyalar veliler bölgesinde
Allah için can veren şehitler ülkesinde
Mis kokulu gülistan bağdın elbet şehidim
Latif sana imrenir kolunda fer olaydım
O tertemiz alnında damlayan ter olaydım
Şahadet getirdiğin düştüğün yer olaydım
Gönlüme hasretini yığdın elbet şehidim

Necati ÇAVDAR
ASLAN MEHMEDİM

İmanlı göğsünü dağlara vurur
Hainin peşinde Aslan Mehmedim
Şarkın sınırında kaledir durur
Düşmanın düşünde Aslan Mehmedim
Tertibi kolunda versede canı
Unutulup yerde kalır mı kanı
Namı titretiyor koca cihanı
Yazında kışında Aslan Mehmedim
Alnından vurulup şahadet içer
Melekler yanında semaya uçar
Her mevsim gül olur yeniden açar
Toprağın döşünde Aslan Mehmedim
Anayı babayı o nazlı yari
Vatan için terk ediyor diyarı
Geçiyor ömrünün gençlik baharı
Yirmili yaşında Aslan Mehmedim
Ahir ömür gelir geçer yel olur
Sensiz bu topraklar bize el olur
Latifim göz yaşım dinmez sel olur
Mezarın başında Aslan Mehmedim
 

 
Necati ÇAVDAR
ÜZMEZ

Nereye gitsem orda bulduğum Türkmen kocası
Zulme isyanda, aksiyonerlerin gerçek hocası
Elhamra’dan çığlık, Türkistan’da otağ gibi
Taç Mahal’de sultan, Kafkasya’da Şamil gibi
İmanı saf, Türkçesi duru. O, ateşin koru
Kalkandır hakikate, onun kalesi, suru
Bazen Yunus olur Anadolu’dan ses verir
Zaman olur neyzen gibi terse, ters verir
Millet sevdası yüreğinde, kavi iman göğsünde
Kanat gerer, bilse savunur sonunda ölse de
Kurşun sıkmış Hak adına ilk gençlik anından
Nasiplenmiş, Fazıl bağından, Serdengeçti çağından
Her an coşkulu, çağlayanlar gibi deli o sevdalarda
Ağlar bulurum, kuzu gibi uysal mana eri yanında
Mazlumların babası, gariplerin abası, incelerin kabası
Çağın içmeden sarhoş Neyzeni, nüktedanlar babası
II
Olmayı hep aksiyonda arayan
Çile’de hakikat sırrına eren
Günümüzün içmeyen sarhoşu, Neyzen
Anadolu sevdası ile çağırıp gezen
Batıl adına ne varsa korkmadan ezen
Muharrir sıfatlı halk dilinde konuşan ozan
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

07 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇETEN Paşa 01-01- 1946   01-04-2007
1.1.1946 tarihinde Çorum Merkez Ahilyas köyünde doğdum.  İlkokulu  Albayrak  İlkokulunda bitirdim.  Orta okulu 1.sınıftan terk etmemin sebebi rahatsızlığımdan  dolayıdır. Köyümdeki arazimde çiftçilikle  uğraştım. 1966 tarihinde askerlik görevine gittim  terhis  olduktan sonra, 1.5.1969 Çorum 1. Noterliliğinde çalışmaya başladım. 1982 tarihinde noterlikteki  vazifemden  ayrıldım.  Bir ara serbest meslekle uğraştım.  1.7.1991 tarihinde  emekli olduktan sonra  Mersin Silifke'ye yerleştim. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Halen Silifke'de seracılıkla uğraşıyorum. 
İlkokul  sıralarında  herhangi bir meslekte hayalim olmamıştır.  Yukarıda belirttiğim gibi memurluk,çiftçilikle uğraştım.  Çiftçilikle  size iki kısa anımı anlatmak istiyorum. 
Birincisi: Çankırı-Çorum Kırsal Kalkınma bünyesinde deneme ekim yapmak  için o günlerde yer aranıyordu. O günkü çalışkan idarecisi Bekir Genç bizim oralarda yer aramış bulamamıştı. İsteği 1 dönüm nadasa bırakılmış  hazır tarla idi. Burada deneme  üretimi  yapılacaktı.  Bekir Beye bir dönüm yer yerine  3 dönüm  yer tahsis ettim. Onlarda gerekli işlemleri yaptılar,ektiler,gübreledilerse de ne hikmetse ekilen  tosun buğdayı  Çorum arazisine uyum sağlayamadı.
İkinci anım ise:Silifke'de aldığım araziyi sulamak için sondaj kuyusu yaptırmak gereğini duydum. Bir sondajcı ile anlaştık. Tarlam da su  umulduğundan  yakın bir seviyede çıkınca, sondajcı ustası ile yaptığımız anlaşma gereği yapılan işin çok  altında bir ücret vermem gerekiyordu. Adamcağız  sözünde  durmak  için fazla ücret talebinde bulunmadı.  Fakat  bu  durumda yaptığı masraf ve getirdiği işçilerin masrafını bildiğim için sondajcıyı  zarar uğratmak  istemedim ve sözleşmemizdeki ücretin iki katı ücretini ödedim bu davranışım hem ustayı sevindirdi,hem de şu anda kullandığım  suya kavuşmuş oldum. Böylece sondajcı ile sıkı bir dostluk kurmuş oldum. Halen Silifke' de bu dostluğumuz devam etmektedir. 
Birincisi: Çankırı-Çorum Kırsal Kalkınma bünyesinde deneme ekim yapmak  için o günlerde yer aranıyordu. O günkü çalışkan idarecisi Bekir Genç bizim oralarda yer aramış bulamamıştı. İsteği 1 dönüm nadasa bırakılmış  hazır tarla idi. Burada deneme  üretimi  yapılacaktı.  Bekir Beye bir dönüm yer yerine  3 dönüm  yer tahsis ettim. Onlarda gerekli işlemleri yaptılar,ektiler,gübreledilerse de ne hikmetse ekilen  tosun buğdayı  Çorum arazisine uyum sağlayamadı. İkinci anım ise:Silifke'de aldığım araziyi sulamak için sondaj kuyusu yaptırmak gereğini duydum. Bir sondajcı ile anlaştık. Tarlam da su  umulduğundan  yakın bir seviyede çıkınca, sondajcı ustası ile yaptığımız anlaşma gereği yapılan işin çok  altında bir ücret vermem gerekiyordu. Adamcağız  sözünde  durmak  için fazla ücret talebinde bulunmadı.  Fakat  bu  durumda yaptığı masraf ve getirdiği işçilerin masrafını bildiğim için sondajcıyı  zarar uğratmak  istemedim ve sözleşmemizdeki ücretin iki katı ücretini ödedim bu davranışım hem ustayı sevindirdi,hem de şu anda kullandığım  suya kavuşmuş oldum. Böylece sondajcı ile sıkı bir dostluk kurmuş oldum. Halen Silifke' de bu dostluğumuz devam etmektedir. 
Paşa Çeten 1 Nisan akşamı geçirdiği bir kalp krizi neticesi vefat etmiş,öğlen namazı Ulu cami'de kılınan cenaze namazından sonra Çorum Ulu Mezar'a defnedilmiştir. Allah Rahmet eylesin. 
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Paşa ÇETEN
ÖZÜMDEKİ SARAY

Yanacak mıydı özümdeki nakışlı saray ?
Biz yokken ateş koltuğuna oturmuş
Geceleri düşlerime giren kara yılan
Gelmiş güllerimin kalbine dolmuş
 
Sonunda anladım dünyayı gören gözlerimle
Aslanı kediye boğduran cansız bir postmuş;
Bana yakışmaz geçen zamanlara acırım
Fidan dikecek bir iklim bile kalmamış

Düşünüp bir kere göklere kaldırsak başımızı
Görürüz geldiğini Nebi'nin Uhud'dan !
Bize öğretmediler hakikâtin sırrını
Oysa bin bir renkli kelebekler geliyor ışıktan.
 
Sevgiyle beraber mânâda ellerimiz
Yoğuracak vatanı sularında ecrin
Seher vakti beyaz güller açarken
Çilemin teri akar yeşil lüleden
 
Koşuyor adımları kurşundan
Son damlayı içiyor altın tasından
Ve içime bir ses doğuyor imandan
Kellem koltuğumda, korkuyorum Allah'tan
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

08 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

ÇETİN Ahmet

Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı

 

 
Ahmet ÇETİN
BİR KÖMÜR İŞÇİSİNE

Zonguldaklı kömür işçisi gardaşım !
Aklıma geldi,hatırını sordum.
Sorma bre gardaş deyip yutkundum,
Konuşmaya fırsatın var mı be senin.
 
Yüzlerce metre yerin altında,
Hayaller kurdun ta uzaklarda.
Elin,yüzün simsiyah olmuş kapkara,
Yukarı çıkınca dünyanı buldun.

Evde çoluk,çocuk bir ekmek bekler.
Yollarına sabırla duayı ekler.
Hanımın çorba yapmış sofrada bekler.
Evine dönüp de içtin mi gardaş.
 
Bayramda gelip çattı,ne yapacaksın ?
Tabakadan bir tütün sarıp yakacaksın,
Karına,çocuğuna neler alacaksın,
Ağlaya,ağlaya kör olduk gardaş.
 
Enin olan terini kimse öper mi ?
Sıcak yerde yatan zengin bili mi ?
Parayla,pulla bu değerlenir mi ?
Ayağının altını öpeyim gardaş.
Acı bir haberle doldu Anadolu,
Gruzi patlaması olmuş,doğru mu ?
Çoluğun,çocuğun yetim kaldı mı ?
Senin hakkın nasıl ödenir be gardaş.

Hanımın siyah yazmalar bağlar.
Yavruların boynu bükük durmadan ağlar,
Anan,baban hasretinden kahrolur gider.
Namazında,dualar gönderir be gardaş.
 
Naşını beklediler girişin ağzında,
Paslanmadı mı,yandı mı yerin altında.
Çıkacak mı acaba bin bir umutla,
Bir bayrak,bir tabutun olur mu be gardaş.
 
Senin güvendiğin insanlar böyle bitti,
Bir villa,bir jaguara satıp ta gitti.
İnsanlara güvenmeye bin pişman etti.
Hakkını arayanı yoktur be gardaş.
 
OZAN AHMET seni hürmetle anar,
Her soba yakışında gözleri dalar.
Bir boşluğa bakıp dalar da gider.
Hakkını helal eyle git be gardaş
04-05-1995

 
Ahmet ÇETİN
BİR POLİS NEFERİNE !

Bir köy çocuğuydu,polis olmuştu.
Vatanı yoluna can koymuştu.
Severek aşiyanla talip olmuştu,
Lakin,umduğunu bulamadı gardaş.

Gece,gündüz demeden çalışıp durdu.
Bayramda,seyranda hayaller kurdu,
Ana,baba,kardeşini rüyada gördü,
Rüyada hasretini giderdi gardaş.
 
Herkes eğlencede keyif çatmakta,
Benim polis kardeşim günü saymakta,
Maaşını alıp murat etmekte,
Bir türlü murada eremedi gardaş.
 

Vatandaş her zaman güler yüz ister.
Gülse bile vallahi,yalandan güler.
Ne kadar üzülse de sineye çeker,
Bir türlü gerçekten,görmedi gardaş.
 
Sabır ve sağduyu bizim ilkemiz.
Can,baş koyduğumuz bir tek Ülkemiz.
Her nedense çok sabırlı bin Milletiz,
Sabrete,sabrete kar olduk gardaş.
 
Yeter artık,canımıza yetti.
Kahpe bir kurşuna hedef olup gitti.
Bir tabut,bir bayrağa sarılmak yetti,
Bizim için tek dava Vatandır gardaş.
(Polis Şehitleri anısına)
23-04-1996

 
Ahmet ÇETİN
YA SEV YA TERKET

Bizim bu diyar kardaş,bu bizim memleket.
Pervasız konuşuyor diyor ki:Sabret !
Sabredelim amma,lakin sonumuz felaket,
Ya istiklâl. Ya ölüm diyip karar et.
Ya bu Yurda sahip çık;ya da defol terk et !
 
Her gün bir asker,bir polisimiz şehit oluyor.
Bu komünist köpekler Şehitlik bilmiyor.
Şehitlik bizim için şereftir,hasiyettir,
Allah’ın bu imkanını tanımayanı lanet et.
Ya bu Yurda sahip çık;ya da defol terk et !

Unutma arkadaşım,hesaplar yapılıyor yine senin üstüne.
Uyan artık,uyan ! Bak düşmanına,dostuna.
Pervasızca,gamsızca oturmuşsun tahtına,
Neme lazım deme artık,sonumuz felaket,
Ya bu Yurda sahip çık;ya da defol terk et !

OZAN AHMET artık ne söylesin şu anda,
Ne söylerse söylesin,hainler yine planda.
Kursalar da tuzaklar,canımız feda bu Yurda,
Vatana,dine,bayrağa canı terk et,
Ya bu Yurda sahip çık;ya da defol terk et !
 
Çin Settin de,Kafkaslar da atalarımız nam saldı.
Onları gittikleri yerde adalet hep yer aldı,
Tüm dünya milleti Vallahi örnek aldı,
Böyle bir milletin varlığına dua et,
Ya bu Yurda sahip çık;ya da defol terk et !
19-06-1996

 
Ahmet ÇETİN
ŞEHİT ANASINA

Ey mübarek anne,baba ! Ne mübarek zatsınız.
Bu güzel cennet Vatana evlat yetiştirdiniz.
Davullar,zurnalarla askere siz gönderdiniz.
Sanki düğüne gider gibiydi MEHMEDİMİZ.
 
Çelik bilekler silah kavradı;kartal bakışlar pusuda.
Gözlüyordu düşmanını fırsat vermeden korkusuzca.
Tüm sevdiklerinin duası her zaman arkasında.
Aynı anda şehit olan arkadaşlarının da yanında.

Nasıl dayanacaktı gençliğinin baharında.
Şehit olan evları bayrak sarılı tabutta.
TÜRK MİLLETİ kin gütmez,fırsat kollamaz ama,
Tüm otuz bin Şehit vermiş bu Yurda,bu Vatana.
 
 

Yaşayan bilir beyler,çekmeyenler bilmez.
Şehitlik güzel şey ama,gidenler geri gelmez.
Tek MEHMETCİK kalana dek,bu VATAN bölünmez.
Milyonlar bir ağızdan diyor Şehitler ölmez.
 
OZAN AHMET her zaman hürmetle sizi anar.
Unutmak ne demekmiş. Ar ederim ar.
Milyonlarca melekler gökyüzünde secde eder.
Yüce Peygamber,dualarla sizi bekler.
23-05-1999

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

09 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ÇOBAN Ayşe 1953-2006
1953 te Çorum'un Ovakarapınar köyünde dünyaya gelmişim. Evli  ve  üç çocuk annesiyim. İlkokulu doğduğum köyde bitirdim.Yıllar sonra Çorum Bahçelievler  Ortaokulunu dışarıdan bitirdim.
Halen Açıköğretim lisesine devam etmekteyim. İlkokul  sıralarında  hayalim öğretmen olmaktı.  Tüm çabalarıma rağmen nasip olmadı. Ama okuma hevesi hep içimde kaldı. Okumanın yaşı olmadığına inanıyorum. Meslek olarak seçim yapmadım. Ama güzel sanatlar dalında yetenekli olduğumu söylerler. Mimar Sinan Halk Eğitim Merkezinden  kuaförlük dalından 3 belgem var.  Yaşam tarzım bana sağlıklı kalmayı sağlıyor.  Görüyorum ki,buna yeni yetişen gençliğin ihtiyacı var.   Demek  istediğim gençliğin  şu beş önemli unsura ihtiyacı var.  Bunlar : azim, sevgi,saygı,inanmak ve güvenmektir.  Beni şiir yazmaya teşvik eden biri olmadı. Bu özelliğimin bana Allah'ın bir lütfü olduğuna inanıyorum.  İlk şiirim   Çorum Lider Gazetesinde yayımlandı.  Sayın  Abdullah  Ercan'ın derlediği Çorumlu  şairler  adlı kitabın 2. Baskısında 4 şiirime, Sayın Mahmut Selim Gürsel'in  Çorum  1997  adlı çalışmasının Çorumlular bölümünde   kısa  hayat hikayem ve  Şiirlerde Çorum   bölümünde iki şiirime yer vermiştir. Çorumlu 2000 Dergisinde ve mahalli basında şiirlerim çıkmaktadır. 
1995 in " Sevgi ve Hoşgörü Yılı "   olması nedeniyle " Bir Dünya İsterim "  adlı şiirim ödül almıştır. İdealimde çocuklarımın dürüst ve sağlıklı olması vardır. Allah'ın izniyle bunu başaracağıma inanıyorum.
" Çiğ Taneleri" adlı şiir dosyamın Temmuz 1999 tarihinde basılmıştır. Bu yıl içinde kitabımı geliştirerek 2. baskısını yapmak arzusundayım. Kafiyeli  ve  serbest  şiirlerin  yanı sıra henüz yayımlanmamış  anılar  ve  gerçek yaşamdan hikayeler olmak üzere düz yazılarımda bulunmaktadır.
Vaktin  nakit   olduğu günümüzde birazcık düşünülürse eğer,emeklide  olsak  yolun sonunda değil,başında olduğumuzu, daha çok  işlerin bizleri beklediğini göreceğiz. Diyorum ki;  bırakın  şu  adam sende boş ver  demeyi. Tembelliği  bırakın,pasiflikten kurtulun. Oysa  boş  vaktimiz de yok,geçirilecek zamanımız da.   Gafletten  sıyrılıp  bu  dünya hepimizin demeliyiz,bu  vatan bizim,bu bayrak ,bu devlet,bu millet  bizim.  Biz Türk Milletiyiz. Çalışkanız, çalışmalıyız. Bilinçsizce Türk Milleti değil mi diyen kendini bilmezler : Yüce Allah'ın  sırlarla  dolu olan bu güzel evrende sağlıklı  yaşamak için  aklı  başında  her insanın  aktif  olup,karınca  kararınca sen,ben demeden  yeni  yetişen  gençliğe güzel bir dünya bırakmamız hayırlı olur diyorum.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirleri yayınlandı.

Not: Bana yayınlamak için verdiği şiirlerini yayınlamaya devam edeceğim. Ruhun şad olsun ! Mahmut Selim GÜRSEL

 
 
Ayşe ÇOBAN
ALEV GİBİ
Sıyrılır göklerden o siyah perde,
İlahi “Nûr”uyla sökerken şafak,
Şehitler şad olur bu güzel yerde,
Destandır dillere bir avuç toprak.

Mehmet’ler beklerken Akif’i ansın,
Göğsü ay yıldızlı bedende cansın,
Uğruna Ata’mın döktüğü kansın,
Yeter ki;dalgalan sen canım Bayrak.
 
Sen dalgalanırken yaşıyoruz biz,
Gökten kopup gelmiş bağrındaki iz,
Dil uzatanlara çoktürürüz diz,
Sönmez aşkın alev gibi yanacak.

Yurdumun üstünde kırmızı gülsün,
Canımız fedadır tüm dünya bilsin,
Vatanım,milletim senle yücelsin,
Türk’ümün simgesi Bayraktır ancak.
 

 

   
Ayşe ÇOBAN
KÜTÜPHANE

Kütüphane deyince aklıma tarih gelir.
Tarihin kıymetini ancak yaşan bilir.
Vatan ve Millet için düşünüp de yarını,
Şehitler kanı kokan bu cennet diyarını.
Oku da öğren yavrum ! Al kitabı yanına,
Şimdi nöbet sendedir,çiğnetme düşmanına
Eğer ölürsen Şehit,kalırsan Gazi bize,
Sütümüz helal olur,emek görünmez göze !

Çalışın ey yavrular ! Çalışın bu hanede.
Umudumuz sizsiniz olmayın meyhanede,
Ufuktan doğan güneş gibi parlak ve sıcak,
Yürüyün ileriye dünyaya açın kucak.
Nice aydın yazarlar gece,gündüz demeden
Çalışmış bizler için,sıcak lokma yemeden.
AYŞE ÇOBAN diyor ki : Atalardan hitaplar,
Dolaplarda kalmasın bilgi dolu kitaplar.

 

 

Ayşe ÇOBAN
KÖPRÜ
Gurbet ellerde okumak için,
Bin bir sıkıntıyla kayıt oldular,
Ayrılık acısı,sıla özlemi,
Geçti yavaş yavaş huzur buldular...

Yurtlar kayıt açtı vakfımız kucak,
Sağ olsun Milletim,sönmez bu ocak,
Vatana Millete,hizmet sunacak,
Hakk rızası için görev aldılar...

Halktan vakfımıza bağışlar geldi
Okullar açıldı,yurtlar yükseldi.
Nice gariplerin yüzleri güldü,
Teşekkürler deyip memnun kaldılar.

Aynalarda gördüğümüz yüzleri,
Karanlığı boğacaktır sözleri.
Dua edip anacaklar sizleri,
Demet demet güller ile geldiler.

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

10 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

DEMİR Salim

Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı

 

 
Salim DEMİR
ALLAH KORUSUN

Ağlanacak hale güleriz bizler
Böyle bir Milleti Allah korusun
Her türlü melanet sarmış dört yanı
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Rüşvet,irtikap bürümüş yurdu,
Kanunsuz işlerin gelmiyor ardı,
Gün be gün Milletin artıyor derdi,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Ruhsatlı,ruhsatsız çoğaldı silah,
Soysuzlar kendini sanıyor ilah,
Milletin başına giydirir külah
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Soysuzlar ne kanun,ne yasa tanır,
Ya bunların sırtı kime dayanır,
Yollarımız her gün kana bulanır,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Yolsuz işler vicdanları zorluyor,
Hırsız,haydut,dürüstleri zorluyor
Cezasız suç inançları körlüyor,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Ne kanun,ne yasa,ne hukuk işler,
Devleti soyuyor egemen güçler,
Oynamış yerinden değerler taşlar
Böyle bir Milleti Allah korusun

Değerler değişti,yargı değişti,
Anlayış,felsefe,yazgı değişti,
Örf,adet,anane,görgü değişti,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Ne kural,ne kral,ne düzen vardır.
Yapanın yaptığı yanında kardır,
Millete yapılan zülümdür,ardır,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
Ahlak,maneviyat,izan kalmamış.
Ölçüde,tartıda,mizan kalmamış.
Ailede bile düzen kalmamış,
Böyle bir Milleti Allah korusun
 
SALİM’in sözünde var mıdır yalan,
Fırsatını bulan eyliyor talan,
Hem suçlu,hem güçlü edepsiz olan.
Böyle bir Milleti Allah korusun


 

Salim DEMİR
TÜRKİYE'M

Sevgisi içimde coşar sel gibi
Bir baştan,bir başa benim Türkiye’m
Baharı yazıyla,Cennete benzer
Dünyalara değer,canım Türkiye’m.
 
Bütün güzellikler mevcuttur sende
Herkesin gözü,gönlü üstünde
Bulunmaz bir eşin dünya yüzünde
Ay Yıldızlı Bayrak kanım Türkiye’m.

Denizler kilidi,boğazları var.
Dünyada haykıran orduları var
Aşıklar,şairler,ozanları var.
Gönüllerde destan,şanım Türkiye’m.

Üç tarafı pırıl pırıl denizler,
Çağlayan ırmaklar,güzelim göller.
Türkü çalar,türkü söyler bu diller,
Geçmişim,geleceğim,ünüm Türkiye’m.
 
Bu Vatan içir çarpar bu gönül,
Öter kuşlar,şakırdar bülbül.
Kırlarda açar menekşe,sümbül,
Burcu burcu kokar tenin Türkiye’m.
 
SALİM bu Vatanla beraber yaşar,
Düşmana karşı cepheye koşar.
Kükrerse yiğitler,meydanlar taşar.
Yiğitler yatağı,canim Türkiye’m.

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

11 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

DUYGUN Erol 1957 <Fotoğraf Sanatçısıı Yazar-Şair>
1957  yılında  Gümüşhacıköy'de   doğmuşum. Bütün küçük yerleşim biriminde olduğu  gibi sakin ve mutlu bir  çocukluk  dönemim  oldu. Okul hayatım boyunca  çırak olarak (Tezgahtarlık, Terzilik, Fotoğrafçılık  gibi) çeşitli meslek dallarını öğrenmeye çalıştım.  Liseli yıllarda fotoğrafçılığı öğrendim. Askerlik  sonrası  1980  yıllarında kısa bir dönem kavafiye dükkanı  açarak  esnaflık yaptım. 1983 yılında   şu  andaki  görevim ile birlikte 1987 yılına kadar  Dodurga'da  fotoğrafçılıkla uğraştım. Bu ara Rıza Ilıman'ın gazetecilik yaptığı dönemde Dodurga muhabiri  olarak  çalıştım. 
Ticaret  lisesi mezunu olup,evli 2 çocuk babasıyım. 
Şiir yazmaya Halk Ozanlarının şiirlerini okuyarak ve  dinleyerek  başladım. Bu konuda herhangi bir teşvik gördüğüm  söylenemez.  İlk şiirim 1973  yılında  Merzifon'un Sesi  Gazetesinde yayımlandı. 
Muhabirlik yaptığım yıllarda  ormanlarımızın  katledilmesine   yönelik  Çorum Gazetesinde yazdığım  bir haber makale nedeniyle şu anda ismini anımsayamayacağım bir Kayseri yerel gazetesinde teşekkür mektubundan başka ödül almadım.
İdealim;şiir konusunda yetkin bir yere gelebilmekti, ama  bu idealim henüz gerçekleşmedi. Basılmış bir çalışmam bulunmamaktadır. Makaleler ve  denemeler yazıyorum. Osmancık Haberde ve ara sıra Çorum Merhaba ve Çorumlu 2000 Dergisinde şiirlerim yayınlanıyor. 
Son söz olarak,hiç riya yapmadan bir dergi çıkarmanın ne kadar zor bir uğraş olduğunu bildiğimden  sizi  gösterdiğiniz  fedakarlık  ve performansınızdan  dolayı kutluyor,bu derginin siz istediğiniz  sürece yaşamasını dilerken inceliğiniz için teşekkür ediyor,başarılarınızın devamını diliyorum.
Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergimizde http://corumlu2000aylik.dergisi.info ile Sarı Çiğdem Şiir Defteri'nde http://saricigdemsiir.dergisi.info   ve Aylık Şiir Antolojisi  çalışmaları yayınlanmıştır.

 

 
Erol DUYGUN
TÜRK GENÇLİĞİ

Anla artık;Türk Gençliği !
Bu Millete ol kılavuz.
Dinle artık Türk Gençliği !
Bize neler demiş Oğuz ?

Yunus gibi de şiiri,
Ferhat gibi vur demiri,
Allah’tan al tek emiri,
İşte öğüt,işte vaaz.

Besmeleyle başla işe,
Yardım gelir bu gidişle,
Aldırma yokuş,inişe,
Öyle yaman idi Yavuz.

Haksızlığı elin ile,
Gücün yoksa dilin ile,
Hiç olmazsa gönlün ile,
Düzelt aman yiğit,yağız.

Cemaat ol,cemiyet de,
Keyfiyet ol,kemiyet de.
Kurtul İslamiyet’le
Tevhid çek kutlu ağız.
Haziran 1889

 

 

Erol DUYGUN
YAŞAMAK GEREK

Ne bayramlar gördük gelip geçmemiş
Bayramları her gün yaşatmak gerek.
Halkını sevenler asla küsmemiş
Bayramları her gün yaşatmak gerek.
Dünyamızda varken kanla,göz yaşı
Sevmek olmalıdır insanın işi
Bayramı bilir mi sevmeyen kişi
Bayramları her gün yaşatmak gerek.
Bayramdan bayrama diyor merhaba
Dirgeni bilmeyen girer harmana
Sevgimizi sığdırmayıp bir güne
Bayramları her gün yaşatmak gerek
DUYGUN'i bayramda barışanlara
Yetimin hakkını bölüşenlere
Çıkarı uğruna savaşanlara
Bayramları her gün yaşamak gerek
   
Erol DUYGUN
ATADAN TORUNA

(Töreli Türk Oğullarına)
Karahanlı Saltuk Buğra
Selam Gazneli Mahmud'a
Osman Gazi, Alparslan'a
Atana layık olursun.
 
Kefeniyle kabre hazır
İnancıyla zulmü bozar
Kanla Anadolu yazar
Sultan Alparslan olursun.
 
Beyliklerinden devlet kurar
Haçlı çemberini yarar
Düşman yarasını sarar
Eyüp Selahaddin olursun.
 
Haçlılara karşı durur
Kafatasçı Haçlı erir
Tek tek cezaların verir
Kılıçarslanlar olursun.

Rüyalardan koca devlet
Aşiretten büyük millet
Yükseldikçe sen birlik et
Dilerim Osman olursun.
 
Her an yeni bir kıtaya
Söz vermişsin sen ataya
Akın durmaz hiç Batı'ya
Dilerim Orhan olursun.
 
Duaların göğü deler
Düşmanlarını duman eder
Cennetlere uçar gider
Hüdavendigar olursun. 
 

Boğaz keser hisar katlı
Ülküsüyle yel süratli
Uçar gider beyaz atlı
Ölür Yıldırım olursun.

Fatih gibi oğlu olmuş
Haçlı gelmiş bela bulmuş
Sultanlıktan geçip gülmüş
Dilerim Murat olursun.
 
Çok Bizansları döversin
Zulmün başını ezersin
Denizlere at sürersin
Dilerim Fatih olursun.
 
Şahlar ülkesin çaldırmış
Hadlerin yaman bildirmiş
Ak atın şaha kaldırmış
Dilerim Yavuz olursun.
 
Hüseyin'le Hasan gibi
Selçuklu Alparslan gibi
Fatih,Yavuz Sultan gibi
Şehit Müslüman olursun.
 
Ok-Öz Kağan soyun olmuş
Yağıların koyun olmuş
Devlet kurmak oyun olmuş
Gene Ulu Devlet olursun.
 
Törelisin,Türk'sun çalış
Atasözlerine alış
Düşün,taşın,yap bir buluş
Sen de bir Atatürk olursun.
Ekim 78 Taşpınar.

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

12 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

GÖKGÖZ Mustafa 1971 Şair
30 Temmuz 1971 de Çorum'da dünyaya geldim. İlk öğrenimimi Çorum Merkez Albayrak ilkokulu,Orta okulu Çorum Merkez İmam Hatip Lisesi Ortakısmı, Liseyi Çorum Merkez Atatürk Lisesi, Yüksek öğrenimimi ise Erciyes Üniversitesi Kayseri Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Programcılığı bölümünde 1991 yılında tamamladım.  Şu anda Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Kamu Yönetimi 3. sınıfta öğrenimimi sürdürmekteyim. 1991 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre Kayseri, Niğde, bulunan bazı öğretim kurumlarında bilgisayar öğretmenliği yaptım. 1993 yılında Çorum'da Gökgöz Bilgisayar'ı kurdum , o tarihten beri bu şirketle ticari faaliyetlerde bulunmaktayım. Programlama dilleri, veri tabanları ve web dizaynı konusunda uzman sayılırım. 2000 yılında bedelli askerlik görevimi Kütahya 2.Jandarma Er Eğitim Taburunda Jandarma Er olarak yaptım. 
Fanatik Fenerbahçe'li ve müzik tutkunuyum, bağlama, mızraplı ve yaylı tambur çalmakta, Mimar Sinan Halk Eğitim Merkezi T.S.M. korosunda görev yapmaktayım. Geçmişte bir süre yerel ve ulusal gazetelerde muhabir , köşe yazarı olarak çeşitli yazılar yazdım, bazı dergi ve gazetelerde şiirlerim yayınlanmıştır. 
Evli ve ikiz kız çocuk babasıyım. İngilizce biliyorum. 
Halen Liberal Demokrat Parti  Çorum İl Başkanlığı yaptım.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı.
 
 
Mustafa GÖKGÖZ
BEN

Beni aramayın buradan başka bir yerde,
Ben Orhan Gazi türbesinin eşiğindeki taşım,
Ben Bedirde Uhutda kazanılan zaferde
Koltuk altında duran yere düşmeyen başım.
 
Haktan gayrı kimseye baş eğmeyen bir boyun,
Bin kişiyi doyuran sofrasındaki aşım,
Üç kıtaya hükmetmiş adaletli bir soyun,
İstanbul’u fetheden sultanıyla adaşım.
 
Hem Türk’üm hem Müslüman bundan büyük şeref yok,
Ben zamanla arkadaş, tarih ile sırdaşım,
Ben Kemankeş elinde yaydan fırlayan bir ok,
Ben dünyayı imanla bezeyen bir nakkaşım.
 
İman ile çağlayan Yunusumun gözünden,
Katre katre boşalıp yere süzülen yaşım,
Ben ahenkle çağlayan kopuzumun özünden,
Yanık türkülerimle aşıklara yoldaşım.
 
Ummanlara hükmeden Barbaros Hayrettin’in,
Nur yüzünde çatılan bir çift heybetli kaşım,
Ben nükteler üstadı hocamız Nasrettin’in,
Sevgi ile bezeli gönlüyle arkadaşım.
 
Beni aramayın buradan başka bir yerde,
Ben kutlu Ayasofya minaresinde taşım,
Ben Bağdat üzerine çıkılan o seferde,
Dalgalanan sancağın özündeki kumaşım.
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

13 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

GÜLTEPE Şükrü 1950 <Yazarımız>
Çorum Merkez Ahmatoğlan köyünde 05,02,1950 yılında doğdu. Ilk okulu  köyünde tamamladı. Orta ve lise öğrenimini Çorum’da yaptı. Askerlik dönüşünde 06,04,1974 tarihinde Çorum Ortaköy ilçesinde göreve başladı. 20,07,1974 tarihinde Kıbrıs Çıkartmaları için ihtiyat olarak askere alındı. 
Bu görevden dönünce aynı görevde çalıştı. Çorum Merkez İlçe adliyesinde bir müddet çalıştıktan sonra emekli oldu. Evli ve üç çocuk babasıdır.
Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergimizde http://corumlu2000aylik.dergisi.info ile Sarı Çiğdem Şiir Defteri'nde http://saricigdemsiir.dergisi.info  çalışmaları yayınlanmıştır
 
 
Şükrü GÜLTEPE
YÜCE DAĞ BAŞINDA YİĞİT MEHMETÇİK

Yüce dağ başından inemez oldun
Yedim kurşunları dönemez oldum
Ağlıyor gözlerim silinmez oldum
Yollar uzadı bulamaz oldum.

Anne, baba elbet bir gün gelirim
Mektup, telefonla haber salırdım
Vadem yetmez ise geri dönerim
Mehmetçiğiz öcümüzü alırız.

Vatan bizim cephelerde yürürüz
Düşmanların izlerini süreriz
Atatürk’ün ilkesinde gideriz
Toprağıma göz dikeni vururuz.
 

Mehmetçik emrini alır koşarsa
İlhamını inanç ile gönül coşarsa
O sarp kayaları durmaz aşarsa
Bu Vatan bizimdir asla vermeyiz.

Mehmetçiğiz toprağımız vermeyiz.
Kalleş teröriste boyun eğmeyiz
Hedefleri vurmadan geri dönmeyiz
Bu Vatan bizimdir asla vermeyiz.

Şükrü der ki toprağımı böldürmem
Semalardan bayrağımı indirmem
Tehditlere hiçbir zaman aldırmam
Bu Vatan bizimdir asla vermeyiz.
15/12/2007

 
Şükrü GÜLTEPE
ATAM KALBİMİZDESİN

Atam seni çok özledik,
Yollarını hep gezledik,
Eserini hep bekledik,
Kalbimizdir senin yerin.

Vatan için çok çalıştın,
Bütün engelleri aştın,
Gerçek huzura kavuştun,
Kalbimizdir senin yerin.

Cumhuriyet lâiklik yolun,
Sahip çıktı Anadolu'n,
Zaferinle açtı gülün,
Kalbimizdir senin yerin.

Türk Ulusum çalış dedin.
Menziline eriş dedin,
Doğru yolda yarış dedin.
Kalbimizdir senin yerin.

Kanun,nizamları yazdın,
Nice menzilleri kazdın,
Ulus,ulus diyar gezdin,
Kalbimizdir senin yerin.

Varlığını hep özledim,
Atmış iki yıl gözledim,
Eserlerin sergiledim,
Kalbimizdir senin yerin.
 

Haksızlığa karşı durdun,
Düşmanlara hesap sordun,
Cumhuriyeti sen kurdun,
Kalbimizdir senin yerin.

Türksün çalış,öğün dedin,
Haklıları savun dedin,
Bayrağımız kanın dedin,
Kalbimizdir senin yerin.

Eserlerin saysam bitmez,
Ne söylesem ,sözüm yetmez.
Hasretin gönlümde gitmez,
Kalbimizdir senin yerin.

Atam senin izindeyiz,
Duygu dolu sözündeyiz.
Seni seven yanındayız,
Kalbimizdir senin yerin.

Düşmanları Yurttan attın.
Cephelerde karda yattın.
Eğitimde devrim yaptın,
Kalbimizdir senin yerin.

GÜLTEPE'YİM gönlüm çağlar.
Yokluğundan kalbim dağlar,
Türk Ulusu sana ağlar,
Kalbimizdir senin yerin.

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

14 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

GÜRSEL Mahmut Selim 1947 <Emekli Kütüphane Md. Yr. Gürsel Yayınevi Sahibi, Yazar, Çizer, Çeker>
1947 tarihinde babamın subay olarak bulunduğu Erzurum'da bir at arabasında doğum evine giderken doğmuşum. Babam Eminsu Ali Rıza Gürsel, annem ise Fahriye hanımefendi idi.  İlkokula İskenderun'da başladım. Ankara' da bitirdim. Ankara Yenimahalle Orta okulunun birinci sömestrsinde babamın emekli olmasından dolayı 1960 yılında Çorum'a gelince Atatürk Ortaokuluna devam ettim. Babamın "oku da oğlum ceketimi satar seni okuturum" diyerek bana yaptığı nasihatleri ters tepki yaptı, okumuyorum diyerek okulu birinci sınıfta bıraktım. Marangoz çırağı olarak Azmi Başar ustanın yanına girdim.  Askere gidene kadar ustanın yanında çalıştım. 1967 tarihin de askerlik dönüşü, Ankara Emniyet Müdürlüğüne teknisyen olarak göreve başladım.  Ortaokulu dışarıdan 2 yılda bitirdim 1972 tarihinde polis memuru olarak Ankara'da çeşitli şu beler ve kara kollarda çalıştım.
16 Eylül  1973  tarihinde  Selma (Kurşuncu) Hanımefendi ile evlendim.  1978 yılında ayında naklen Çorum İl Halk Kütüphanesine Memur olarak geçtim.  Dışarıdan Çorum Ticaret Lisesini iki yılda bitirdim. Kendi kendime Osmanlıca’yı öğrenmeye uğraştım, Hat sanatı ile biraz ilgilendim 150 ye yakın Ser levham var, Çorum Güzel  Sanatlar Galerisinde ve Kütüphane salonlarında bu levhaları sergiledim.
3.  8. 1988 tarihinde İl Halk Kütüphanesi Müdür yardımcılığına atandım.  1990 tarihinde  kütüphanelerdeki kitapların tasnifi ile ilgili 10 yıllık bir araştırmamı "Alfabetik Onlu Tasnif Fihristi (Dewey)"kitap haline getirip Kültür Bakanlığına sundum. Kitabımdan Türkiye'deki bütün Kütüphanelere dağıtılmak üzere 1000 adet satın aldılar.  Bitlis Tatvan’a tayin edilme olayım beni çok yıktı. Fakat bu üzüntümün boş olduğunu zamanla gördüm. Rabbimin izni ile Hacca gitmek nasip oldu, iki kitap daha yayımladım ve elinizde bulunan bu derginin çıkmasına vesile oldum. Mesleklerin insanlara sağladığı maddi avantaj olarak, evinizi geçindirecek, namerde muhtaç etmeyecek avantajından başka, manevi olarak; sizin yaptığınız işlerle ilgili karşılaştığınız problemleri değerlendirirseniz avantajların neler olabileceğini hayat okulundan öğrenmiş oldum.
İdealim: Çorum'a  tam teşekküllü bilgisayar ortamında bir kütüphane kazandırmaktır. Bu idealim yüzünden tayinim çıktı. Emekli Olunca Gürsel Yayınevini açtım. Yayımlanmış çalışmalarım bulunmaktadır. Bunlar: 
" Alfabetik Onlu Tasnif Fihristi (Dewey) ",  "Çorum'da Yatan Meşhur Yatırlar", 
"Çorum 97" ve  "Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergisi 63 sayı basıldı ve Bu sayfalardan Internet'te yayınlanmakta"“Çorum 2002”  
"Menakıb-ı Koyun Baba 2004 "Hacım 2007"İnternette yayımlanan sitelerim:
http://corum.name
http://corumlu.com
http://dergisi.info
 
 
   
Mahmut Selim GÜRSEL
VATANIM NE HALDE

Vatanımda bedenleri cenabet
Vatanım toprağında nedamet
Vatanımda cenabet postalları
Bırakmayalım diyenlere inat
Geldiler, toprağımıza girdiler
Bizim sonumuzun başlangıcı
Olacak gibi görüyorlar,
Bu oyun da sizler piyon,
Vatanımda bulunanlar cenabet
Bizi de cenabet gibi ediyor.
“Ey bu topraklar için

Toprağa düşmüş asker “
Nerede benim emanetim?
Nerede öldüğüm Vatanım?
Nerede namus ve edebim.
Derse ne diyeceğiz?
Bilen varsa versin cevabı.
Öğrenelim doğruysa eğer.
Satmayın üç beş kuruşa,
Cenabetin gezdiği güzel
Güzel olduğu kadar da
Narin Vatanımdan defol!
13 Mart 2003 03,25

   
Mahmut Selim GÜRSEL
BU VATAN BİZİM

Bu vatan bizim Ey Türkoğlu Türk!
Uyan artık uykundan sen;
Üzerindeki ölü toprağını silk.
Gözlerini para pul ile boyayanları
Gör artık bunları iyi tanı;
Bunların kim olduğunu söyledi
Mustafa Kemal Atatürk;
Oku onun gençliğe hitabını!
Ülkeme Dostuz diye yaklaşanlar,
Ülkemi kime neye pazarlarlar?
Bu pazarladığın vatan senin mi?
Bu Vatan Türkiye Türkün mü?
Sen Türkiye’de yaşar isen,
Türksün bunu bilmez isen,
Sen ki Türkü sevmez isen
Bu ülkede bulunman neye ki?
Bana ne istiyorsun açık söyle!
Sana öneriliyor sınırlar,

Osmanlı Devletisin diye,
Geçmişteki sınırları mı?
Geçti onlar inan öyle.
Sana oraları verelim diyenler
Elinden alanlar onlar değil miydi?
Şimdi sana vaat edeler
Bunlar değil miydi çabuk söyle!
Vaat ettikleri toprakta
Bulanların içinde var biri
Önce onun ortadan kalması iste
Sonra sana verileni kabul eyle.
Sonra seni onlar yok ederler,
Ağzına sürdükleri bir parmak balı
Sonra kustururlar batman ile
Ey Türk Vatanının sahipleri
Gitti gidiyor derler iken
Sahipsiz olmasın ülken
Sahip ol vatanına sen!
Vatan elden gitmez iken!

14 Ekim 2009

   
Mahmut Selim GÜRSEL
HİÇ TÜRKİYE'Yİ DÜŞÜNEN YOK!

Hiç TÜRKİYE'Yİ düşünen yok mu bu dünyada;
Elin bilmem nesinden bana ne? Ne faydası var!
Ben Vatanındaki ayrımcılık ile uğraşlım derim;
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Müslüman ise kalsın vatanında savaşsın onun için
Ya şehit olur ya gazi sonu ölüm değil mi söylesene
Kaçıp gelmekle "Hicret" mi ediyor zannediyorsun;
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Vatanın satan yarın buralarda neler yapar düşünsene?
Seni satar toprağın için, suyun için içi zaten hainlik;
Yüz yıl önce Osmanlıyım dediğin atanı arakasında vurdu;
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Şimdi seni beş paraya satacak gelen bu gizli ordu!

Ey insanlar. Bilmiyor musunuz yakın tarihinizi sizler;
Arkamızdan vurmuştu Müslüman’ım diyen bu kişiler!
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Hala sesin çıkmaz ise ben derim ki soyun kurur bunlar ile
Hıyanet çemberi ile senin ne vatanın kalacak, ne iktidar.
Dikkat et oynayan aktörleri kim bil sen TÜRK oğlu TÜRK!
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Ermeni katliamı ile gidecek senin Vatan diye bildiğin yer!
Bunlar sana çok görecekler gereken toprak altı mezar!
Bari hayıflan araştır adeta taptığın kişilere bir baksan;
Türk Türk'e yeter bile; Elin geleninden bana ne?
Bu gün arife Yarım bayram. 04-07-2016 01,43 Çorum!

   
Mahmut Selim GÜRSEL
MERMER BİLGİ MERMER KAFA

Bindiler bir arabaya gidiyorlardı sordular mı gittiği yer nere diye?
Bazıları bir konuşanın dediği ile bazıları onu dinleyenin dediğiyle.
 
Çıktılar bu uzun yola mermer bilgi ile kafalarda olmuştu mermer işte;
Sonucun ne olduğu belli olmayan bir bilinmeyene yol alıyordu bu gidişle.
 
Baktıkları yoktu etraflarına hiç birinin yalçın kayaların yükseldiği bir yol ve de
Onlara örnek olması gereken bir komşu baktıkları yoktu dünya menfaatler için de
 
Geleceklerinin mirasının harcandıklarına yol alıyordu araba bütün yükü ilerlemekte
Kendileri ile birlikte istemeyenlerde mecbur yürüyorlardı arkadan araba ile birlikte

Gidiyordu bu toplum onu kurtaranın; onlarca yıl önce söyleyen büyüğüne;1
Satılacak bu vatan Ey Gençlik Uyan! demişti ta o zaman ülkesinin fertlerine
 
Görmüştü insanlarının isteklerini O; bu uyarı için güvendiği gençliğin vermişti eline
Ey gençlik oku o emri uyan sahip ol, gidilecek gösterilen yolu incele

Ülken gidecek birkaç yeni çıkartılan ile, olma Mermer bilgi mermer kafayı işle
Ülkemizin selametliği inanırsan sende uyanık ol yeni çıkan tek tip kafalara
 
Onları yıkadılar bakmadılar çoğalmalarına birbirini yemeye başlatacaklar ülkeni
En yakın komşu ülkende aynı oyunla gitti. Kukla azınlık olarak birilerinin elinde!
 
Olmanı istiyorlar senin de komşun gibi bölünmüş. Sonra geriye bir gidiş,
Senin Ülkeni, senin Milletini senden koparacak bu serseri ve hain gidiş!
 
Sen sen ol mermer kafanı artık kır. Çıkart at gözlüklerini ileri değil,
Bir de sağına, arkana, soluna, bak ki göresin parçalanmışların halini.
 
İşte sana benim yazacağım budur. Belki ne olduğunu bilmesin
Bilmezsen anlayan var mı diye bir bilene sorup anlamak istersen.
 
Mermer kafalı ve at gözlüklü olmaktan çık. Bak, gör. Oku anla;
Ne demişti gençliğe ileride olacaktır bunlar, onları sen önle!
 
Bu yazmakla bitecek bir söyleşi değil, öğüt ise hiç değil sana;
Bak yazmakla bunları Anlamanı istiyor bunları yazan inan sana.
24 Ocak 2011 Çorum
   
Mahmut Selim GÜRSEL
“ŞEHİTLERE ÖLÜ DEMEYİNİZ”

O vatan için çarpışırken orada
Biz yazı yazarız inanın burada
Beklenen son için gibi gözüken
En ulu ve en yüce zamanı yarata
Allah'ın emri ile öldürülenler
Allah'ın öl dediği o mutlu kişiler
Şehitlik mertebesine o an ererler.
Bizler ağlarız, bağırırız arkalarından,
Bazen de Fatiha okuruz artlarından
Onlar "ölü" değil ŞEHİTTİRLER
Bilenler bilir onlar ne mutlu erler.
İnsanlar dirilmek isterken kabirlerinden;
Onlar tekrar ŞEHİT olmak için dirilmek ister.
"Ey bu vatan için toprağa düşmüş asker"
Sana söylenenler, bu dizelerle mi biter
Senin mükâfatın burada değildir inan,
Göreceksin mükâfatını şehit düştüğün an
06/09/2007 Çorum 01.13

 

Mahmut Selim GÜRSEL
ŞEHİDİM!

Sen bizim emanetimizi korurken;
Ananın biricik evladı idin!
Vatanın korumak istediğin
Görev yerinde siperde idin!
Biz evimizde uyurken rahat içinde
Sen uykusuz gecelerin bekçisi idin
Bir kör kurşun ile seni ayırdılar
Görevinden, kutsal emanetinden!
   
Mahmut Selim GÜRSEL
ÇALIŞ,ÜRETKEN OL!

ÇALIŞ,ÜRETKEN OL! demiş atan.
“Su uyur düşman uyumaz” sözünü.
Boşuna söylenmemiş atalar sözü.
Üretirken vatanı, milleti, düşün.

Para kazanmak için olmasın senin gayretin.
Ha sakın kazanma parayı demiyorum.
Kazanırken haramdan sakın.
Kul hakkı yemekten uzak ol.

Bu dünyada güzel gözükürse de sana.
Çıkar aheste aheste, aldığın haksız para.
Arkanda bıraktın mı yararlı bir eser sen
Helal olsun sana yaşadığın yaşam.

Bir yaşlı amcandan nasihat say.
Deme amca:-Nasihat istemez ver para.
Musibet gelmeden senin başına
Nasihati al, sakla lazım olur sana.

Bir gür sakal kesilmekle ne olur deme.
Yeniden biter olur sakal yine.
Sakal bitene kadar geçen zamanın
İşte en büyük kaybın bu geçen anın.

Bakma öyle alık alık bu satırlara.
Sende çalış, anla, bil, öğren, yap.
Satırları okurken anlamaya bak.
Belki doğru bir ışık görürsün bunda.

Bakma öyle. Ne söylemiş eskiler.
“Ummadığın taş baş yarar” demişler.
Sana da belki bir ilham gelir buradan.
Belki sana da fikir verir bu kelime.

Belki olursun çalışarak bir âlim.
Belki olursun okuyarak muallim.
Belki bilinmez gelecekte baş bakan.
Belki olursun vatana bir başkan.

Ne ekersen onu biçersin bu toprağa
İyilik ek, iyilik bul yaşamının sonunda.
Senin bilgin yalnız sana olmasın.
Üretken ol, üretmen yaşa dünyada.

Bak kim götürmüş kazandığını öte yana.
Gidenlerin hepsi kefeninden başka
Arkanda kalsın bir büyük eser.
Sen gidince o yaşasın her gün.

Son sözümü söylemeden edemem.
Ben söyledim, sen uyanırsın hemen.
Sözlerimden alınma sakın sen.
Doğru sözü söyleyenlerdir bilen.
19 Mayıs 2003

   
Mahmut Selim GÜRSEL
GÖRMEDİM

Dün gece rüyamda gördüm Ülkemi;
Sesiz ve sakin gibi geldi bana yine.
Bağları, bahçeler, tarlaları yem yeşil,
Sesleri olmayan, neşeli gibi gözüken insanları
Sanki arzda yetişen ve büyüyen ot misali
Hiç sesleri çıkmıyor, duygusuz sessizlik içinde
Sanki arzda gezen, yayılan koyun misali.

Hak aranmıyor nedense, HAK hiç tanınmıyor.
Kendini bilmezler, haksızlar yine hak yiyor.
Sessizlik sürüyor, kimse kendisine gelen;
Kimse başkasına gelen haksızlıklara
Hiç kimse karışmıyor. Hiçbir şeye.
Sanki onlara dokunmuyor haksızlıklar;
Sanki ot misali, merada yayılan koyun misali.
Sanki doğru söyleyeni ne artık dokuz köyde seviyorlar(!)
Yalan söyleyeni artık her yerde baş tacı ediyorlar
Sesiz olanlar bile buralarda yaşıyorlar bakarak;
Sesini çıkartanı ise bir kaşık boğuyorlar her kesin önünde.

Dün gece rüyamda gördüm Ülkemi;
Sesiz ve sakin gibi geldi bana yine.
Alan memnundu sanki veren memnun,
Hiç kimse itiraz etmiyordu hayattan.
Ses çıkartmıyordu otlağa salınmış mal gibi.
Hakkını aramıyordu, bakıyordu bön bön.
Ot gibiydiler, koyun misali bakıyor;
Çobanının çaldığı kavalı ve martavalı dinliyorlardı.
Başlarına gelenlere, geleceklere bile artık
Artık her nedense;”La havle bile çekemiyorlardı.”
Alıştırmıştı onları; onları yöneten çobanları
Gözleri bakıyordu yakını ve uzağı fakat görmeyen
Gördüklerine hiç tepki ve cevap veremeyen
Sesiz ve sakin, bön, bön.
11.11.2005 16,45 Çorum

   
Mahmut Selim GÜRSEL
SİZDE ALIŞTIK

Bizi alıştırdılar. Bizde alıştık.
Yavru Vatan, Mozaik ve başkalarına;
Anamızdan, atamızdan, örfümüzden
Sıla-yı Rahim'den unuttuk her nedense?
İşimize mi geldi ? Evden kaçıp tatile gitme
Bayramlarımızı yok ettik bunları bilerek
Alet olduk onlara, hepimiz isteyerek.
Ayırmaya çalıştılar dinimizden,
Ses çıkartmadık neden demeden.
Bizlerde alet olduk gönüllü isteyerek.
Sevgi ile çalışanları hep yok saydılar
Yıldıramadılar, yıldıramazlar.
Ufak tefek de olsak uyduk onlara
Medeniyet olarak sarıldık inançlarına
Hâlbuki dinleri çoktan kalmıştı Dünya’dan,
Hurafe olmuştu onlarca HAÇI, Papası.

Biz onları bağrımıza bastıkça iyi niyetle
Sinsice sevindiler, gizlice güldüler bize.
Her iş bilgi ile olunur, bilenir benim onurum.
Sevgi ile birliktelik olsun özüm, hamurum.
Biz birbirimizi çekemezlik etmezsek eğer;
Biz; bir olduktan sonra onların karşısına
Türk olarak doğduk, ölürüz Türk olarak
Tükenmez bu ocağın Mustafa Kemal’leri
Alınan payeleri hak ederiz, çalışarak daime ileri
Çıkarız bu âlem de bilir, biz de bilir Türk'ü
Parlarsak biz; cihan Türk'ün önünde eğilir,
"VATAN UĞRUNDA ÖLÜNECEK YERDİR"
08/06/2008 Saat 20,30 ÇORUM

   
Mahmut Selim GÜRSEL
BOZULAN DÜNYA

Acılar ve savaş
Kapımıza gelmeye
Yüreğimizi delmeye
Çalışıyorken,
Bizler nelerle uğraşıyoruz !
Kimimiz mevkiimiz için
Konseylerimizi topluyoruz,
Kimimiz zam aldığımız için
Teşekkür ediyoruz,
Kimimiz ağlıyor veya gülüyoruz.
Yarını düşünmüyor,
Üzülmüyoruz.
Savaş fırtınası geliyor,
Kasırga,tayfun,hortum
Sen halâ ne düşünüyorsun
Ne kuruyorsun dostum !
Ölümden korkman boş,
Vade denen zamanın dolunca,
Ağlaman,yakınman;
Korkmana gerek yok.
O gelince senin kaçacak,
Sığınacak kapın hiç yok.
16 Ocak 2003

 

 

Mahmut Selim GÜRSEL
BU GÜNLERDE SENCE NE DENİR?

Gözü görüp çıkar için kör olana,
Para pul için vatının satana,
Menfaat ile herkesin altına yatana;
Bu günlerde sence ne denir? 

Doğruyu görüp çıkarı için susana,
Gâvur ile birlik olup vatanını satana,
Şan şöhret için olmazlara bakana;
Bu günlerde sence ne denir?
Bilgisi olup da doğru söylemeyene,
İlmini menfaati uğruna satana
Yanlışı doğru gibi anlatana;
Bu günlerde sence ne denir?
 
Doğru bildiği için mücadele yapana,
Bilgisini etrafına parasız satana
Eğrileri doğru yapmak için koşana
Bu günlerde sence ne denir?
08/08/2015 Çorum 13,30
   
Mahmut Selim GÜRSEL
NEDEN?

Bilmem ki derdimi kime söylesem
Yüce dağlar bizi dinler mi?
Ülkem bakın gidiyor elden,
Kimi kime şikâyet etsem?
Maddiyat, desem o önde gelen
Bilen bilgisizler sırada iki
Bilmeden diyenler üçe gelir
Söyle kimi kime şikâyet edem?
Bende bilmiyorum artık doğruyu
Gerici miyim, ilerici miyim sorusu
Atamın kanla aldığı yurdumu
Üç beş kuruşa satanlar kimler ?
Bilsem de bilmesem de olmuyor
Kimileri, kovanıma çubuk sokuyor
Söyleyenler dokuz köyde kovuyor
Bir gün göçünce senin evladın ağlar
Bu vatanı satanları lanetle anar.
Uyanalım ne olur bu kötü rüyadan.
03/09/2004 ÇORUM 13,22
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

15 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

HARDAL Rıza 1937 <Folklorcu-şair>
 Rıza Hardal 1937 yılında Çorum Kuşsaray Köyü'nde doğmuştur.Küçük yaşlarda annesini 7 yaşında da babasını kaybetmiştir.Amcası tarafından 1945-50 yılları arasında ilkokulu Kussaray Köyü'nde bitirmiştir.1950 yılında Ladik Akpınar Köy Enstitüsüne girmiş, 1 hafta sonra okulu terk etmiştir.Köyde çiftçilik ve çobanlıkla geçimini sağlamıştır.
 
 15.12.1959'da evlenmiş.26.01.1960 da asker olmuştur.Vatani görevini İsparta' da yapmıştır.1962'de askerden dönmüştür. Döndüğünde çiftçilikle uğraşımsını sürdürmüştür.15.03.1970 yılında Halk Eğitim Merkezine 657 Devlet Memurluğu Statüsüne girmiş, Halk Eğitim Folklor ve sosyal faaliyetleri yürütmüştür.Oğlu Ali Hardal ile halk oyunları öğreticiliği yapmış, 26 yıl 3 ay yurt içi turnelerine Çorum'u temsilen Hitit Folklor topluluğunu götürmüştür. Festivallerden bazıları 26 Ağustos 1971 Malazgirt Savaşının 900.yıl dönümü Festivali, Erzurum, Sivas Kongre şenlikleri, Ağrı, Artvin İllerinin Kurtuluşları,Edirne Kırkpınar Şenlikleri vs... buna benzer 26 yıl 67 ili dolaşmıştır.1995'de emekli olmuştur. 
Rıza Hardal bir okuma meraklısı olduğu için 3 oğlan 2 kız 5'ini de okutmuş eğitim öğretim katarına katmıştır.
Rıza Hardal bir okuma meraklısı olduğu için 3 oğlan 2 kız 5'ini de okutmuş eğitim öğretim katarına katmıştır. 
İlkokul çağlarından itibaren yazı yazmaya başlamış 500'ü aşkın ürünü vardır.Bunlar Avrupa'da, Ankara'da, Çorum da  yerel gazete, dergi ve bültenlerde yayınlanmaktadır. Çocukları Anadolu'nun çeşitli yörelerinde görev yaptığından uğraşılarım arasında, yurt içi gezilerinde araştırma yaparak yerel gazete ve radyolarda ürünlerini sergilemektedir. 
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir
 
 
Rıza HARDAL
BARIŞ, KARDEŞLİK, SEVGİ
Bu cehalet yaktı gitti milleti,
Barış türküsünü çalalım canlar
Aramızdan yok edelim illeti
Sevgi, saygı ile dolalım canlar
Sevgi, hoşgörüdür her işin başı,
Gözlerden akıtman kan ile yaşı
Vahşi insanlara koyalım karşı
Barış, hoşgörüye erelim canlar.
Mayın patlamasın, silah atılmasın
İnsanlar çıkıp da dağda yatmasın
Büyük balık küçük balığı yutmasın
Yutmadan barışa erelim canlar.
Denizde yüzmesin filo gemiler
Top götürmüş Mehmet kolun inler
Cana kıymasın zebaniler, caniler
Barış hoş görüyü görelim canlar
Herkes Vatan milletin korusun
RIZA der bulanık sular durulsun
Çocuklar kundakta rahat uyusun
Barış, hoşgörüye erelim canlar
13/09/2008 ÇORUM
   
Rıza HARDAL
BU VATAN BÖLÜNMEZ; ŞEHİTLER ÖLMEZ!

Oğlum Şehit diye ağlama anne !
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
Göksün vurup ciğer dağlama baba!
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
 
Vatana göz diken alçak insanın,
Ne namusu vardır ne de ki arı,
Kanı yerde kalmaz Mehmetçiklerin,
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
 
Dedenden, babandan bizlere kalmış,
Nice zorluklara atalar almış,
Lozan’da İnönü sınırı çizmiş,
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”

Size sesleniyorum Ey Türk Milleti!
Aradan kaldırın kini, illeti,
Kimse deviremez cumhuriyeti
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”

Ben bir garibanım birliğe işim,
Ne ekmeğim vardır, ne tatlı aşım.
Ölende, öldürülen hepsi soydaşım,
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
 
Bu vatan bütündür asla bölünmez
Alnına yazılan yazı silinmez
Yeri Cennet âlâ Mehmetçik ölmez
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
 
RIZA diyor yetmiş üç milyona sözüm
Yas tutmuş tellerim çalmıyor sazım
Sağduyulu olun oğlum ve kızım
“Bu Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez! ”
25,10,2007
 

   
Rıza HARDAL
GÜZEL VATANIM

Yaşadım yıllarca senin bağrında
İncitmedin beni güzel Vatanım!
Bayraklarım dalgalanır hudutta
Sana doyum olmaz Vatanım!
 
Karadeniz kenarları ormandır
Torosların tepesi hep dumanlıdır
Erzurum’un soğuğu pek yamandır
Sana doyum olmaz Vatanım!

Marmara’da martılar geziniyor
Akdeniz’de gemilerin yüzüyor
Eserlerin tarihlerde yazıyor
Sana doyum olmaz Vatanım!
 
RIZA der unutma burada sözün
Sanki Cennet ala Ege Denizin
Güzel Vatanıma bağlıdır özüm
Sana doyum olmaz güzel Vatanım!
23/08/1975

   
Rıza HARDAL
BU KUTSAL GÖREVDE

Her Türk genci seve seve yapmalı
Bu kutsal görevi,kutsal görevi.
Karavana kazanından tatmalı,
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

Akşam geç yatarsın,sabah erken kalk
Bu kutsal görevi yap,hemen şipşak.
Şerefli silahın omuzuna tak,
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

Talim derler eğitimdir bir adı,
Eri,mareşali koruyor yurdu,
İçtima düdüğü,bandolar çaldı
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

En kutsal görevde nöbet beklemek.
Ondan sonra asker sırrı saklamak.
Vatanı uğruna canını vermek,
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

Her Türk sever yapar bu işi,
Yap kutsal görevde dökme göz yaşı,
Ya ŞEHİT oluyor,yahut da GAZİ
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

ŞEHİT oldum diye ana ağlama.
GAZİ oldum diye ciğer dağlama
Bu Vatanı düşmana paylama,
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

Vatan müdafaamız boyun borcumuz,
Böyle karılmıştır bizim harcımız.
Eli silah tutan yaşlı.gencimiz,
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.

Anam diyor haydi oğlum ol GAZİ
Babam dedi ki ağlaman oğlu,kızı
HARDAL’ım der;sev koru yurdumuzu
Bu kutsal görevde,kutsal görevde.
19.09.2002 Çorum

   
Rıza HARDAL
İKİ BİN ÜÇ NASIL GEÇTİ BEYLER HEY

İlkin başlayalım dünyadan söze
Irak sebep oldu büyük krize
Amerika ile sor İngiliz’e
İki bin üç böyle geçti beyler hey!
 
Afkan, Irak Müttefikler savaş olacak
Yağmurun yerine bomba yağacak
Amerikan bunda el koyacak
İki bin üç böyle geçti beyler hey!
 
Mimi kıracakta kimi yapacak
İnsan cesetleri bir bir kokacak
Yeniden daha çok kriz çıkacak
İki bin üç böyle geçti beyler hey!
 
Böyle olursa bu Kıbrıs Rum’a kalacak
Yeşeren fidanlar bir gün solacak
Zavallı Denktaş’ım nerde kalacak
İki bin üç böyle geçti beyler hey!

Amerikan Irak’tan çıkmam dedi
Saddamcılar nerde kaldı neredeydi
Iraklılar birbirini yedi
İki bin üç böyle geçti beyler hey!

Avrupa birliği yine almadı
Tasdike çıkardı kabul olmadı
Bush Irak’ı yıktı ama ama kurmadı
İki bin üç böyle geçti beyler hey!
 
Saddam’ın büstleri devrildi
Irak işgal mi edildi
Sebepse petrol idi
İki bin üç böyle geçti beyler hey!
 
İsrail de de şiddet azdı
Filistinlileri ezdi
Arafat esir düştü.
İki bin üç böyle geçti beyler hey!

   
Rıza HARDAL
BİZDENDİR

İktidardan al haberi,
Kürk ondadır,çul bizdedir.
Koltuk onda,dolar onda,
Dayanılmaz hâl bizdedir.
 
Sanki yoğuz,sanki varız.
Ne deseler hep uyarız,
Ne acayip mahluklarız,
Ağız onda,dil bizdedir.

Artık derman yoktur derde.
Çay,kahve hasretiz evde.
Altın onda,inci onda,
Geçmez akça,pul bizdedir.
 
Kazılanlar hep boynumuz,
Çıkmaz artık yok suyumuz,
Yok arkamız,yok dayımız,
Kaşınacak,kel bizdedir.
 
Uymuyorlar şartlarına,
Göz dikerler sırtlarıma,
Yıllar yılı sırtlarına
Hep binerler,bel bizdedir.

Düşün nice aç yatanı,
Felaket olup batanı,
Bütün şu Cennet Vatanı,
Kurtaracak,dil bizdedir.
 
Kış geliyor,odun kömür,
Yeter artık kısalt ömür,
Bozuk düzen,yollar çamur,
Kurtaracak el bizdedir.

Mutfakta aşımız yoktur,
Döner de taşımız yoktur,
İşsiziz aşımız yoktur,
Açık,açlık hal bizdedir.
 
Devlet çoban;Millet koyun,
Ark dolmuştur,akmaz suyum.
Artık oktan çıkmış yayım,
Atılacak el bizdedir.
 
Büyükler koltuk derdinde,
Yurtsuz gibiyiz,Yurdumuzda.
Adaylarda oy derdinde
Sandık bizde,el bizdedir.
 
Artık yeter RIZA lak lak.
Kafam oldu allak bullak.
Bir gün olur tepe taklak.
Oylar veren el bizdedir.
10.08.2002

   
Rıza HARDAL
BİZİM

Gün geçmiyor Çorum Şehit vermiyor
Zalim kene gelmiş bizi buluyor
Onur Bak bak’ım da Şehit oluyor
Şırnak’tan geliyor ölümüz bizim

Ne olmasaydı kanlar kavgalar
Özgürlükte tatlı dünya ne var
Hiç yok yerden analar ağlar
Özgürlüğe gitsin yolumuz

Barış hoşgörüde özgürlüğün anası
Kin nefrettir kötülüğün binası
Çıkartanın Allah versin belası
Nereye varacak halimiz bizim
 

Cumhuriyet Demokrasi Ülkemiz
Bu Ülkede Vatandaşız hepimiz
Edirne’den Van’a kadar tapumu
Sinop’tan Hayat’a yolumuz bizim
 

Cins ırk ayırmayın insan olalım
İnsanlığı kuralını bilelim
Ağlamak yerine daim gülelim
Özgürlüğe gitsin yolumuz bizim

Butun bu olaylar neden oluyor
Sebepli sebepsiz insan ölüyor
Analar saç yolup yavru ağlıyor
Acep ne olacak halimiz bu gün

Düşmanlık olmasın nefret olmasın
Niye dost dostunyla yüzü gülmesin
Boştan yere kardeş canı yanmasın
Hoş görüye varsın yolumuz bizim

Sonunda onur tuz biber oldu
Bütün Çorum sağ sol yürekleri yandı
Bir yavrusu yetim gelin dul kaldı
Acep ne olacak halimiz bizim

Kimse menfaatine etmesin savaş
Tabutlar üstüne dökmen kanlı yaş
HARDAL’IM der hepimiz din kardeş
İnsanlığa gitsin yolumuz bizim
14/07/2008 Kuşsaray

   
Rıza HARDAL
TEKRAR

Padişah, Sadrazam, Kadı
Var mı bu yemeğin tadı?
Koca imparatorluk noldu?
Yine mi dönelim geri?

Referandum düğüm çözmez
Çok vatandaş bunu bilmez
Gelen selfet geri gelmez
Tekrar dönelim mi geri?

Türk milleti sizi seçti
Üstüne bir zehir içit
Vatandaşlar dağa düştü
Yine mi geri dönelim?

Geri vites yol alır mı?
Meclis sizlere kalır mı?
Suçsuz Mehmetçik ölür mü?
Tekrar dönelim mi geri?

Bush’mu çözümü bulacak
İncirliği mi alacak
Nice suçsuz kanı akacak
Yine mi dönelim geri?

Turban dedin baş örtüye
İyi denir mi kötüye
Et yumuşak deynek katıya
Tekrar dönelim mi geri?

Vatan bütündür bölünmez
Ölenler ile ölünmez
Şehit olan geri gelemez
Yine dönelim mi geriye?
24/10/2007

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

16 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İNCE Nihat  1954 <Yazarımız>
1954 yılında Artvin ilinde doğmuşum. İlk ve orta öğretimimi Artvin’de yaptım. 1974 yılında askere gittim. Muhabere Topçu Çavuşu olarak askerliğimi bitirdim. 1977 yılında Polis Memuru olarak İstanbul’da göreve başladım. Şark hizmeti için Malatya iline atandım.
1988 yılında şark hizmeti dönüşü Çorum’a atandım. 1997 yılına kadar Çorum’da görev yaptım.1997 yılında emekli oldum. 20 yıldır Çorum’da ikamet ediyorum. 1992 yılında eşimin kanser hastalığına yakalanması ve 1995 yılında eşimin Rahmetli olması neticesin çok sıkıntılı ve duygulu günler geçirdim. O tarihten bu tarihe kadar şiir yazıyorum.
2006 ve 2007 yıllarında Güzel Türkiye’m ve Özledim adlı iki adet şiir kitabım yayınlandı.Mahalle gazetelerde şiirlerim yayınlanmaktadır. Internet’te Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih Ve Edebiyat Dergisi’nde http://corumlu2000.corumlu.com  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.corumlu.com ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde http://ayliksiirantolojisi.dergisi.info  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir
 
 
Nihat İNCE
UYANIK OLUN

Geçmişi unutup arkada kalma
İcraatı olmayan lidere kanman
Her konuşanı bir deha sanman
Çok uyanık olun canım kardeşim.
 
Kendi menfaatine yurdu satanlar
Güzelim Yurdu birbirine katanlar
Seçilip sonra sırtüstü yatanlar
Çok uyanık olun canım kardeşim.

Olmayan vaatleri çıkar söylerler
Seçildikten sonra yanlış giderler
Kendi dostlarına hizmet ederler
Çok uyanık olun canım kardeşim.
 
Ülkeye faydalı lider seçin
Sırat köprüsünden sualsiz geçin
Huzur şerbetini beraber için
Çok uyanık olun canım kardeşim.
 
NİHAT’IM nice partiler gördüm
Hainlerin başına çorabı ördüm
Bütün hainlerden hesabı sordum
Çok uyanık olun canım kardeşim.
16 07 2007

 

 

Nihat İNCE
NEYE YARAR

İçinde, kalbinde sevgi olmayan
Sevgisiz, saygısız Yurt neye yarar?
Vatan sevgisiyle coşup dolmayan
Arısı olmayan gül neye yarar?
 
Sevmektir ülkeyi her şeyin başı
Vermeyiz kimseye bir çakıl taşı
Birlikte olursak akmaz gözyaşı
Sevgisi olmayan kul neye yarar?
Birlik beraberlikle hür yaşıyoruz
Butun zorlukları biz aşıyoruz
Bütün emellerimize biz ulaşıyoruz
Birliğini sevmeyen kul neye yarar?
 
Vatan sevgisiyle dolup taşalım
Ütün engelleri beraber aşalım
Her zaman zirveye biz oluşalım
Vatanı sevmeyen kul neye yarar?
 
Vatana bayrağa saygı duyalım
Huzuru, sevgiyi içimizde bulalım
Nihat der vatana kurban olayım
Bayrağı sevmeyen kul neye yarar?
27/10/2007
   
Nihat İNCE
VATAN HAİNİ PKK CILAR

Şanlı Mehmetçiğe tuzak kurdular
Vatan bekçisi fidanları vurdular
İçimize kor ile ateş koydular
Vatan haini kahpe ade PKK cılar
 
Hainler dağlarda pusuya yattılar
Şanlı askerimize kurşun attılar
Adi Barazari’nin sözünü tuttular
Vatan haini kahpe adi PKK cılar

Talabani, Barzani’yi baba bildiler
Katil Amerika’dan silah aldılar
İçinden çıkılmaz hayallere daldılar
Vatan haini kahpe adi PKK cılar
 
Kahraman Mehmet’ime silah sıktılar
Gencecik eşleri dul bıraktılar
Vahşi hayvan gibi dağa kaçtılar
Vatan haini kahpe ade PKK cılar
 
Herkes Mehmetçiktir Türk Milleti
Kısa zamanda biter terör illeti
Vatan hainleri ödeyecek diyeti
Vatan haini kahpe ade PKK cılar
25.10.2007

 

 

 

Nihat İNCE
MEHMEDİM!

Mehmetçin sınırda nöbet tutuyor
İnsanlar evinde rahat uyuyor
Hain PKK devamlı pusu kuruyor
Hain PKK yı bitir Mehmet’im!
 
PKK ya destek verenler ölüyor
Mehmetçik hainlerden hesap soruyor
Ülkem Mehmetçikle huzur buluyor
Hain PKK yı bitir Mehmet’im!

Mehmet’im alkeme sokturmaz fitne
Mehmet’im her yerde tutuyor nöbet
Hain PKK nın hepsi bir illet
Hain PKK yı bitir Mehmet’im!
 
Bütün Türkiye’m Mehmetçik oldu
Hain PKK cıların eceli doldu
Mehmetçikle ülkem huzuru buldu
Hain PKK yı bitir Mehmet’im!
 
NİHAT Şanlı Ordumuzun yanında
Mehmetçik PKK yı bulur anında
Vatan hainleri adi PKK nın yanında
Hain PKK yı bitir Mehmet’im!
23/10/2007

 

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

17 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KARAKAŞ Sakin
     1961 yılının 31 Mayısında Osmancık'ta doğdum. İnönü Zaferi İlkokulunu bitirdikten sonra ortaokul ve liseyi Osmancık'ta bitirdim. 1981 yılında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesini kazandım. Üniversiteyi bitirdikten sonra,1986 yılında Kütahya Sabuncupınar İlköğretim okuluna öğretmen olarak atandım. 1989-1992 yılları arasında Çorum Sungurlu Kavşut Ortaokul Müdürlüğü görevinde bulundum. Askerliğimi 219 dönem İstikam Yedek subay olarak Çorlu'da tamamladım. 1992-1995 yılları arasında Sungurlu Fevzi Çakmak ve Yavuz Selim İlköğretim okullarında çalıştım. 1995 yılı Mayıs ayında Osmancık Çıraklık Eğitimi Merkezinde Müdür olarak atandım. 8.5 yıl boyunca Osmancık Çıraklık Eğitimi merkezi müdürlüğündeki görevimi sürdürdüm. 18 Kasım 2003 tarihinde atandığım Laçin Halk Eğitimi merkezi müdürlüğünü sürdürmekteyim. 2003 Yılında Gazi Üniversitesi Fen bilimleri enstitüsünde endüstriyel Teknoloji Eğitimi alanında Yüksek lisans Eğitimimi tamamlayarak  alanımda bilim uzmanı unvanını aldım. İlkokul sıralarında gazeteci ve edebiyatçı olmayı arzu ederdim. Bu isteğimi kısmen gerçekleştirmiş bulunmaktayım.
           Osmancık Haber Gazetesinde 8 yıl boyunca sürekli köşe yazıları yazdım. Çorum'da yerel gazetelerde zaman zaman şiirlerim yayımlandı. 1996 yılının Ocak ayında merkezdeki arkadaşlarımla birlikte "Osmancık'ta Çıraklık ve Mesleki Eğitim" dergisini çıkardık. Bu dergide araştırma,yazı ve makalelerim yayımlandı. Çorumlu İki bin ve sarı Çiğdem dergilerinde de zaman zaman yazı ve şiirlerim yayımlandı. Şu anda Çorum kent haber gazetesinde Salı,Perşembe ve Cumartesi günleri "Sakin KARAKAŞ İle Söz Harmanı isimli köşede yazılar yazıyorum. Yazdığım yazılardan dolayı herhangi bir özel ödül almadım. Fakat;pek çok kişi veya kuruluştan teşekkür niteliğinde mektuplar aldım. 
      En önemli idealim,yönetici öğretmen olmaktı. Bu idealimi gerçekleştirdiğim için mutluyum, insanı sevk ve idare etmek için çeşitli kurs ve seminerlere katıldım. Bu da idealimin gerçekleşmesi için önemli aşama. Ayrıca gelecekte Osmancık'ta günlük bir gazete çıkarılması için manevi katkıda bulunmak ideallerimin arasında yer almaktadır. Osmancık kültür hayatına ne kadar katkım olursa mutluluğum o derece artar. 
       "Yağmurlara Sözüm Var" adını verdiğim ilk şiir kitabım  1998'de yayımlandı. Ayrıca Merkez Müdürlüğü adına sahipliğini yaptığım "Osmancık'ta Çıraklık ve Mesleki Eğitim"dergisi toplam 10 sayı yayımlandı.  
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Sakin KARAKAŞ
YEMİN ETTİM

Vatanımın en dumanlı dağlarında;
Her köşe,dantel nakışlarında,
Mehmed’imin en keskin bakışlarında,
Hangi ine girsen seni bulacağım,
Yemin ettim,seni anlından vuracağım !
Bütün dünya haince el ele verdi,
Benim ceddim,Vatan için can verdi
Elbet Çanakkale geçilemezdi,
Yeminim var,seni arayıp bulacağım,
Bil artık senden öcümü alacağım.
Haydi köpek,oluk oluk kan akacak,
Sen kimsin Vatanıma göz koyan alçak,
Er kişiler,erkekçe dövüşür ancak,
Hangi yere gitsen seni bulacağım,
Yeminim var,seni mutlak vuracağım.
Çoluk çocuk demedin canlara kıydın,
Ermeni’yi,Urum’u dostun saydın,
Bu günleri dünden hesaplamalıydın,
Hangi ine girsen seni bulacağım,
Kinim çok büyük,öcümü alacağım.

Çanakkale’yi ne çabuk unuttular,
Dokuz Eylül’de ne de yaman kaçtılar
Dönüp dolaşıp seni uşak tuttular
Yeminim var,seni arayıp bulacağım,
Bil artık,senden öcümü alacağım.
Şu hesabı görelim artık seninle,
İntikam hırsım çok büyük,sus ve dinla.
Altmış milyon vatan evladı benimle,
Nereye gitsen arayıp bulacağım,
Yeminim var,seni mutlak vuracağım.
Bu Vatan sınırı kanla çizildi,
Vatan kutsaldır,KARAKAŞ bunu bildi
Haydi hazırlan hesap zamanı geldi,
Seni bir gün ininden çıkaracağım,
Kinim çok büyük öcümü alacağım.

 
Sakin KARAKAŞ
GÖZLERİ KÖMÜR KARASI KIZ
Şehit ailelerine…
 
Gözleri kömür karası kız;
Sakın üzülme…
Bak Zemherinin yıldızları da sevdalanmış,
Nevruz gecelerine koşuşuyor.
Ve bir sokak lambasının aydınlığına
Gül olmuş kar taneleri düşüyor.
Gözleri kömür karası kız;
Vatanımın dağları engin
Ve geceler bizim.
Ayazda esen rüzgar üşüyor.
 
Gözleri kömür karası kız;
Sakın üzülme…
Vatan toprağımın zerresi kutsal;
Gabar dağlarında karayağız bir Mehmet
Seni düşlüyor.
 
Gözleri kömür karası kız;
Ne desem dilim varmaz.
Şafakta kahpe bir tetik düşüyor.
Sen ki; Şehidin yavuklusu,
Yüreğime kor düşüyor.
Yüreğime kor düşüyor.
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

18 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KAYMAK Güner  1960
Ben Çorum ilinin Ortaköy İlçesine bağli Yaylacık köyünde günü ve ayı kesin olarak bilinmeyen 1960 yılında doğmuşum Rahmetli babam Halk Ozanı Aşık Hüseyin Kaymak Oğlum erken askere gitsin diye 01.01.1959 doğumlu olarak nüfusa kayıtımı yaptırmış.  Doğum hikayem böyle şiir'e olan tutkum küçük yaslarda türkülerle sazlarla destan ve atışmalarla iç içe geçti rahmetli babamın Sesi çok yanıktı çok güzeldi tezenesi bambaşka tamamen özeldi eğer ömrünü kültürümüzü yaymak duaz imam ve deyişlere ayirmasaydi Türkiyenin en populer sanatçisi olurdu sanirim.
Bulunduğum davet ve toplantılarda Bağlamayı getirir kucağıma verirlerdi çal söyle diye ısrar ederlerdi Lakin güzel ses Allah vergisiydi payıma düşmemişti bu yüzden şiir yazabileceğimi düşünüyordum. İlk şiir'imi Ölümünün 10. yılında Aşık Veysel için yazmıştım.
1982 yılında Kültür Bakanlığı yayınları arasinda yayınlandı o gün bu gündür şiirle olan kardeşliğim devam ediyor.
Arzu ve isteklerimi etkimi Tepkimi şiir'lerle duyurmaya çalışıyorum. Herkesi şiir dünyasına davet ediyorum.
Şiir tadında kalın  http://corumlu2000aylik.dergisi.info ile Sarı Çiğdem Şiir Defteri'nde http://saricigdemsiir.dergisi.info   çalışmaları yayınlanmıştır.

 

 
Güner KAYMAK
ASKER

Bu can kurban olsun yurduma benim
Beşikten mezara askerim asker
Daha ben ölmedim olsun haberin
Beşikten mezara askerim asker

Tarihi unutur belki soysuzlar
İhanet duyunca yüreğim sızlar
Vatanı bölemez dinsiz yobazlar
Beşikten mezara askerim asker

İnancı olurmu vatansız kulun
Cahalet bitermi yoksa okulun
Üç günlük dünyada canlar bir olun
Beşikten mezara askerim asker

İzinden çıkmayız ulu önderin
Dokunmayın bana yaram çok derin
Moda oldu papaz varmı haberin
Beşikten mezara askerim asker

İhanet yüzünden terör durmuyor
Mepusun çocuğu asker olmuyor
Hain kurşun mehmedimi vuruyor
Beşikten mezara askerim asker

Bizi yönetenler bizden değilmi
Yetimin mazlumun hakkı yenirmi
İnsan olan ikrarından dönermi
Beşikten mezara askerim asker

Ozan Güner der ki vatan sağolsun
Kardeş kavgaları artık son bulsun
Irak'ta olanlar bize ders olsun
Beşikten mezara askerim asker
Amsterdam / 16.07.2006

 

 

 

   
Güner KAYMAK
TÜRKİYELİ SIFATINA GİRENLER

İhanet delalet içinde olan
Bunun bedelini çok ağır öder
Milletin elini koynunda koyan
Bunun bedelini çok ağır öder

Terörist caniyle diyalog kuran
Bölücü meluna yardımcı olan
Yiğit Mehmedimi alçakça vuran
Bunun bedelini çok ağır öder

Mecliste yalandan yeminler eden
Terörizmi arka bahçesi gören
Federasyon diye laf geveleyen

Bunun bedelini çok ağır öder
Siyonizmin gömleğini giyenler
Ben türküm demeye haya edenler
Türkiyeli sıfatına girenler
Bunun bedelini çok ağır öder

Kuru vahatlerle zaman geçiren
Şanlı bir milleti aciz düşüren
Gidip cani buşhtan yardım döşüren
Bunun bedelini çok ağır öder

Vatandaşı pek kahale almayan
Vatanı canından aziz saymayan
Al bayrağımıza saygı duymayan
Bunun bedelini çok ağır öder

Dini duyguları istismar eden
Yetimin mazlumun hakkını yiyen
Bağnaz hurafenin emrine giren
Bunun bedelini çok ağır öder

İki de bir dünyalıyım diyenler
Vatanın önemini bilmeyenler
Güner der nimmeti inkár edenler
Bunun bedelini çok ağır öder
Amsterdam / 13.11.2007

   
Güner KAYMAK
ABD AVRUPA DENEN SOYSUZLAR

Ülkemin üstünde kara bulutlar
Her bir yandan bize gölge ediyor
Terörizme destek veren aptallar
Utanmadan insan hakları diyor

İnsan olmayanın hakkı mı olur
Çocuk katledenden insan mı olur
Terör er geç bir gün sizi de vurur
Abd Avrupa denen soysuzlar

Ya terörden yana ya bizdensiniz
Canınız yanınca siz böylesiniz
Tarihler boyunca hep fitnesiniz
Kılıktan kılığa giren soysuzlar

Zulümle büyüdü şişti karnınız
Ne sağınız belli ne de solunuz
Sadece maddeye çıkar yolunuz
Merhamet bilmeyen cani soysuzlar

Böl parçala dağıt ayır kendine
Akıl ermez iblislerin fendine
Lanet olsun senin yedi ceddine
Kan ile beslenen vampir soysuzlar

Ürettiniz bin bir çeşit bombayı
Kana buladınız bütün dünyayı
Unuttuk sanmayın Hiroşima’yı
İnsanlık düşmanı katil soysuzlar

Geçenlerde Bosna daha dün ırak
Sizi dost sananlar akıldan uzak
Filistin Lübnan´a kurdunuz tuzak
İsrail uşağı kalleş soysuzlar

Afrika’yı soyup soğan ettiniz
Değerli ne varsa çalıp gittiniz
İnsanları sefalete ittiniz
Mazlumun ahını alan soysuzlar

Tabiatın dengesini bozdunuz
Doğal felakete sebep oldunuz
Gökyüzüne casus uydu kurdunuz
Kainata düşman olan soysuzlar

GÜNER lanet okur zalim olana
Baş vurdunuz bin bir çeşit yalana
Suretiniz benzer kara yılana
Dost görünüp düşman olan soysuzlar
Amsterdam 13.11.2007
 

   
Güner KAYMAK
AVRUPA PAKTI

Avrupa paktına girmemiz hata
Avrupa'nın girilecek nesi var
İmrendik mi çift boynuzlu kavata
Vikinglerin sevilecek nesi var

Hollanda sıfırı çoktan tüketti
Maneviyat çöktü aile bitti
Mafya devlet halkı perişan etti
Hollanda'nın övülecek nesi var

Almanya'yı dersen zulüm diyarı
Hatırlayın Solingende olanı
Demokrasi yüzsüzlerin yalanı
Hitlerin imrenecek nesi var

İngiliz denince midem bulanır
Bunlar sahalarda bile can alır
Utanmaz herifler olay çıkarır
Holiganın hoş görülür nesi var

Belçika dediğin fesat odağı
Terörist korumak bütün merağı
Bununda yok diğerlerinden farkı
Melezlerin övülecek nesi var

İspanya her çağda aynı yaşıyor
Boğa katletmeyi hüner sanıyor
Bu soysuzlardan insan utanıyor
Soytarıların hoş olan nesi var
 

İtalya her zaman fitneden yana
Fransız kafirdir gelmez imana
Tarihte ders verdik kalleş Yunan'a
Lüksemburg'un aranacak nesi var

Portekiz'i bilmem sanırım soğuk
İsviçre ve İsveç kümeste tavuk
Avusturya bitmiş çürümüş kabuk
Batılının güzel olan nesi var

Bunların sayısı yirmibeş olmuş
İsevi Musevi Katolik dolmuş
Bu kapı İslam'a baştan kapanmış
Hala yalvarmanın ne anlamı var

Kıbrıs'ı Rumlara verin diyorlar
Vatanı ayırın bölün diyorlar
Her çeşit kılığa girin diyorlar
Böyle alçalmanın doğru nesi var

Rezil rüsvay olduk daha yetmez mi
Elimizden başka bir şey gelmez mi
Ümmeti Muhammed birlik olmaz mı
Aymazlığın iyi olan nesi var

Anadolu kurtuluşun çaresi
Orta doğu yüreklerin yaresi
Güzeldir GÜNER'İN örfü töresi
Soysuzların imrenecek nesi var
Amsterdam 28.07.2006
 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

19 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KAYMAK Halil 1942- 2013
 
                 1942 tarihinde Çorum Ortaköy Yaylacık Köyünde dünyaya geldi.
            Beşikte iken anne ve babasının ayrılmasından dolayı babaannesi tarafından büyütülmüş;köyde okul olmadığı için;Çorum Mecitözü Çıkrık Köyünde bulunan okulda yatılı olarak kaydolmuş;yatılı okulun okumuştur.
            Maddi durumlarının iyi olmamsı yüzünden başka okulda okuyamamış olan Halil aşıkların derlemelerini saz çalıp okumuştur. 15 yaşında şiir yazmaya başlamış ve yazdığı destanları bastırarak il il dolaşarak satmaya başladı.
            Vatani görevini havacı olarak yaptı.başından iki evlilik geçen Halil yazdığı şiirleri  "Hele Bakın Şu Dünya'nın Haline" isimli kitap yayınlanmıştır.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlandım.
 
 
Halil KAYMAK
TÜRKİYE'Mİ ÇOK SEVERİM

Saygılıyım ben ATAM’A
Kurban olam bu Vatan’a,
Hazırım daim kıtama
Türkiye’mi çok severim

Her cefaya ben hazırım
Vatan derdini yazarım,
Türk oğlu Türk’üm arslanım,
Türkiye’mi çok severim

Bilirim şeref,şanımı,
Çok severim Vatan’ımı,
Verem uğruna canımı,
Türkiye’mi çok severim

Türkiye benim Vatan’ım,
Vatan’a fedadır canım,
Aydınlık olacak sonum,
Türkiye’mi çok severi.

Bu Vatan’a olur mu doymak ?
Herkesin hakkı yurt sevmek
Böyle dedi HALİL KAYMAK,
Türkiye’mi çok severim
 
 

 

Halil KAYMAK
FAKİR

Fakirsiz zengine uyma
Sorar seni fakir diye.
Köylünse evine koyma
Kınar seni fakir diye.
 
Açıldı fakir kapısı
Teknede ekmek kurusu,
Öldü fakirin yavrusu,
Bakmadılar fakir diye.


Gurbetten geldim izine
Kimse bakmıyor yüzüme
Dünür saldım emmimin kızına
Vermediler fakir diye.
 
Aşığım söyler nesine,
Hasretim yar sesine,
Dönem dedim kafesime,
Koymadılar fakir diye.
 
Kimse gelmedi yanıma
Dostum kastetti canıma
Hasret kaldım Vatanıma
Görmediler fakir diye.

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

20 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KILIÇ Haydar 1947 <Şair>
 
            Ozanımız 1947 tarihinde Çorum Merkez İlçe Eşençay Kışlacık Köyün’de İsmail ve Hatem Hatundan dünyaya gelmiştir. Ozan Galip mahlasını kulanlar. Türkülerinin sonunda Haydar Kılıç ismini kullanır. Askerlik dönüşü köyüne dönen Haydar KILIÇ, uzun yıllar çiftçilik yaptı. 1966 tarihinde evlendi. Bir oğlu ve üç kızı var.
            Küçük yaşlarda okula gitmeyen Haydar KILIÇ 1960 tarihinde açılan gece okumu-yazma kursuna giderek okuma yazmayı öğrenir.
Türkü çalmaya, şiir yazmaya da 1960 yıllarında başlar. Köy odalarında usta âşıklar yanında kendini yetiştirir.
2000 yılında köyden Çorum’a taşınır ve halen Çorum’da ikamet etmektedir.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Haydar KILIÇ
CUMHURİYET

Laik cumhuriyet hepimizindir
Göğsümüzü gere gere kazandık
Emanet etmişti O Ulu Önder
Cepheleri yara yara kazandık

Yedi düvel vurdu Çanakkale’den
Başı kurtulmadı dertten beladan
Türk Ordusu korur kendin hileden
Şehitler vere vere kazandık

Yoksul idik ama dimdik dururduk
Gece gündüz bu Vatanı koruduk
Gerekirse canımızı verirdik
Kendimizi yora yora kazandık

Bitmez idi askerlik tam on beş sene
Figan ederdi evde ana baba
Ölüm yakışır mı böyle bir cana
Boynumuzu bura bura kazandık

Yirmi günde zor varırdık cepheye
Büyük taarruz toz duman kopuyo
Bir aslan dikilmiş Koca Tepe’ye
Çok sabırlı dura dura kazandık

Atatürk, İnönü, hem Fevzi Paşa
Yaşa Türk Ulusu sen mutlu yaşa
Katıldık savaşa hep koşa koşa
Bu günleri göre göre kazandık.

Doğuda Ermeni hep cirit attı
Sivil vatandaşı vurdu katletti
Savaş sona erdi hepsi bitti
Defteri düre düre kazandık

Dürbün ile düşmanlara bakarak
Ağustos’un sıcakları yakarak
Süvarimiz seller gibi akarak
Kır atları süre süre kazandık

AŞIK HAYDAR halkın dinlesin sözün
Yazdın bunu ama yaş doldu gözün
Koruyalım gençler bu Vatan bizim
Amacına ere ere kazandık

 
Haydar KILIÇ
KADINLAR

Beşik sallar yavrusunu uyutur
Çocuğuna önem verendir kadın
Nice türlü çilelerle büyütür
Bir deste gül gibi derendir kadın.
 
Çalışır çabalar tükenmez işi
Hazırlar sofraya ekmeği aşı
Ananın bulunmaz dünyada eşi
Bütün gerçekleri görendir kadın
 
Çapa tarlasında kazma sallayan
Vatanını, Milletini kollayan
Odur grup grup asker yollayan
Umduğu amaca varandır kadın
 
Tahta üzerinde yufka açarak
Elinde orakla ekin biçerek
Testisinden ılık suyu içerek
Çalışıp kendini yorandır kadın
 
Ay ışığıdır doğup ışıyan
Cepede askere erzak taşıyan
Ayak yalın hakkı için üşüyen
Düşmanın gücünü kırandır kadın
 
On beş sene asker yolu bekleyen
Geceleri gündüzlere ekleyen
Evladını çiçek gibi koklayan
Halini hatırını sorandır kadın.

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

21 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KILIÇ Yaşar
            Dedem köye İmam olarak durmuş. O yüzden köyde tarla, tapan hak getire imiş. Babam; babasından Kur’an-ı Kerim-i öğrenmiş. Köyümüzden okumak isteyenler başka yerlerde okurlarmış.
            Ben; Çorum’a bağlı Çakır Köyünde 1959 yılında doğmuşum. Çocukluktan beri tefekkürü, yalnızlığı, doğayı,mahlukatı severim.
            İlkokulu köyümüzde bitirdim. Ortaokula kayıt yaptırdım. Handa işçilerin içinde bir odada 10 kişi kaldık. Bu sıkıntılı ortamda ancak ortaokulu 25 gün okuyabildim, bırakmak zorunda kaldım.
            Köy yaşantımda çobanlık yaptım. Daha sonraları Çorum kiremit fabrikalarında çalıştım. Sonradan Tekirdağ’daki kiremit fabrikalarında askere gitmeden iki sene çalıştım. Askerliğimi Hava Eri olarak Malatya’da bitirdim.
            Şu anda Çorum Sancaktar camii yanında esans satıyorum. Yalnız kaldıkça kağıt kalemle hat çalışması eksersizleri ile şiir çalışmalarını sürdürüyorum.
            Dünyayı seyretmeye çalışıyorum ve bekliyorum.
Internet’te Yazarımız http://corumlu2000.dergisi.info  Çorumlu2000 Aylık Kültür Sanat ve Tarih ve Edebiyat Dergimizde ve http://saricigdem.dergisi.info Sarı Çiğdem Şiir Defterinde yazıları yayınlanmaktadır.
 
 
Yaşar KILIÇ
GURBET MAHKUMU

Gurbet mahkumuyum,yalnızlık suçum.
Şahidim ayrılık,gurbet yargıcım.
Savcı suç yok derde hasret davacım
Suçum belli değil,hal belli değil.
 
Gurbet çirkin,kıyafeti kılığı
Kırık sazla garip bir kat alığı
Hasrettendir kelepçemin çeliği
Vatan belli değil il belli değil
Akşam efkar ziyarete geliyor
Mazideki günler kapım çalıyar
Yalnızlık gariptir,hatır soruyor
Lisan belli değil,dil belli değil.
 
Dert söyletiyor da YAŞAR yazıyor
Yargıç kararıyla günüm uzuyor
Gözyaşımda incecikte sızıyor
Yağmur belli değil,sel belli değil.
07.07.1976

 

Yaşar KILIÇ
KARA GÜNLER

Ne kara günmüş benim bu başım
Dünyaya gelmişim,soğukta kışın
Yuvası olur mu vatansız kuşun
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
 

Öllük bulamayıp,kerpiç ezmişler
Bir parça bez için köyü gezmişler
Aç soğuk,bazen hayattan bezmişler
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
 
Soğukta karnı aç ekmek arama
YAŞARİ kimseye yok merhem yarama
Vatanım yok,ekim eksem tarlama
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
21.06.1976

 

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

22 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

KURTBAŞ Ahmet
           1969 tarihinde Çorum'da dünyaya geldi. 
           İlkokul öğrenimini Holanda'da Orta ve Lise öğrenimini de Çorum Fatih Lisesinde tamamladı.
           Şiir yazmaya 1981 tarihinde Hollanda'da başladı.
           Şiirleri gazete,dergi ve kitaplarda yayınlandı. gazeteci olan şair şimdi ticaretle uğraşmakta olup  1994 tarihinde ŞİİRLERLE SESLENİŞ isimli basılmış bir kitabı bulunmaktadır.
Internet’te Yazarımız http://corumlu2000.dergisi.info , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirleri yayınlanmıştır
 
 
Ahmet KUTBAŞ
KURBAN OLAM TÜRKİYE’M

Toprağına,taşına
Kurban olam Türkiye’m.
Ekmeğine,aşına
Kurban olam Türkiye’m.
 
Deniz,ova,tepe,kır
Her bir yanı ayrı sır
Güzelliğin göz alır
Kurban olam Türkiye’m.

Ayrı ayrı illerine
Türkü çalan dillerine
Güzel kokan güllerine
Kurban olam Türkiye’m
 
Vatan denen yurduna
Karıncana,kurduna
Mehmetçiğe,Orduna
Kurban olam Türkiye’m
 
Bayrağına,ezana
Şairine,ozana
Kaderini yazana
Kurban olam Türkiye’m
 
Dengi yoktur biline,
İslâm denen dinine
Yetmiş altı iline
Kurban olam Türkiye’m
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

23 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

MANDIRALIOĞLU Kerim
 1971 yılında Çorum-Sungurlu Aşağıfındıklı Köyü’nde doğdu.İlköğrenimini köyünde tamamlayıp, orta öğrenimine Sungurlu İmam Hatip Lisesi’nde başladı. İmam Hatip Lisesi’nin son sınıfını Çorum İmam Hatip Lisesi’nde dışardan vererek bir yıl önce Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne kaydını yaptırdı ve 1993 yılında bu fakülteden mezun oldu. Rize-Pazar İmam Hatip Lisesi, Yozgat  İmam Hatip Lisesi,75. Yıl Serpil Akdağ Lisesi ve Erdoğan Akdağ Anadolu Öğretmen Lisesi’nde öğretmenlik yaptı.
            Evli ve üç çocuk babası olup, Alaca Mehmet Çelik Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik görevine devam etmektedir.
             “Gülümseterek Din Eğitimi”, “Bir Köy; Bir Hikâye” kitap çalışmalarının yanında çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı.
 
 
Kerim MANDIRALIOĞLU
GARDAŞ

Her yanı menfaat duygusu sarmışken
Ekmeği paylaşmak erdemdir gardaş.
Gelenekler, töreler hep unutulurken
Kendin kalabilmek hünerdir gardaş.
 
Parayla dünyanın mülkleri alınsa da
Yüreğin fiyatına güç yetmez gardaş.
Makamına güvenen çok bulunsa da
Elbise sahibini adam etmez gardaş.
 
Her yerde kürke hürmet edilse bile
Yaratılanı sevmek başkadır gardaş.
Baykuşlar yuva yapmış olsa da güle
Bülbülün namesi hep aşkadır gardaş.

Paraları çalıp keyif yapsa da hırsız
Helâl lokmanın tadı başkadır gardaş.
Köydeki bacılarımı horlasa da arsız
Hayâ sahipleri hep baştadır gardaş.

Açmış çiçekten meyve beklerken,
Dallar köklerden ayrılamaz gardaş.
Düşman olanlar bir araya gelirken
Dosta karşı kurşun sıkılamaz gardaş.
 
Çekilen çileler eğer vatan içinse
Soğan, ekmek bize bal olur gardaş.
Kan rengi Bayrağımız eğer eğikse
Her yön Âhirete yol olur gardaş.
 
Meydanlardan çok sesler çıksa da
Ezanın yerini bir şey tutmaz gardaş.
Düşman zehri altın kâse ile sunsa da
Bu millet bu oyunu yutmaz gardaş.
 
Milletin niyeti kötüye kullanılsa da
Aldatanlara hesap sorulur gardaş.
Haksızlıklara bir kılıf bulunsa da
Hassas terazi bir gün kurulur gardaş.
 
Kenetlenmeli herkes şehirde köyde
İyi gün dostu hep çok olur gardaş.
Herkesin maddeye taptığı bir günde
“Kerîm” kalabilmek zor olur

 
Kerim MANDIRALIOĞLU
ÖĞRETMEN YÜREĞİ

Uzun yıllar boyunca, gözümüz gibi sakınarak
Kimi zaman bakışarak, kimi zaman konuşarak,
Büyütürüz bahçenin rengarenk çiçeklerini,
Bilginin sevginin ötesinde bazen de
Gözyaşları alır yağmurların yerini.
 
Kim demiş anlamaz bahçıvan çiçeklerin dilinden,
Yaralar, solan her çiçek onu ta derinden.
Delik ayakkabınızdan giren su
Dondurmadı mı sanıyorsunuz bizi?
Parçalayıp uzattığınız simit
Akıtmadı mı göz yaşlarımızı,
 
Uyku mu tuttu gözlerimizi,
Kırdığımız günler sizi,
Ve aramadı mı sanıyorsunuz
Sıralar boşken bu gözler hepinizi
Yavrusunu arayan anneler gibi.

Ta kalbinizi hedef alan okları
Hep bizler karşılarız göğsümüzle.
Ve sizi saran cehalet buzlarını
Yine bizler eritiriz yüreğimizle
Bu ziller yokluğumuzda da çalacak,
Bahçenin yeni bahçıvanları, yeni gülleri olacak,
Belki dolaşırken bastonumuzla bahçe kenarında
Kimsecikler tanımayacak tatlı anılar dışında.

Hele bir de görürsek sizi,
Bir uğraşta bir mevki başında
Saçarken vatana umut ışıkları,
Ve bilirsek kapanmayacağını defter-i amelimizin
İnanın atarız bütün gamı, amansız kederleri.
Yorulan gözlerimize ışık gelir o an
Düzelir kamburlaşan sırtımız bizim.
Göğsümüzü gere gere haykırırız herkese:
Biz yetiştirdik, işte bu öğrenci bizim.
 
Şayet bir de görürsek sizi,
Ağlarken bir sokak kenarında.
Veya çalarken bir yetimin hakkını
Ya da sızlatırken şehidimin kemiklerini
İşte o zaman kar yağar saçlarımıza
Güneş bile derman olmaz karanlığımıza.
Tanımamış görünürüz , çekiliriz yalnızlığımıza
 
Olmasa da çok paramız, kalmasak da lüks evlerde
Bizim servetimiz saklıdır binlerce gönüllerde.
Kurumayan bir pınar gibi, besleriz geleceğimizi
Bir annelerde bulunur bu yürek, bir de öğretmenlerde.

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

24 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ÖZBEKMEZ Hıfzı.
17 eylül 1964'te Çorum Sungurlu büyük Polatlı köyünde dünyaya geldim 1974 yılından beri Ankara'da ikamet ediyorum
Ankara Mamak Ortaokulu, Ankara Gazi akşam Lisesi, Ankara Gazi üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Teknoloji Öğretmenliği Mezunuyum.
Şiire merakım orta Okul yıllarına dayanıyor. o günlerden beri şiir yazmaya devam ediyorum.
Ben şairlik iddiasında değilim. Ben kendimi gönlümden geçenleri kağıda aktaran, yazdıklarını dostlarıyla paylaşan, bu sayede bir gün güzel şiirler yazmayı umut eden biri olarak görüyorum.
Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğünde 15 Nisan 1988' de başladığım memuriyet hayatım halen devam etmektedir.
Evliyim ve Allahın emaneti olan 4 çocuğa sahibim. Emrullah Eren ve Mücahit Emre Adında Dünya tatlısı iki torunum var. İki yıldır da şairim.
Internet’te Yazarımız http://corumlu-fikir.dergisi.info  Çorumlu Fikir Aylık Kültür Sanat ve Tarih ve Edebiyat Dergimizde  http://saricigdem.dergisi.info Sarı Çiğdem Şiir Defterinde yazıları yayınlanmaktadır
 
 
Hıfzı ÖZBEKMEZ
ASLAN MEHMEDİM

İmanlı göğsünü dağlara vurur
Hainin peşinde Aslan Mehmedim
Şarkın sınırında kaledir durur
Düşmanın düşünde Aslan Mehmedim
Tertibi kolunda versede canı
Unutulup yerde kalır mı kanı
Namı titretiyor koca cihanı
Yazında kışında Aslan Mehmedim
Alnından vurulup şahadet içer
Melekler yanında semaya uçar
Her mevsim gül olur yeniden açar
Toprağın döşünde Aslan Mehmedim
Anayı babayı o nazlı yari
Vatan için terk ediyor diyarı
Geçiyor ömrünün gençlik baharı
Yirmili yaşında Aslan Mehmedim
Ahir ömür gelir geçer yel olur
Sensiz bu topraklar bize el olur
Latifim göz yaşım dinmez sel olur
Mezarın başında Aslan Mehmedim

 

 

Hıfzı ÖZBEKMEZ
ELBET ŞEHİDİM

Çanakkale geçilmez dedin geçemediler
Göğsündeki imanla boğdun elbet şehidim
Bu mukaddes vatana kefen biçemediler
Sen ölmedin yeniden doğdun elbet şehidim
Adım adım yaklaştı toprağıma kefere
Boğazı geçmek için çıkmış güya sefere
Gücü yetmez bilmez mi senin gibi nefere
Ateş olup üstüne yağdın elbet şehidim
Dünyayı dar eyledin Anza’ğa İngiliz’e
İmanınla getirdin azgın düşmanı dize
Aslan gibi kükredin sürgün ettin denize
Önlerinde aşılmaz dağdın elbet şehidim
Cennette yerin hazır peygamber gölgesinde
Sahabe evliyalar veliler bölgesinde
Allah için can veren şehitler ülkesinde
Mis kokulu gülistan bağdın elbet şehidim
Latif sana imrenir kolunda fer olaydım
O tertemiz alnında damlayan ter olaydım
Şahadet getirdiğin düştüğün yer olaydım
Gönlüme hasretini yığdın elbet şehidim
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

25 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

SAĞIR Bekir

Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  yayınlandı

 

 
Bekir SAĞIR
DİN İLE İMAN

Düğünlerde,bayramlarda,mutlu günlerde.
Törende,seyranda,kutlu günlerde,
Ölümde,zulümde,dertli günlerde,
Ruha sığınaktır din ile iman.
 
Kalbe güvendir çaresiz yerde,
Savaşta,tufanda,afette,selde
Yangında,depremde,rüzgarda,yelde.
Ruha barınaktır din ile iman.
 
Devreye girerse titretir arşı,
Şaire yazdırır İstiklal Marşı
Alkole,kumara,zinaya karşı,
Halka korunaktır din ile iman.
 
Kötü düşünceden arınmak için,
Tanrı koltuğunda barınmak için
Türk’ü kötülükten korumak için
Bize sığınaktır din ile iman.
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

26 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 SARIYÜCE Hasan Latif
         1929 yılında Sungurlu’ya bağlı Evci köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Ortaöğretimi Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde, yüksek öğretimi de Gazi Eğitim Enstitüsünde tamamladı. Ayrıca Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde kamu yönetimi uzmanlığı eğitimi gördü. Hacıbektaş, Sorgun ortaokullarında, Kırklareli, Ankara Balgat liselerinde, Bahçelievler Kız Meslek lisesinde Türkçe-edebiyat dersleri öğretmenliği ve okul yöneticiliği yaptı. 1965 seçimlerinde Çorum’dan milletvekili seçildi. Dönem sonu tekrar Ankara’da öğretmenlik görevini sürdürdü. 1979 yılında kendi isteğiyle emekli oldu. 
         Daha öğrenci iken şiir yazmaya başladı. Sonraları çocuk edebiyatında yoğunlaştı. Anadolu halk kaynaklarına dayalı bir çocuk edebiyatı yaratılması görüşünü savundu. Derlediği çok sayıdaki halk masalını yeniden kurgulayıp , yeni yeni motifler ekleyerek geleneksel masal dilimize uygun şiirli bir dille yazdı. Anadolu Masalları (2 cilt) isimli kitabı T. İş Bankası 1991 yılı Edebiyat Büyük Ödülü’ne lâyık görüldü. Ödül hükümet başkanının katıldığı devlet töreniyle kendisine verildi. Yazar çok sayıda başka ödüller de kazandı. Şimdiye kadar yayınladığı şiir, masal, fables, roman, öykü türünde yüz kitabı yayınlandı. Ayrıca yirmi kadar da ders ve kaynak kitapları basıldı.
          Yaşayan yazarlar arasında en çok yazan ve hâla bu işi sessizce sürdüren SARIYÜCE halen İzmir’de yaşamaktadır. Evli, üç çocuk babasıdır.  Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergimizde http://corumlu2000aylik.dergisi.info ile Sarı Çiğdem Şiir Defteri'nde http://saricigdemsiir.dergisi.info    çalışmaları yayınlandı.
 
 
Hasan Latif SARIYÜCE
ANADOLU

Dertlerin acıların
Anası Anadolu!
Yurtların en güzeli,
En hası Anadolu !
 
Kaç millet geldi geçti,
Kaç fatih iz bıraktı.
Bağrında kaç köy doğdu,
Kaç anne ocak yaktı.
 
Selam sana geçmişten
Gelecekten selam.
Kız kardeşim harmanda
Tandır başında anam.

Pekmez kaynatılıyor,
Bozuldu bitti bağlar.
Davul zurna çalıyor,
Ayşe’nin düğünü var.
 
Halay,zeybek,bar efem,
Sana meydan dar efem,
Kartal gibi çök yere,
Ses versin dağlar efem !
 
Ey anne Anadolu!
Evim,toprağım,tarlam.
Kurak,çorak bozkırlar,
Bire yüz veren ovam!
 
Bin yıllık geçmişimiz,
Uğrunda savaşımız,
Gurbette sılamızsın,
Ekmeğimiz,aşımızsın.
 
Ey sonsuz Anadolu
Anaların anası,
Yurtların en güzeli,
Vatanların en hası.
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

27 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TIĞLI Erhan  1941 Eğitimci Yazar Şair
1941 yılında Nazilli’de doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra liselerde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Maçka Teknik Lisesinden emekli oldu.
Yazı, öykü ve şiirleri Akbaba, Gırgır, Türk Dili, Varlık, Ilgaz, Yelken, Sanat Çevresi, Güzel Yazılar, Edebiyat Gündemi, Milliyet, Hürriyet, Cumhuriyet gibi çeşitli dergilerde, gazetelerde çıktı. Adına, özgeçmişine, eserlerine şair yazar sözlüklerinde, edebiyat ansiklopedilerinde, antolojilerde yer verildi. Türk Hava Kurumu’nun, Gözlem, Güneysu, Yaba, Damar dergilerinin ve Akşehir, Çankaya, Diyarbakır Belediyelerinin, Milli Eğitim Vakfı’nın, Kültür Bakanlığı’nın, Özgür Eğitim Yayınevi’nin yarışmalarında çeşitli dereceler aldı. Ödüller kazandı. 
Yayınlanmış kitapları: Varım (şiirler), Sonsuz Olmaktır Sevmek(öyküler), Bir Numaralı Adam(kısa oyunlar, parodiler), Halkımız: Gülen Ayvamız, Ağlayan Narımız(mizahi halk edebiyatı incelemesi), İkramiyeli Dünya (mizah öyküleri), Türküleşsin Dünya (deneme ve değinmeler ), Şeytan Rivayetleri (şeytanlı yazı ve öyküler ) Aşk(Aşk konulu denemeler). Ayrıca, ikisi ödül alan on iki çocuk öyküleri kitabı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Öküzü Bayram Yerinde, Kolye, Çilli Horoz, Arkadaşım Eşek, Dilek, Konuşan Ayna, Palyaço, Çalış Kızım Çalış...
İnternet sitelerinde yazı ve şiirleri çıkmıştır.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Erhan TIĞLI
KURTULUŞ SAVAŞINDA EFELER
-Ata’sından aldı gücünü
Bırakmadı zalimlerde öcünü-
Bağladılar demir kuşağı
Soktular bellerine kamayı
Ellerinde mavzer, kalplerinde
Özgürlük, bağımsızlık ışığı
İndiler dağlardan aşağı
Dediler, olamayız gavur uşağı
Haramdır bundan böyle bize
Baba ocağı, yâr kucağı...
Kırmak için zincirlerimizi
Yürüdüler düşman üstüne
Kurtuluncaya dek vatan ece
Durmadılar gündüz gece
Oldular dağlardan yüce.
 
 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

28 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TOMBUŞ Şevket 1911-
Çorum'un köklü ailelerinden İcra Memuru Elvan Efendinin torunu, Çorum Belediye Başkanı Rahmetli Nazmi TOMBUŞ’UN Büyük oğludur. 08 aralık 1911 Tarihinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Çorum’da yaptı. 1929 yılında Ortaokulu bitirdikten sonra tahsile devam etmeyerek babasının yanında ticarete atıldı Daha sonra 1946 yılında Özel İdare Müdürlüğünde memur olarak çalıştı. 1954 tarihinde naklen Çorum Maden İrtibat Memurluğuna geçti. Daha sonra bu memuriyetin lağvı ile  yeni ihdas edilen Sanayi Bakanlığı Çorum Maden İşleri Memurluğunu yürüttü.
            1972 tarihinde kendi isteği ile emekli  olarak aynı yıl Hac Görevini yaptı.
“SEN VE BEN” İsimli bir şiir kitabı bulunmaktadır. Çorum İstem Basımevi baskısı olan kitabın basım tarihi bulunmamaktadır. Basılan bu kitabın içinde bulunan iki şiiri 1994 tarihi gözükmektedir.
            Emekli Memur olarak vefat edene kadar çorumda bulundu. Kitabını yeğeni şiirlerinin Gürsel yayınevi tarafından yayımlanmasını uygun gördüğünü belirterek tarafımıza verilmiştir. Bizde dergilerimde yayımladım.
 Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergimizde http://corumlu2000aylik.dergisi.info ile Sarı Çiğdem Şiir Defteri'nde http://saricigdemsiir.dergisi.info   ve Aylık Şiir Antolojisi Dergisi'nde  http://ayliksiirantolojisi.dergisi.info çalışmaları yayınlanmıştır
 
 
Şevket TOMBUŞ
NASİHAT

Kulak verin yavrular dedenin sözlerine,
Beni dinleyenlerin nur gelir gözlerine.
Söyleme bilmediğin şeyi düşme peşine,
İyilik yap herkesi hayran et gidişine.
Tut Tanrının emrini helal yoldan zengin ol,
Açma halkın arasını sen daima ara bul.
Mağrurlanma kibirlenme kibir şeytan işidir.
Dünyada, çok sevilen mütevazı kişidir.
Hiddet şiddet gösterme kırma dostun kalbini,
Araştırma kimsenin gizli hal ve ayıbını.
Dünya malı geçici, olma yavrum muhteris,
Felakete götürür insanı çok fazla bira,
Çalma şu muhannetin sakın ha kapısını,
yerse de alma aman malının tapusunu.
Onurundan feda etme itibarın düşmesin,
Kapılma dalkavuğa kargalar üşüşmesin.
Kinci olma kin gütme olasın hoş görülü,
Dilinde balı taşı yüzünde pembe gülü.
Sen aleme küsersen alemde küser sana,

Hiç kimse bakmaz olur dönüp te senden yana.
Dinimizde küsmenin müddeti tanı üç gündür.
Ondan sonrası artık çözülmez bir düğümdür.
Hile yapma doğru ol kötüye iyi deme,
Yedime kimseye hakkın kimsenin hakkın yeme.
Tavuk iste komşuna Allah sana kaz versin,
İstemezsen kimseyi sonunda eyvah dersin.
Güvenerek Allah’a doğruluktan ayrılma,

Korur seni o rabbin korkma kimseden yılma.
İnançlı iyi kalble in her şeyin özüne,
İnanma yalanlara kanma şeytan sözüne.
Çocuklarını iyi terbiye et yetiştir,
Tercih koyma araya dövüştürme seviştir.
Onlara haram lokma yedirme sende yeme.
Aman yavrum sen sen ol harama helal deme.
Anan baban ihtiyar olmuşsa iyi koru,
Bu dünyadan gidince açarlar sana soru.
Adil ol adaletten aynıma yavrum sakın,
Adil olan insanlar olur Allah’a yakın.
Küçüğünden büyükleri say ki sevsinler seni,
Küçüklerini sev de onlarda saysın seni.
Vatanın bağrına düşmanları bastırma,
Al bayrağın yerine başka bayrak astırma.
Milletle kucaklaşın tutuşun ki el ele,
Yurduna göz dikmesin düşman denen hergele.
Verdiğin sözden dönme yalandan riyadan kaç.
Şu yalancı dünyada mutlu olmaksa amaç.

 

 

 

   
Şevket TOMBUŞ
HEMŞİRE

Hemşire manası oluyor bacı
Hemşire bizlerin başının tam
Doktor yarar onlar verir ilacı
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkatle dolsun hemşire
 
Gelmişler vatanım dört bir yanından
Hastayı. ileri tutar canından
Hepsinin kanı Türk’ün kanımdan
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkatle dolsun hemşire.
 
Gece gündüz onlar nöbet tutarlar
Nöbeti bitince gidip yatarlar
Sonrada dertlere derman katarlar
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkat ile dolsun hemşire.

Sabah gelir bize derler gün aydın
Ben kendini hastalara adadın
Değişmezsin ne olursa soyadın
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkat ile dolsun hemşire.
 
Kırmızı şeritli beyaz kepleri
İmdada koşarlar bize her biri
Ahrete Cennet onların yeri
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkat ile dolsun hemşire.

Kimisi esmerdir kimisi sarışın
Hizmet eder bize yazın ve kışın
Yüksek mevkilere sizler yakışın
Sayenizde geldi ağzımın tadı
Tanrım size versin gönül muradı.
 
Hemşire doktorun olur sağ kolu
Çalışır çabalar doğrudur yolu
Hastaların kalbi minnetle dolu
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkatle dolsun hemşire.
 
Ameliyat1ıya yapar pansuman
Onlar olmaz ise halimiz duman
Yanımızda bizim her gün her zaman.
Allah senden razı olsun hemşire
Kalbin şefkatle dolsun hemşire
 
Çıktımda yattım ben yedinci kata
Yaptımsa af edin burda bir hata
Yoruldum usandım ben yata yata.
Müşfik ellerinle verdin şifayı
Senden gördük bizler en çok vefayı.
12.5.1983
Çorum Devlet Hastanesi

   
Şevket TOMBUŞ
KÖYDE SABAH

Gün doğarken uyandım kuzuların sesiyle,
Her taraf neşelenmiş bülbülün namesiyle.
Koştum da pencerenin açtım bir kanadını,
Çıkmaktı maksadım şu sabahın tadını.
Baktım güneş ufuktan nurlar saçıyor,
Çiçekler ona karşı kucak açıyor.
Arılar vızıldayarak çiçeklere konuyor
Balı koyup peteğe insanlara sunuyor.
Derenin şırıltısı kulakları okşuyor
Kuzular anneleri ile emişiyor.
Köylüler hazırlıkta gitmek için işine
Köpekler takılıyor çobanların peşine.
Çok tatlı bir şamata ortalığa alıyor,
Kadınlar koyunların sütlerini sağıyor.
Dolduruyor sütleri bembeyaz kovalar
Çiçeklerin kokusu yayıldı ovalara.
Kokladım mis kokuyu derin aldım nefesi,
Doldurdum o havayla göğsümdeki kafesi.
Çok hafif tık taklarla kapı vuruldu yine
Baktım güler yüzlü yaşlı bir hanım nine.
Elindeki tepside süt,yumurta, bal vardı.

Kusura bakma diye o adeta yalvardı.
Ben kahvaltı yaparken ilişti iskemleye
Eski günleri andı başladı söylemeye.
Yiğidim Şehit oldu, gitti Vatan uğruna.
İki yetim büyüttüm bastımda ben bağrıma.
Acı günler geçirdik. Aç kaldık, açık kaldık.
Çok geceler yemeden aç aç uykuya daldık.
Karnımız açtı amma gözümüz toktu bizim.
Hiç kimsenin malında gözümüz yoktu bizim.
Sıkıntılı günlerde anardım yiğidimi,
Ben keselli ederim iki küçük yetimi.
Sonunda işittik ki; Vatanımız kurtulmuş,
Temizlenmiş düşmandan hep selameti bulmuş.
Sevindik, neşelendik, acıları unuttuk.
Gözümüzün yaşını mendillerle kuruttuk.
Çok şükür yavruları büyütüp yetiştiler,
Çalışıp kazandılar bu günlere eriştiler.
Konuşması bitince kalktı tepsiyi aldı,
Çıktı gitti kapıdan yine işine daldı.
Düşündüm derin derin hayran oldum köylüye,
Dua ettim Allah’a onlara bol ver diye.

 

 

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

29 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TULUK  Hasan
1943 yılında Çorum'da doğmuşum. Anka ra Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Metalişleri bölümünden mezun oldum. Uzun süre değişik yerlerde  görev  yaptıktan sonra 1979 yılında Çorum Endüstri Meslek Lisesine atandım. Çelik, bakır ve  pirinç  gibi  metalleri çekiçle döverek rölyef, üç boyutlu ve mimari tarzda şekillendirdiğim eserlerimden kompozisyon olarak " Anadolu Kültürü " nü işledim. 
Yurt  içinde  birçok incelemeler ve araştırmalar yaptım  1983 yılında Mimar Sinan Üniversitesinde  misafir sanatçı olarak çalışmalarım izlenmiştir. Yurt içinde ve yurt  içinde bir çok karma ve kişisel sergilere katıldım. 1991 yılında Paris'te düzenlenen  uluslar arası "Les Mains D'or" (Altın Eller)  sergisine şeref  konuğu olarak davet edildim. 3 - 13  Mayıs 1996 tarihleri arasında Lyon-Fontaines Sur Saone beldesinde düzenlenen 3. Altın Eller Bienalinde; Halk oylamasında birincilik,Sanat otoritelerinden oluşan  jüri tarafından en büyük ödülü olan  birincilik madalyası ile iki dalda ödül aldım. 
18 -24 Mayıs 1998 tarihinde Cumhuriyetimizin 75. Yılı nedeniyle Kölh'de düzenlenen "Türk Haftası" kutlamalarına 80 parçadan oluşan koleksiyonumun  yanında;Karadeniz Teknik Üniversitesinde  Araştırma   Görevlisi oğlu,yüksek Mimar Ömer İskender Tuluk'un İstanbul Yalıları, Safranbolu,Kastamonu, Kütahya, Çorum ve Trabzon  evlerinin suluboya çalışmaları da yer aldığı 
Baba -Oğul Anadolu Kültürünün  tanıtıldığı  Cumhuriyetin  75, Yılı sergisi Kölh Baş Konsolosluğunun organizesi ile gerçekleştirdik. 
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info  ve Aylık Şiir Antoloji Dergisi’nde  şiirlerim yayınlanma devam etmektedir.
 
 
Hasan TULUK
ANADOLU’M

Toprağım,güneşim,ekmeğim,aşımsın.
İçtiğim suyum,kokladığım havamsın.
Canımsın,kanımsın;Vatanımsın.
Senin için ağladım,senin için güldüm.
Bazen bir tablo oldun avuçlarımda.
Bazen bir şiirsin dudaklarımda.
Bir türkü tutturmuşum,
Sıvası dökülmüş,kerpiç örgülü dereli köyden,
Kavalın yanık sesini duyar gibiyim.
Abasına bürünmüş çobanın dudaklarından.
Al yazmalı,mağrur bakışlı genç kızları görüyorum.
Kimi süt sağıyor,kimi ninni söylemekte.
Harman yerini düşünüyorum !
Çeteni,kağnısı,atı,arabası.
Söğüt dallarına bürümüş gümelesi,
Gündüzün güneşin,
Gece;mehtabın ışıklarıyla sarmaş,dolaş.
Dantel örgülü döşeği görüyorum,direğin yanı başında.
Bir yanda bakracı,öte yanda ekmek kazanı,
Ağustos sıcağına kalmış,bağrı yanık harmancı,
Çaresiz dönmekte,boz tenli yorgun savaşçı.
Düğüm düğüm olmuş,altın sarısı başaklar.
Kimi henüz ayakta,kimi saman olmakta.
Elif,elif eserken akşam yeli,
Savrulur harmanlar,yüklenir çeteni.
Anılarda yaşıyorum artık,o mevsimleri.
Koklar gibiyim baharı !
Yağmuru,güneşi,yeşili,mavisi.
Kıvrım kıvrım akar,baharda coşan darası.
Ayağında çarığı,omuzunda heybesi,
İki çift öküzü,çiftçisi,elinde övendiresi.
Devşirir toprağı,karasabanı,leyleği,kargası.
Acıkınca ilişiverir,kağnının yanı başına,
İştahla açar dağarcığını,bakmaz çürük dişine,
Katık eder soğanı,tandır ekmeğine aşına,
Sevdalıyım Anadolu'm,Toprağına taşına.

 



 

Hasan TULUK
ANILARDA YAŞIYORUM.

Edirne'm,Kastamonu'm,Safranbolu'm.
Bir başka güzeldir,benim Anadolu'm.
Kerpiç örgülü,kireç sıvası,iskedos yapılar.
Taş kaldırımlı,anıtsal sokaklar.
Payandalı balkonlar,havuzlu odalar.
İşlemeli tavanlar,tahta yüklükler.
Halı yastıklar,dantel örgüler,
Ev hamamları,gelin odaları,
Haremliği,selamlığı,
Daha nice özelliği.
Anılarıyla yaşıyorum,şimdi ben o güzelliği.
Taş oluklu sokak çeşmelerinin
Güldür güldür akan su sesini işitir gibiyim.
Hisseder gibiyim,avuçlarımdaki serinliğini.
Ya ! Loş ışıklı köşe başı lambaları,
Unutur muyum hiç !
Çevresinde oynadığımız oyunları.
Bazen köşe kapmaca,
Bazen göz bağlamaca.
Mevsimler bile bir başka güzeldi o günler !
Cumbalı odamın penceresinden seyrettiğim,
Lapa lapa yağan karın,
Doyamazdım güzelliğine,
Bahçedeki manzaranın.
Hâla hatırlıyorum,ocak başı sohbetlerini,
Mangal ateşinde köpüren kahveyi,
Ayaklı fincanlarla höpürdetir gibiyim
Unutur muyu hiç !
Bağdaş kurup oturduğum yer sofrasını,
Kat kat bölüştüğüm tandır ekmeğini,
Dürüm ettiğim yumurtalı yeşil soğanı,
Kaşıklar gibiyim;tarhanayı,fasulyeyi.
Kapı ardındaki ibriği,leğeni,peşkiri.
Hizmet eden oyalı yazmalı,kınalı elleri.
Geleneği,göreneği,konuk severliği.
O bir tarihti,şimdi rüya oldu.
Ne olur uyandırmayın,
Biraz daha yaşayayım o güzelliği.

 

 
BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

30 BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TÜRKMEN Cuma
1962 yılında Çorum Büğet Köyünde dünyaya gelmişim. Büğet Köyü ilkokulunu bitirdim.Köyüm şehre 8 kilometre olduğu  halde  şimdiki  gibi ulaşım kolay olmadığı  için  ortaokulu okumam bir hayli zordu.  Neyse ki   Çorum'da  oturan teyzem vardı. Yanlarında kalmama razı oldular. Eti Ortaokuluna  kayıtımı yaptırdım. 1977 yılında ortaokulu bitirdim.  Aynı  yıl Çorum Ticaret Lisesine kayıtımı yaptırdım. 1978 yılı 3'ü ayında babamı kaybettim. Ağabeyimin  askerde olması sebebiyle köye dönmek zorunda kaldım. Liseyi 2. Sınıftan terk ettim.  1978 yılından itibaren baba mesleği çiftçilik yapmaya başladım.1981 yılında evlendim.1982    yılının 3'ü ayında  askere  gittim.  Askerlik dönüşü aynı işi devam ettirdim. 1989 yılında  Çorum Çiftçi Malları  Koruma Başkanlığında Katip olarak göreve başladım. Halen aynı görevde bulunmaktayım.
İlkokul sıralarında düşüm ya hakim,ya da doktor  olmaktı. Ama maalesef gerçekleşmedi. Okulda  tembel  öğrenci  olmadığımın aksine çok çalışkan olduğumu belirtmek isterim.   
İlkokul sıralarında düşüm ya hakim,ya da doktor  olmaktı. Ama maalesef gerçekleşmedi. Okulda  tembel  öğrenci  olmadığımın aksine çok çalışkan olduğumu belirtmek isterim. 
Mesleğim icabı Çorum yerel  basın ve yaygın   basını   takip  Etmem  kolay  olduğu  için  olaylar hakkında yorum yapabilme olanağım var. Bu  yüzden  şiir   yazarak Yanlış  bulduğum  toplumsal  olayları şiir  diliyle eleştiriyorum. Gençliğe önerim, basından  yabancı  kalmasınlar,güncel
olayları takip edip öz eleştirisini  yapabilsinler.  Yukarıda   anlattığım  sebepler  beni  şiir yazmaya itti.   İlk  şiirim Çorum Hakimiyet Gazetesinde  yayımlandı.   Diğer  yerel gazetelerde  zaman  zaman şiirlerim yayınlanmaya devam ediyor. Çorumlu 2000 Dergisinde şiirlerim yayımlanmakta. 
Şiir dosyalarım var fakat,şiirlerimi kitap haline getirmiş değilim. Kitap haline getirmeme para sal imkanım da yok zaten.Fikirlerimi şiir olarak yazıyorum.  Çorum  yerel günlük basında yayımlatıyorum. Şiirlerimde en çok dini,ekonomik  ve  siyasal konuları eleştiriyorum. 
Bu imkanı tanıyan Mahmut Selim Gürsel Beye ayrıca teşekkürlerimi bir borç bilirim.
Mahalli basında yayınlanmakta ve Internet’te Yazarımız http://corumlu2000.dergisi.info  Çorumlu2000 Aylık Kültür Sanat ve Tarih ve Edebiyat Dergimizde ve http://fikir.dergisi.info Fikir Dergimizde yazıları yayınlanmaktadır.
 
 
Cuma TÜRKMEN
BU SAVAŞ NİYE ?

Haykırmak isterim Adem nesline
Tokalaşmak varken bu savaş niye ?
Elbet birgün döner herkes aslına
Şakalaşmak varken,bu uğraş niye ?
 
Mağrurlanma beyim aslıdır turap
Kibirin,garezin hep sonu harap
Temennim sen bizi ıslah et Ya Rabbii
Kümeleşmek varken,bu ayrılık niye ?
 
Kerametin sırrı hakka uymaktır
TÜRKMENOĞLU Hak aşkına yanmaktır
Her acıyı bedeninde duymaktır
Kolaylaşmak varken,bu çekiş niye ?
 

 

Cuma TÜRKMEN
KAFA KAFAMI

Hangi adaletin tecellisi bu
Hakkına zulmeden kafa kafa mı?
Vadesinin ölümün ecellisi bu
Sürüklemek bizlere size sefa mı ?

Sosyal adaletten dem vuran beyler
Susup konuşmazlar alıngı paylar
Hırsızlık villayla bak doldu köyler
Terazim mi bozuk yoksa kefe mi ?

Hırsızlık ayyuka çıktı vekiller
Çare bulunmuyor durdu akıllar
Beytülmalı talan etti çakallar
Vatan, Millet,Bayrak sözü caka mı?

Arpalık dolmuş arsız sıpayla
Konuşanı susturular sopayla
TÜRKMENOĞLU içim dolu şüpeyle
Kanunlar mı delik,yoksa taka mı ?

BİR ÖNCEKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BİR SONRAKİ SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

BU SAYI BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

 

 
DİKKAT !  BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARINDAN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR
Yazışma Adresi: corumlu2000@gmail.com